yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bütün hafta yalnız mıydınız?Were you alone all week?
Sahilde yalnız olmayı sevmiyorum.I don't like being alone on the beach.
O yalnızca mavi-yeşil gözlü Polonya kızlarını sever.He only likes Polish girls with blue-green eyes.
Eve yalnız başına yürüme.Don't walk home by yourself.
Herhangi bir hobiniz olmadığında hayat yalnız olabilir.When you don't have any hobbies life can be lonely.
Sen her zaman yalnız mı alışverişe gidersin?Do you always go shopping by yourself?
Bu soruyu sana yalnızca bir kez soracağım.I'll only ask you this question once.
Yangın varsa modern bir evden kaçmak için yalnızca altı dakikan var.You only have six minutes to escape a modern home if it's on fire.
Sana oraya yalnız gitmemeni istemedim mi?Didn't I ask you not to go there by yourself?
Yalnız olmanın ne anlama geldiğini biliyorum.I know what it means to be alone.
Gerçeği ama yalnızca gerçeği söyleyeceğinize yemin eder misiniz?Do you swear to tell the truth and nothing but the truth?
Bunu yalnız başıma nasıl yapmam gerekiyor?How am I supposed to do this by myself?
Hava karardıktan sonra yalnız başına eve yürüyerek gitmemeni öneririm.I advise you not to walk home by yourself after dark.
Burada gerçekten yalnız yaşamak istediğinize inanamıyorum.I can't believe you really want to live here all by yourself.
Bu konuda yalnız olduğumu sanmıyorum.I don't think it's just me.
Tom neden orada yalnızdı?Why was Tom there alone?
Burada yalnız kalamam.I can't stay here alone.
O çok yalnız bir yerdi.It was a very lonesome place.
Tom yalnız ve üzgün görünüyor, değil mi?Tom looks lonely and sad, don't you think?
Sadece beni yalnız bırak. Anlaması o kadar zor mu?Just leave me alone. Is that so hard to understand?
Sadece bırak beni, lütfen. Yalnız olmak istiyorum.Just leave me, please. I wanna be alone.
Yalnız yemek yedim.I ate alone.
Yalnız geldim.I came alone.
Şimdi yalnız mısın?Are you alone now?
Keşke bizi yalnız bıraksalar.I wish they'd leave us alone.
Fadıl yalnız gitti.Fadil went alone.
Fadıl ile Leyla'nın birlikte olabilmesinin yalnızca tek yolu var.There is only one way Fadil and Layla can be together.
Fadıl yalnız seyahat ediyordu.Fadil was traveling alone.
Fadil yalnız yaşamıyor. Onun bir ailesi var.Fadil doesn't live alone. He has a family.
Tom yalnız yaşamıyor.Tom doesn't live alone.
Fadıl, Dania'yı yalnız yürürken gördü.Fadil saw Dania walking alone.
Ben yalnız yaşıyordum.I lived alone.
Yalnız hareket ettim.I acted alone.
Tom bana gece yalnız dışarı çıkmamam gerektiğini söyledi.Tom told me that I shouldn't go out at night alone.
Onlar Tom'un yalnızca bir şarkı söylemesine izin verdiler.They only allowed Tom to sing one song.
Bunu yalnız yapıyor olmamalısınız.You shouldn't be doing that by yourself.
Çocuklarını nasıl yalnız bırakabilirler?How could they leave their children all alone?
Tom, Mary'nin yalnız olmasını istemedi.Tom didn't want Mary to be alone.
Tom yalnızca yapmak zorunda olduğu şeyi yaptı.Tom did only what he had to do.
Tamamen yalnızdım.I was all alone.
Karısı öldüğünden beri Tom çok yalnız.Tom has been very lonely since his wife died.
Yalnız başıma dışarı çıktım.I went out by myself.
Tom yalnız görünüyor, değil mi?Tom does look lonely, doesn't he?
Karanlıkta yalnız başına yukarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go upstairs alone in the dark.
Yalnız uyumaktan korkmuyorsun, değil mi?You're not afraid to sleep alone, are you?
Kendimi tamamen yalnız hissettim.I felt all alone.
Ben yalnız gideceğim.I'll go alone.
Neredeyse hiç yalnız alışverişe gitmem.I hardly ever go shopping alone.
Yalnızlığı seven bir kimseydim.I was a loner.
Tom'u yalnız bıraktım.I left Tom alone.
Evde yalnızdım.I was home alone.
Yalnız başıma gittim.I went by myself.
Ben buraya yalnız geldim.I came here alone.
Artık yalnız değilim.I'm not lonely anymore.
Orada yalnızdım.I was alone there.
Yalnız gitmedimI didn't go alone.
Eve yalnız gittim.I went home alone.
Tom'u oraya yalnız başına gönderdim.I made Tom go there by himself.
Bunu yalnız yapmadım.I didn't do this alone.
Tom'un yalnız başına oturduğunu fark etmedim.I didn't notice that Tom was sitting by himself.
İlgili Sayfalar