yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onları yalnız bırak.Leave them alone.
O tür bitki yalnızca Brezilya'da bulunabilir.Such plant can be found in Brazil only.
O yalnızca Japonya'da değil, tüm dünyada meşhur bir fizikçi.He is a physicist famous not only in Japan but all over the world.
Yalnızca gücümüze güvenmeliydik.We had to count on our strength only.
Hawaii, Pasifik ortasında yalnız bir ada gibi görünüyor.Hawaii seems a lonely island in the middle of the Pacific.
O yalnız seyahat ediyor.She's traveling alone.
Burada yalnız yaşadın.You lived alone there.
Biri yalnızca hava ve sevgiyle yaşayamaz.One cannot live solely on air and love.
Tom'un yalnız gitmek istediğini düşünüyor musun?Do you think Tom wants to go by himself?
Oraya yalnız gitmeye kesinlikle hiç niyetim yok.I have absolutely no intention of going there alone.
Seninle yalnız konuşmalıyım.I need to talk to you alone.
Oraya yalnız gitmeyi planlıyorum.I plan to go there alone.
Tom bundan sonra artık yalnız olmadığının farkında oldu.Tom became aware that he was no longer alone anymore.
Tom yalnız olduğunda sık sık kendi kendine konuşur.Tom often talks to himself when he's alone.
Tom lokantadaki kabinlerden birinde yalnız oturdu.Tom sat alone at one of the booths in the diner.
Tom bir fincan kahve içerken mutfak masasında yalnız oturuyordu.Tom sat alone at the kitchen table, drinking a cup of coffee.
Tom pelin otu içerken masada yalnız oturuyordu.Tom sat alone at the table, drinking absinthe.
Tom karanlıkta yalnız oturuyordu.Tom sat alone in the dark.
Tom kapının yanındaki masalardan birinde yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone at one of the tables near the door.
Tom yalnız başına kaymaya gitti.Tom went skiing alone.
Birlik ve ikilik yalnızca aşkta çatışma içinde değildir.Only in love are unity and duality not in conflict.
"Tatile yalnız başına mı gidiyorsun?" "Hayır, problemlerim benimle birlikte geliyorlar.""Are you going on holiday by yourself?" "No, my problems are coming with me."
Hiç yalnız seyahat ettin mi?Have you ever travelled alone?
Yalnızlık bilgeliğin okuludur.Solitude is the school of wisdom.
Onunla yalnız konuşmaya ihtiyacım var.I need to talk to him alone.
Geceleri yalnız yürümemelisin.You shouldn't walk alone at night.
Karanlıktan sonra Park Caddesi'nde yalnız yürümenin tehlikeli olduğunu duydum.I've heard that it's dangerous to be walking alone on Park Street after dark.
Orada yalnız bir yaşlı adam yaşıyor.A lonely old man lives there.
Tom büyük bir evde yalnız yaşıyor.Tom lives alone in a big house.
Tom yalnızca doğru şeyi yapmaya çalışıyordu.Tom was just trying to do the right thing.
Uzun süredir yalnızdın, değil mi, Tom?You've been lonely a long time, haven't you, Tom?
Fil yalnız ve cesaretsizdi.The elephant was alone and fainthearted.
Karar vermemiz için yalnızca otuz dakikamız var.We have only thirty minutes to make our decision.
Tom üzgün ve yalnız görünüyordu.Tom looked sad and lonely.
Pluto yalnız değil. Onun Charon adında bir arkadaşı var.Pluto is not alone. It has a friend named Charon.
Ne olduğunu yalnızca Tom fark etti.Only Tom has noticed what happened.
Bu bir emir değil, yalnızca öneriydi.It was only a suggestion, not an order.
Bu yalnızca gözyaşları içinde sona erebilir.This can only end in tears.
Boston'a ilk geri geldiğimde, ben gerçekten yalnızdım.When I first came back to Boston, I was really lonely.
O yalnız başına yaşıyor.She lives by herself.
Mookie yalnızca para için çalışır.Mookie works only for the money.
Bana yalnızca bir dakika ver.Just give me one minute.
Bana yalnızca birkaç saat ver.Just give me a few hours.
Bana yalnızca 48 saat ver.Just give me 48 hours.
Bana yalnızca üç dakika ver.Give me just three minutes.
Bize yalnızca birkaç dakika verin.Just give us a couple of minutes.
Beni biraz yalnız bırak.Just give me a little privacy.
Tom yalnızca bana yardımcı olmaya çalışıyordu.Tom was only trying to help me.
Tom yalnızca Mary'ye yardım etmeye çalışıyordu.Tom was just trying to help Mary.
Tom yalnızca yardım etmeye çalışıyor.Tom is just trying to help.
Benim yalnız biraz zamana ihtiyacım var.I need some time alone.
Aç olan yalnızca Tom değil.Tom isn't the only one who's hungry.
Tom gerçekten burada olmak istemeyen yalnızca tek kişidir.Tom is the only one who doesn't really want to be here.
Bana para borcu olan yalnızca sen değilsin.You're not the only one who owes me money.
Yalnızca tek kapı var.There's only one door.
Yalnız birkaç kelime ve cümle biliyorum.I only know some words and phrases.
Yalnızca birkaç kelime ve cümle biliyorum.I only know some words and phrases.
Yalnızca on tane kitabım var.I have only 10 books.
Ben gerçekten bu gece yalnız olmak istemiyorum.I really don't want to be alone tonight.
Yalnızca biraz uyumaya ihtiyacın var.You just need to get some sleep.
İlgili Sayfalar