yalnız ile cümle
yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sen bir daha asla yalnız kalmayacaksın.You will never be alone again.
Artık yalnız olmak istemiyorum.I don't want to be alone anymore.
Sadece beni yalnız bırak. Sen acıklısın.Just leave me alone. You're pathetic.
Ben yalnızca senin evinde çalışıyorum.I'm working in your house only.
Bizim sorunlarımız yok. Yalnızca görevlerimiz var.We don't have problems. We only have tasks.
Tom eve yalnız gitti.Tom went home alone.
Zamanla, şartlar yalnızca kötüleşti.Over time, things only got worse.
Onu yalnız bırak yoksa pişman olursun.Leave her alone or you'll regret it.
Tom'u yalnız bırakın yoksa bundan pişman olursunuz.Leave Tom alone or you'll regret it.
Tom'un yalnızca bir testisi var.Tom has only one testicle.
Hikaye doğru. Yalnızca isimler değiştirildi.The story is true. Only the names have been changed.
Tom dün gece buraya yalnız gelmedi, değil mi?Tom didn't come here alone tonight, did he?
Tom'un oraya yalnız gitmesine izin verilmeyecek.Tom won't be allowed to go there alone.
Bu şeyler yalnızca Boston'da olur.These things only happen in Boston.
Tom bunu yalnız başına yapmak zorunda olacak.Tom will have to do it by himself.
Tom yalnız gitmek zorunda kalacak.Tom is going to have to go alone.
Tom yalnız başına bir yere gidemez.Tom can't go anywhere by himself.
Bunu yapmak için yalnızca tek yol biliyorum.I know only one way to do this.
Tom bizi yalnız bıraksa iyi olur.Tom had better leave us alone.
Tom bunu yalnız başına kullanamaz.Tom can't handle this alone.
Onu Tom'a yalnız başına yaptırma.Don't let Tom do it alone.
Tom sık sık yalnız içer.Tom often drinks alone.
Tom yalnız olmayacak.Tom won't be alone.
Bu yüzden hala yalnızsın.That's why you're still single.
Tom biraz yalnızlığı seven bir kişi.Tom is a bit of a loner.
Kamu yalnızca onlara devlet medyası tarafından söylenenleri bilir.The public only knows what they've been told by the state media.
Şekil değişir, ancak prensipte yalnız kalır.The form varies, but in principle you remain alone.
Tom yakın ilişkilerden çekinen yalnız yaşayan biridir.Tom's a loner who shuns close relationships.
Yalnız yaşamaya katlanamam.I can't stand to live alone.
Onun nereye gittiğini yalnızca Tanrı bilir.God only knows where he has gone.
Tom şirketin yalnızca isim olarak başkanıdır. Tüm önemli kararları oğlu alır.Tom is the head of the company in name only. His son makes all the important decisions.
Şu anda yaşlı bayan yalnız yaşıyor.Now the old lady lives alone.
Tom oraya yalnız gidemeyecek kadar çok genç.Tom is too young to go there alone.
Ben de sık sık yalnızlık yaşarım.I also often experience loneliness.
Onunla yalnız konuşmam gerek.I need to talk to her alone.
Tom yalnız bırakılmalı.Tom should be left alone.
Gemideki 1962 yolcu ve mürettebatın yalnızca 764'ü hayatta kaldı.Only 764 of the ship's 1,962 passengers and crew survived.
Beni yalnız bırak. Ne yaptığımı biliyorum.Leave me alone. I know what I'm doing.
Biz yalnızca birkaç gündür çıkıyoruz.We have been dating for only a few days.
Ben bu son iki hafta gerçekten yalnızdım.I've been really lonely these past two weeks.
Birçoğu oynar ama yalnızca biri kazanır.Many play, but only one will win.
Yalnız olmayı severim.I like to be alone.
Tom genellikle öğle yemeğini yalnız yer.Tom usually eats lunch alone.
Tom yalnız başına gitmekten vazgeçti.Tom ended up going by himself.
Oldukça yalnız hissettim.I felt pretty alone.
Tom, Boston'a gerçekten yalnız mı gidiyor?Is Tom really going to Boston by himself?
Sen yalnız olduğunu söyledin, değil mi?You said you were alone, did not you?
Tom yalnız bırakılmaktan nefret ediyor.Tom hates being left alone.
Yalnız korucu atına bindi ve gün batımına doğru sürdü.The Lone Ranger got on his horse and rode off into the sunset.
Yalnız olmaktan hoşlanırım ama kendimi öyle hissetmiyorum.I like being alone, but not feeling like it.
Şu anda tamamen yalnızım.I'm all alone right now.
Yalnız olmadığımı biliyorum.I know I'm not alone.
Ben onları dükkanda tamamen yalnız bırakamam.I cannot leave them completely alone in the shop.
Ben onları mağazada tamamen yalnız bırakamam.I cannot leave them completely alone in the store.
Evimde yalnız başıma oturuyorum.I'm sitting alone in my house.
Tom Mary'ye oraya yalnız gitmemesini tavsiye etti.Tom advised Mary not to go there alone.
Tom Mary'ye oraya yalnız gitmemesi gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she shouldn't go there by herself.
Tom evde yalnız değildi.Tom wasn't home alone.
Belki biz gerçekten yalnızız.Maybe we really are alone.
O yalnızca bir kazaydı.That was just an accident.
İlgili Sayfalar