yalnız ile cümle
yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onlar orada yalnızdı.They're alone over there.
Tom muhtemelen yalnız değil.Tom is probably not alone.
Ben yalnızlığı seven bir kişiyim.I'm a loner.
Burada geceleri yalnız korkmuyor musun?Aren't you afraid alone at night here?
Tom yalnızlığı seven biri.Tom was a loner.
O, ondan bir mektup aldı, ancak yalnızca birkaç soğuk söz içeriyordu.She received a letter from her, but it only contained a few cold words.
Tom ve Mary yalnız değildi.Tom and Mary weren't alone.
Tom yalnız bırakılmak istiyor.Tom wants to be left alone.
Şimdi herkes Tom'u yalnız bırakıyor.Everybody leaves Tom alone now.
Ölüm yalnızca olası muafiyet mi?Is death the only possible exemption?
Oraya yalnız gitmeyin.Don't go there alone.
Evde yalnız olduğum zaman korkuyorum.I'm afraid when I'm alone in the house.
Bütün hayatım boyunca yalnızdım.I've been alone all my life.
Bir süre için yalnız olmak istiyorum.I wish to be alone for a while.
Keşke çok yalnız olmasan.I wish you weren't so lonely.
Seni yalnız görmek istiyorum.I wish to see you alone.
Ben birkaç saat yalnız olmayı diliyorum.I wish to be alone for a couple of hours.
Bu yalnızca yaklaşık bir değerdir.This is only an approximate value.
Seni yalnız bırakmayacağım.I won't leave you alone.
Ben eskiden olduğum kadar çok yalnız değilim.I'm not as much of a loner as I used to be.
Madem ki yine yalnızsın, bu hafta sonu pokere ne dersin?Now that you are single again, how about poker this weekend?
Onun acısı yalnızca gösteriş içindi.Her misery was only for show.
Tom'a onu yalnız bırakmasını söyledim.I told Tom to leave it alone.
Ben hâlâ bazen yalnızlaşıyorum.I still get lonely sometimes.
Tom'a seni yalnız bırakmasını söyledim.I told Tom to leave you alone.
Tom yalnız ve konuşacak kimsesi yok.Tom is lonely and has no one to talk to.
Mary yalnız ve konuşacak kimsesi yok.Mary is lonely and has no one to talk to.
Tom yalnız ve birlikte oynayacak kimsesi yok.Tom is lonely and has no one to play with.
Tom birlikte oynayacağı kimsesi olmadığı için yalnızdır.Tom is lonely because he has no one to play with.
Tom'un birlikte oynayacak hiç kimsesi yok, bu nedenle o yalnız.Tom has no one to play with, so he's lonely.
Tom yalnızdı ve o konuşacak birinin olmasını diledi.Tom was lonely and he wished he had someone to talk to.
Geceleri yalnız başına sokaklarda yürümekten kaçının.Avoid walking on the streets alone at night.
Ben yalnızca bir hafta burada bulunuyorum.I've only been here a week.
Ben bazen hâlâ yalnızım.I'm still lonely sometimes.
Tom yalnız başına kahvaltı etti.Tom breakfasted alone.
Tom yalnız olmadığını söyledi.Tom said he's not alone.
Tom bunu yalnız yapamaz.Tom can't do it alone.
Aniden, Mary ve ben yalnızdık.All of a sudden, Mary and I were alone.
Şu anda evliliğimi yalnızca bir çocuk kurtarabilir.At the moment only a child can save my marriage.
Tom arabasında yalnızdı.Tom was by himself in his car.
Oraya yalnız başıma gitmeyeceğim.I'm not going to go in there by myself.
Bazen çok yalnız hissediyorum.I feel so lonely sometimes.
İş-yaşam dengesi yalnızca kadınların bir sorunu değildir.Work-life balance is not just a problem for women.
Ben onu yalnızca iki defa kullandım.I've only used this two times.
"Ben tamamen yalnızım." "Ama bu hiç doğru değil! Arkadaşların var!""I'm all alone." "But that's not true at all! You have friends!"
Plüton, Amerika Birleşik Devletleri'nin yalnızca yaklaşık yarısı genişliğindedir.Pluto is only about half the width of the United States.
Yalnız çalışmak hiç eğlenceli değil.Working alone is no fun.
Tom kendini yalnız hissetti.Tom felt alone.
Ben yalnız olduğumuzu düşünmüyorum.I don't think we're alone.
Sen burada yalnızlaşmıyor musun?Don't you get lonely here?
O burada bazen son derece yalnızlaşıyor.It gets awfully lonely here sometimes.
O burada son derece yalnızlaşıyor.It gets awfully lonely here.
Burada tamamen kendi başına yalnızlaşmıyor musun?Don't you get lonely out here all by yourself?
Tom ve Mary yalnız olmak istedi.Tom and Mary wanted to be alone.
Tom Mary'yi yalnız bırakmazdı.Tom wouldn't leave Mary alone.
O orada bir yerde yalnız ve korkmuş.She's out there somewhere alone and scared.
Onun yalnız meditasyonda burada olması gerekiyor.She's supposed to be here in solitary meditation.
Biz yalnızdık ve bir adam içeri girdi.We were alone and a man broke in.
Biz sadece Tom'u burada yalnız bırakamayız.We can't just leave Tom here alone.
Yalnız mı çalışıyorsun?Do you work alone?
İlgili Sayfalar