yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Yalnızca biraz uyku alman gerek.You just need to get some sleep.
Tom yalnızca birkaç saat uyudu.Tom only slept for a few hours.
Aptal sorular yok, yalnızca aptal insanlar var.There are no stupid questions, only stupid people.
Yalnızca hayatımdan uzak dur.Just stay out of my life.
Tom evde yalnız kaldı.Tom stayed at home by himself.
Beni bir dakika yalnız bırakır mısın?Would you mind leaving me alone for a minute?
Bizi bir dakika yalnız bırakır mısın?Would you mind leaving us alone for a minute?
Tom öğle yemeğini yalnız başına parkta yedi.Tom ate his lunch in the park by himself.
Tom'a beni yalnız bırakmasını söyledim.I told Tom to leave me alone.
Tom oraya yalnız gitmememi söyledi.Tom told me not to go there alone.
Tom bana oraya yalnız gitmememi söyledi.Tom told me not to go there by myself.
Lütfen bana oraya yalnız gitmediğini söyle.Please tell me you're not going there alone.
Tom'a seni yalnız bırakmasını söylemen gerektiğini düşünüyorum.I think you need to tell Tom to leave you alone.
Oraya yalnız gitmek zorunda olmadığını sana söylememin nedeni bu.That's why I'm telling you that you don't have to go there alone.
Onu yalnız bırak, seni uğursuz piç!Leave him alone, you evil bastard!
Yalnız gitmem aptalca olurdu.It would be stupid to go on my own.
Yalnız başına on adamın işini yaptı.Alone, he did the work of ten men.
O yalnız bir kurt.He's a lone wolf.
Müzik iç yaşamdır. İç yaşamı olan asla yalnızlık çekmeyecek.Music is inner life, and he will never suffer loneliness who has inner life.
Seni yalnız bırakmamalıydım.I shouldn't have left you alone.
Askerin mezarını işaretlemek için yalnızca basit bir beyaz haç vardı.There was only a simple white cross to mark the soldier's tomb.
Bana nasıl yardım edileceğini yalnızca o bilir.Only she knows how to help me.
Yalnızca bir kız kardeşim var.I have only one sister.
Yalnızca Jean'i aramak zorundasın.You simply have to call Jean.
Yalnızca tek seçenekleri var.They have only one option.
O onu tamamen yalnız bıraktı.He left her all alone.
Yalnızlıktan daha kötü bir şey yok.There's nothing worse than loneliness.
Onu yalnız başıma yapmalıydım.I should've done it by myself.
Yalnız olmam gerek böylece düşünebilirim.I need to be alone so I can think.
Tom barda kendini yalnız hissetti.Tom felt alone in the bar.
Tom, lütfen beni yalnız bırak.Tom, please leave me alone.
Beni yalnız bırak, Tom. Sen sarhoşsun.Leave me alone, Tom. You're drunk.
Yalnızca üç ay beraber olduk.We've only been together three months.
Yalnızca üç günümüz kaldı.We've only got three days left.
Yalnızca üç haftamız kaldı.We've only got three weeks left.
Bizim yalnızca biraz zamana ihtiyacımız var.We just need a little time.
Yalnızca on beş dakikam var.I've only got fifteen minutes.
Yalnızca işimi yapıyorum.I'm only doing my job.
Yalnızca Tom'un arkadaşı olmak istiyorum.I just want to be Tom's friend.
Ebeveynlerim beni yalnız seyahat etmekten vazgeçirdi.My parents discouraged me from traveling alone.
Oraya yalnız gitmeyeceksin, değil mi?You're not going there by yourself, are you?
Biriyle birlikte ağla. Yalnız ağlamaktan daha şifalıdır.Cry with someone. It's more healing than crying alone.
Sanırım yalnızca ben farkındayım.I think I am the only one awake.
Çok yalnız bir kişi gibi görünüyorsun.You seem to be a very lonely person.
Gazetede sizin hakkınızda yalnızca iyi şeyler yazmışlar.They only wrote good things about you in the newspaper.
Gazetede onunla ilgili yalnızca iyi şeyler yazdılar.They only wrote good things about him in the newspaper.
Tom yalnızca dedelerinden birini hatırlayabiliyor.Tom can only remember one of his grandparents.
Yaşam yalnızca basit kimyanın aşırı ifadesidir.Life is just the extreme expression of common chemistry.
Bana yalnızca gerçeği söyle. Söz veriyorum sinirlenmeyeceğim.Just tell me the truth. I promise I won't get mad.
Tom yatağında en son ne zaman yalnız uyuduğunu hatırlayamıyor.Tom can't remember the last time he slept alone in his bed.
Mary yalnız uyumaktan hoşlanmaz.Mary doesn't like sleeping alone.
Tom yalnız ve mutsuz.Tom is lonely and unhappy.
Tom uzun süre yalnız yaşadı.Tom has lived alone for a long time.
Yalnızca üç kuralımız var.We have only three rules.
Tom yalnız kalmak istedi.Tom wanted to be alone.
Tom onu yalnız bırakmamızı istedi.Tom asked us to leave him alone.
Sadece yalnız bırakılmak istediğimi insanların anlaması neden bu kadar zor?Why is it so hard for people to understand that I just want to be left alone?
Tom yalnız yaşamayı sevmiyor.Tom doesn't like living alone.
Tom oldukça yalnız hissediyordu.Tom felt quite alone.
Tom yalnız seyahat ediyor.Tom is traveling alone.
İlgili Sayfalar