yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, yalnız olduğu anda mektubu açtı.The moment he was alone, he opened the letter.
O yalnız yaşamak için yeterince yaşlı değil.He is not old enough to live alone.
O yalnız başına kahvaltı yaptı.He had breakfast all alone.
O yalnızdır.He is alone.
O yalnız yürümekten hoşlanır.He likes to take a solitary walk.
O yalnız yaşıyor.He lives by himself.
O yalnızdı.He was alone.
Yalnız yürümeyi severim.I like a solitary walk.
O, yalnız bir yolculuğa çıktı.He set out on a lonely journey.
Yalnızca onun iş için uygun olmadığını bulmak için çok çabalıyordu.He tried hard only to find that he was not fit for the job.
Yalnız bir hayat yaşamak onun kaderiydi.It was his fate to live a lonely life.
O bir kitap okuyor. Onu yalnız bırakalım.He is reading a book. Let's leave him alone.
O gününün sonuna kadar yalnız kaldı.He remained single till the end of his day.
O, yalnız yaşayamayacak kadar çok genç.He was too young to live alone.
O çok yalnız hissetti.He felt very lonely.
Kırsalda tamamen yalnız başına yaşar.He lives all by himself in the country.
O, onu yalnız bırakarak caddenin karşısına koştu.He ran across the street, leaving her alone.
Her gün bir süre yalnız yaşamaktan hoşlanır.He likes to spend some time in solitude every day.
Onlar beni oraya yalnız gönderdiler.They made me go there alone.
Ona yalnız gitmesini önerdiler.They suggested to him that he go alone.
Onun yalnız gitmesi düşüncesi beni huzursuz bıraktı.The thought of her going alone left me uneasy.
Onun yalnız yaşaması iyi değil.It is not good for her to live alone.
Onun güzel bir kadın olduğuna inanmakta yalnızız.We are alone in believing that she is a beautiful woman.
Ona onu yalnız bırakmamasını rica etti.She asked him not to leave her alone.
Onsuz yalnızdım.I was lonely without her.
O yalnızken kendini her zaman müzikle rahatlattı.She always comforted herself with music when she was lonely.
Yalnız bir hayat yaşadı.She lived a lonely life.
İskoçya'nın uzak bir bölgesinde yalnız yaşıyor.She lives a solitary life in a remote part of Scotland.
O, orada yalnızdı.She was alone there.
O, oraya yalnız gitti.She went there by herself.
Kocaman bir evde yalnız yaşıyor.She lives alone in a house of enormous dimensions.
O yıllarca yalnız yaşadı.She has lived alone for ages.
Yalnız kalır kalmaz mektubu açtı.The moment she was alone, she opened the letter.
O, yalnız olmak istedi.She wanted to be alone.
O, bir apartmanda yalnız yaşar.She lives in an apartment alone.
O, yalnız başına bir şey yapamaz.She is incapable of doing anything alone.
Yalnız yaşamaya alışkın.She is used to living alone.
O yalnız yaşamaya alışkındır.She is used to living alone.
O, yalnız seyahat etmekten korkardı.She was afraid to travel alone.
Yalnızca İngilizce değil, Fransızca da konuşabiliyor.She can speak not only English but also French.
O yalnız bir hayat sürdü.She led a solitary life.
Artık yalnız değil.She isn't lonely now.
O, oraya yalnız gitmememi söyledi.She told me not to go there alone.
O, bizim onu yalnız bırakmamızı istedi.She asked us to leave her alone.
O yalnız görünüyordu.She looked lonely.
O yalnız görünüyor.She looks lonesome.
Oğlunu arabada yalnız bıraktı.She left her son alone in the car.
O, onu yalnız gitmemesi için uyardı.She warned him not to go alone.
O, odada yalnız bırakıldı.She was left alone in the room.
Onu yalnız bırakalım.Let's leave her alone.
Onu yalnız bıraksak iyi olur.We'd better leave her alone.
Onu yalnız bırakmanın yanlış olduğunu düşündük.We thought it wrong to leave her alone.
Yalnızca kocası ona yardım ederse, evdeki sorunların çoğu kaybolur.If only her husband helped her, most of her problems at home would disappear.
O, kocası öldüğünden beri yalnız yaşıyor.She has lived alone ever since her husband died.
Yalnız olmamız çok hoş.It's so nice to be by ourselves.
Babam sinemalara yalnız gitmeme izin vermez.My father doesn't allow me to go to the movies alone.
Babası onun sinemaya yalnız gitmesine izin vermedi.Her father didn't allow her to go to the cinema alone.
Yalnızca ben, soruyu doğru olarak yanıtlayabilirdim.Only I could answer the question correctly.
Arabamı yalnız bırakın.Leave my car alone.
İyileşmek istiyorsan yalnız tıpa güvenemezsin.You can't rely on medicine alone if you want to get well.
İlgili Sayfalar