yalnız ile cümle
yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom ve Mary çocuklarıyla yalnızca fransızca konuşur.Tom and Mary only speak French to their children.
Yalnız olmaktan gerçekten hoşlanıyorum.I really like being alone.
Ben yalnız değildim.I was not lonely.
Orada yalnızca esperantistler var.There are only esperantists there.
Tom kanepede yalnız oturuyordu.Tom was sitting on the couch alone.
Mary kanepede yalnız oturuyordu.Mary was sitting on the couch alone.
Oraya yalnız gitmemek daha iyi.It's better not to go there alone.
Onlar asla yalnız değildi.They were never alone.
Bu şehirde kendimi yalnız hissediyorum.I feel lonely in this town.
Ben orada yalnızca bir defa bulundum.I have only been there once.
Bu ay boyunca yalnızca İspanyolca cümle eklemeye karar verdim.I've decided to contribute Spanish sentences purely all this month.
Asla yalnız yürümeyeceksin.You'll never walk alone.
Yalnız kız vıcık vıcık bir sandviç yiyor.The lonely girl eats a soggy sandwich.
Yalnızca sen, karanlığı aydınlık yapabilirsin.Only you, can make the darkness bright.
O, yalnız olduğunda kendini üzgün hisseder.He feels sad when he is lonely.
Ben yalnızca üç saat uyudum.I slept only three hours.
Yalnızca bir ağzımız var.We have one mouth only.
Yunanistan yalnız değildir!Greece is not alone!
Ben onu yalnız yapmayı tercih ederim.I prefer to do it alone.
Onu yalnız başıma yapmayı tercih ederim.I prefer to do it by myself.
Sen yalnızca bir korkaksın.You're just a coward.
Tom Meryem'e beni yalnız bırakmasını söyledi.Tom told Mary to leave me alone.
Tom Meryem'e kendisini yalnız bırakmasını söyledi.Tom told Mary to leave him alone.
Zavallı oğlanı yalnız bırak.Leave the poor boy alone.
Zavallı kızı yalnız bırak.Leave the poor girl alone.
O yalnızca küçük bir kız.She is just a little girl.
Bunu yalnızca bir kere söyleyeceğim bu yüzden dikkatlice dinle.I will say this only once, so listen carefully.
O yalnızca meyve yer.He only eats fruit.
Bu otelde yalnızca sigara içmeyenler için odalar vardır.In this hotel there are only rooms for non-smokers.
Yalnızlık artık beni mutlu etmeyen bir hastalık.The loneliness is a disease that makes me not happy anymore.
Eğer daha tatlı bir reçel istersen yalnızca daha fazla şeker ekle.Just add more sugar if you want a sweeter jam.
Beni asla yalnız bırakmayacağını söyledin.You said you'd never leave me alone.
Yalnızlık insanların kaderi değil.Humans aren't meant to be alone.
Biletler yalnızca online olarak mevcuttur.Tickets are available online only.
Hepimiz yalnızdık.We were all alone.
Yalnız polis memuru destek istedi.The lone police officer called for backup.
Herkes yalnızca Tom'a baktı ve bir şey söylemedi.Everyone just stared at Tom and didn't say a thing.
Hiç kimse bu tür bir şeyi yalnız yapmaz.Nobody does this kind of thing alone.
Yalnızca sağlıklı gıdaları yemeye çalışırım.I try to only eat healthy foods.
Tom yalnız yiyordu.Tom was eating alone.
İnsanlar beni yalnız bıraktılar.People left me alone.
Ben yalnız seyahat ediyorum.I'm traveling alone.
Çok yalnızdım.I was so lonesome.
Yalnızca bir kişi yaralıydı.Only one person was injured.
Biz geçen sezon yalnızca bir maç kazandık.We only won one game last season.
Tom annesinin onu yalnız bırakmasını istedi.Tom wanted his mother to leave him alone.
Biz Tom'u yalnız bıraktık.We left Tom alone.
Kasabamızda yalnızca bir trafik lambası var.Our town has only one traffic light.
Tom yalnız yaşıyordu.Tom lived alone.
Tom yalnız seyahat ediyordu.Tom was traveling alone.
Yalnızca bir yanlış anlamamıydı?Was it just a misunderstanding?
Tatoeba'ya yalnızca kendi ana dilinde katkıda bulunmalısın.You must contribute to Tatoeba only in your mother tongue.
O yalnızca yedi yaşındayken babası kendini öldürdü.Her father killed himself when she was just seven years old.
Öyle düşünen yalnızca Tom değil.Tom isn't the only one who thinks so.
Mary'nin sevimli olduğunu düşünen yalnızca Tom değil.Tom isn't the only one who thinks Mary's cute.
Yalnızca bana bir cevap ver.Just give me an answer.
Onu yalnızca Tom bilir.Only Tom knows that.
Bunun yalnızca bir yanlış anlama olduğuna eminim.I'm sure this is just a misunderstanding.
Yalnız olmak yanında birkaç aptalla birlikte olmaktan daha iyidir.It's better to be alone than with some dumbass by your side.
Düşünmek için yalnız kalması gerekiyor.He needs to be alone in order to do some thinking.
İlgili Sayfalar