yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Beni burada yalnız bırakmayın.Don't leave me alone here.
Lütfen gitme. Beni burada yalnız bırakma.Please don't go. Don't leave me alone here.
Tom çok yalnız.Tom is very lonely.
Ben yalnızca seni sevdim.I loved only you.
Tom yalnız olmaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't like being alone.
Tom orada yalnızdı.Tom was alone there.
O yalnız gelir.He comes alone.
Ben o gece yalnızdım, sizi kandırmak için sesler çıkarıyordum, hepsi bu kadar!I was alone that night, making noises to trick you, that's all!
Tom yalnız başına köşede durdu.Tom stood in the corner by himself.
Biz yalnızca kazanmak istiyoruz.We just want to win.
Tom yalnızca otuz yaşına girdi.Tom just turned thirty.
Tom ve ben yalnızdık.Tom and I were alone.
Tom dairesinde yalnız.Tom is alone in his apartment.
Neden Tom'un yalnız başına Boston'a gitmesine izin verdin?Why did you let Tom go to Boston by himself?
Tom Mary'yi yalnız bırakacak kadar aptaldı.Tom was stupid to leave Mary alone.
Tom üç hafta boyunca yalnız seyahat etti.Tom traveled alone for three weeks.
Biz oraya yalnız gidiyoruz.We're going there alone.
Tom yalnız başına oraya gitmeyi planlıyor.Tom plans to go there by himself.
Tom koridorda yalnız bekledi.Tom waited alone in the hallway.
Tom o zaman yalnızdı.Tom was alone at the time.
Cadılar Bayramı'na yalnızca birkaç gün var.Halloween is just a few days away.
Onu yalnız yapabileceğinden emin misin?Are you sure you can do that by yourself?
İlk bilgisayarımın yalnızca 128 kilobayt belleği vardı.My first computer only had 128 kilobytes of memory.
Artık yalnız başıma yürümem.I don't walk by myself anymore.
Yalnız hissetmeni istemiyorum.I don't want you to feel alone.
Cennette bile yalnız olmak iyi değildirEven in paradise it is not good to be alone.
Burada çok yalnızım.I'm very lonely here.
Yalnız başıma gidiyorum.I'm going by myself.
Benimle gelecek misin? Oraya yalnız gitmek istemiyorum.Will you come with me? I don't want to go there alone.
Benim tek meslektaşım emekliye ayrıldığından, ben yalnız uçuyorum.Now that my only colleague has retired, I'm flying solo.
Akvaryum balığımı uzun süre yalnız ve yiyeceksiz bıraktım ve o sonunda öldü.I left my gold fish alone and without food for too long and it eventually died!
Dünyada 7 milyar insan var, ve ben hâlâ yine de yalnızım.There are seven billion people in the world, and yet I am nonetheless alone.
Tom ve Mary tamamen yalnızdı.Tom and Mary were completely alone.
Noel'de yalnız olmaktan nefret ediyorum.I hate being alone at Christmas.
Tom yalnız çalışmaya devam etmek zorunda kaldı.Tom had to continue working alone.
Tom yalnız seyahat etmekten hoşlanmaz.Tom doesn't like traveling alone.
Tom yalnız başına gitmekte ısrar etti.Tom insisted on going alone.
Evimin yanındaki kütüphane bütçe kesintileri yüzünden şimdi haftada yalnızca üç gün açık.The library near my house is now open only three days a week due to budget cutbacks.
Sen benimle değilken kendimi bazen yalnız hissediyorum.When you're not with me, I sometimes feel lonely.
Seni yalnız bırakmaya dayanamıyorum.I just can't bear to leave you here alone.
Onu bilen yalnızca biziz.We're the only ones who know that.
Tom, Mary'yi beklerken yalnız başına oraya oturdu,Tom sat there all alone, waiting for Mary.
Dedektifler Tom'un yalnız hareket ettiğine inanıyorlardı.Detectives believe Tom acted alone.
Dedektifler, Tom'un yalnız hareket ettiğini söyüyorlar.Investigators say Tom acted alone.
Bunun için yalnızca onun sözlerine sahibiz.We only have their word for it.
Tom bunu yalnız başına yapmaya hazırdı.Tom was ready do it all alone.
Yalnız kararınız buydu.This was your decision alone.
Tom evde yalnız dinleniyor.Tom is relaxing alone at home.
Tom'un orada yalnız kalmasını istiyorum.I want Tom to sit there alone.
Sadece bir süre yalnız kalmaya ihtiyacım var.I just need some time alone.
Bir süre boyunca kendimi çok yalnız hissettim.I felt so alone for a while.
Bunu yalnızca bir köle söyleyebilir.Only a slave would say that.
Bu yalnızca benim için değil.This isn't just for me.
Tom yalnız bir hayat sürüyordu.Tom lived a lonely life.
Tom bu konuda yalnız değil.Tom isn't alone in this.
Asla yalnız değilsin.You're never alone.
Yalnız yürüyemem.I can't walk alone.
Bu bilet satın alma tarihinden itibaren yalnızca iki gün geçerlidir.This ticket is only valid for two days after purchase.
Tom karısı öldüğünden beri yalnız yaşıyor.Tom has lived alone since his wife died.
Birlikte yaşamak ve hâlâ yalnız olmak mümkün mü?Is it possible to live together and yet still be alone?
İlgili Sayfalar