yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onları yalnız bırakmalıyız.We should leave them alone.
Onu yalnız bırakmalıyız.We should leave him alone.
Ona yalnız bırakmasını söyledim.I said leave her alone.
Lütfen onları yalnız bırak.Please leave them alone.
Lütfen onu yalnız bırak.Please leave him alone.
Lütfen onu yalnız bırakın.Please leave her alone.
Ben onları yalnız bırakacağım.I'll leave them alone.
Onu yalnız bırakacağım.I'll leave him alone.
Sadece onları yalnız bırakın.Just leave them alone.
Sadece onu yalnız bırakın.Just leave him alone.
Onları asla yalnız bırakmayın.Don't ever leave them alone.
Onu asla yalnız bırakma.Don't ever leave him alone.
Onları yalnız bıraksan iyi olur.You'd better leave them alone.
Onu yalnız başına bıraksan iyi olur.You'd better leave him alone.
Onu yalnız bıraksan iyi olur.You'd better leave her alone.
Neden yalnızca onu öpmüyorsun?Why don't you just kiss him?
Ben yalnızca onu incitmek istemiyorum.I just don't want to hurt him.
Yalnızca onu ara.Just call him.
Ben yalnızca onlar hakkında düşünüyordum.I was just thinking about them.
Ben yalnızca onunla ilgili düşünüyordum.I was just thinking about him.
Ben yalnızca onun hakkında düşünüyordum.I was just thinking about her.
Ben yalnızca onunla ilgili konuşuyordum.I was just talking about him.
Ben yalnızca onun hakkında konuşuyordum.I was just talking about her.
Bir günde yalnızca 24 saat vardır.There are only 24 hours in a day.
Yalnızca senin tavsiyen takip edilmelidir.Only your advice has to be followed.
Dan yalnız ve içine kapanıktı.Dan was lonely and withdrawn.
Çok yalnızım.I'm so lonely.
Dan asla seni yalnız bırakmayacak.Dan will never leave you alone.
Yalnızca sesli düşünüyordum.I was just thinking aloud.
Dan beni yalnız bırakmayacak.Dan won't leave me alone.
Erkek kardeşim Dan'dan yalnızca birkaç dakika önce doğdum.I was born just a few minutes before my brother Dan.
Bir hidrojen atomunun yalnızca bir proton ve bir elektronu vardır.An hydrogen atom only has one proton and one electron.
Bu öneri yalnızca sınırlı bir süre için geçerlidir.This offer is available for a limited time only.
Ne? Yalnız mısın? Tom'la beraber geleceğinizi düşünmüştüm.What? Are you alone? I thought you were coming with Tom.
İçeride yalnız hissediyorum?I feel alone inside.
Dan, Linda ve çocuklarını yalnız bırakmayı tasarlamadı.Dan never intended to leave Linda and her children alone.
Dan gece yalnız yürüme hakkında Linda'yı uyardı.Dan warned Linda about walking alone at night.
Dan yalnız başına parka gitmek için fazla gençti.Dan was too young to go to the park alone.
Tom gerçekten yalnızca otuz yaşında mı?Is Tom really only thirty?
Yalnızca üç seçenek var.There are only three options.
Belki yalnız gitmem daha iyi olurdu.Perhaps it would be better if I went by myself.
Bu yalnızca bir dakika alır.This will only take a minute.
Bu yalnızca bir dakika sürer.This will only take a minute.
Yalnızlık için en iyi tedavi nedir?What's the best cure for loneliness?
Tom yalnız yaşamaktan rahatsız değildi.Tom didn't mind living by himself.
Yalnızca bir olası karar var.There's only one possible decision.
Tom parkta yalnız oturuyordu, kitap okuyordu.Tom was sitting alone in the park, reading a book.
Tom çoğunlukla sundurmada yalnız otururdu, kitap okurdu.Tom would often sit alone on the porch, reading a book.
Asla seni yalnız bırakmayacağım.I'll never leave you alone.
Yalnız bırakılmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to be left alone?
Mutsuzluğumun sebebi muhtemelen yalnız olmaktan çok keyif alıyor olmam.My unhappiness probably is because I very much like to be alone.
Banyomuzda yalnızca bir havlu var.There is only one towel in our bathroom.
Yalnız başına yürümeyi tercih ederim.I prefer walking by myself.
Belki de Tom yalnızca sana yardımcı olmaya çalışıyordu.Maybe Tom was just trying to help you.
Eve yalnız yürümek istemiyorum.I don't want to walk home alone.
Tom ve Mary John'u yalnız bırakarak odadan çıktılar.Tom and Mary walked out of the room, leaving John alone.
Tom beni yalnız bıraktı.Tom left me alone.
Ben yalnız kalmaya korkuyorum.I'm afraid to stay alone.
O yalnızca geçici bir çözüm.That's only a temporary solution.
Bu belgenin yalnızca bir kopyası var.There's only one copy of this document.
İlgili Sayfalar