yalnız ile cümle
yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Odamda yalnızca tek bir pencere var.There's only one window in my room.
Tom ve Mary'nin yalnızca bir çocuğu vardı.Tom and Mary had only one child.
Tom Mary'yi oraya yalnız gönderdi.Tom made Mary go there alone.
Tom yalnızca otuz yaşında.Tom is only thirty years old.
Tom ve Mary yalnız değiller.Tom and Mary aren't alone.
Yalnızca üç günün var.You only have three days.
Tom senin yalnız olduğunu söyledi.Tom said you were lonely.
Tom'un yalnızca bir ayakkabısı var.Tom only has one shoe on.
Tom üzgün ve yalnızdı.Tom was sad and lonely.
Tom, Mary'yi yalnız bıraktı.Tom left Mary alone.
Ben gerçekten yalnızım.I'm really lonely.
Ben çok yalnızım.I'm very lonely.
En büyük sorunumuz bunu bitirmek için yalnızca üç günümüz olması.Our biggest problem is we only have three days to finish this.
Panda yalnızca Çin'de yaşar.Panda bears live only in China.
Yalnızca senin gibi birini arıyordum.I was simply looking for someone like you.
Yalnızca iki olasılık var.There are only two possibilities.
Kendimi çok yalnız hissettim.I felt very lonely.
Ben sıkılmış ve yalnızdım.I was bored and lonely.
Neden yalnızca yabancıları durdurdunuz?Why did you stop only the foreigners?
Git buradan. Yalnız kalmak istiyorum.Go away. I want to be alone.
Başka bir yere git. Yalnız kalmak istiyorum.Go somewhere else. I want to be alone.
Ben yalnız uyumayı sevmiyorum.I don't like sleeping alone.
Ona, yalnız gitmesinin daha iyi olacağını söyledim.I told her it'd be better if she went alone.
Yalnız devam edin!Go ahead alone!
"Tom? Bir şey mi oldu?" "Hayır, yalnızca senin sesini duymak istedim.""Tom? Did something happen?" "No. I just wanted to hear your voice."
Biz yalnızca arkadaşız.We are just friends.
Yalnız git!Go by yourself!
Ben bütün haftayı yalnız geçirdim ve ben konuşmayı özledim.I spent the whole week alone, and I longed for conversation.
Tom yalnızca bir prototipti.Tom was just a prototype.
Yaşam yalnızca bir rüyadır.Life is only a dream.
O şimdiye kadar yalnızca 10 sayfa okudu. Bense şimdiden 60 sayfa okudum.He has only read 10 pages so far, I've already read 60.
Mekan boştu. O, bir kutunun arkasına saklanmış bir kedi dışında, karanlıkta yalnızdı.The place was empty. She was alone in the darkness, except for a cat hiding behind a box.
O, karanlıkta yalnızdı.He was alone in the dark.
Onlar karanlıkta yalnızdı.They were alone in the dark.
Ben çocukken, odamda yalnız başıma okuyarak vakit geçirirdim.When I was a child, I used to spend time reading alone in my room.
Tom, deniz feneri bekçisi ve yalnız bir hayat sürüyor.Tom is a lighthouse keeper and leads a lonely life.
Bu, kışın yalnız bir yer olmalı.This must be a lonely place in the winter.
Apple mouse satın aldım. Yalnızca 69 dolar!I bought an Apple mouse. It's only $69!
Tom ve Mary, yalnızca Almanca konuşurlarsa polisin onları yakalayamayacağını düşündüler.Tom and Mary thought that the police would never catch them if they spoke only German.
Tom bilgisayarın önünde yalnız yemek yer.Tom eats alone in front of his computer.
Bu yalnızca senin için.This is only for you.
Yalnız olmak kötü bir arkadaşlıktan iyidir.Better alone than in bad company.
Yalnız olmak istemiyorsan sana eşlik edebilirim.If you don't want to be alone, I can keep you company.
Bunu okuyup anladığın zaman bana yalnızca posta yoluyla yanıt ver.Reply me via mail only when you read and understand this.
O kendini oldukça yalnız hissediyordu.She felt quite alone.
Bu nedenle sana yalnız gitmemeni söylemiştim.That's why I told you not to go alone.
Tatoeba'ya şu andan itibaren yalnızca mantıklı cümleler göndereceğim.From now on, I'll only submit sensible sentences to Tatoeba.
Tom yalnız olmak istediğini söyledi ve sonra odasına gitti.Tom said he wanted to be alone, and then went up to his room.
Küçük bir çocuk sokakta yalnız bırakıldığı için kaza oldu.The accident happened because a small child had been left alone in the street.
Bu piyanonun yalnızca 87 tane tuşu var.This piano has only 87 keys.
Tom yalnız balığa gitmeyi seviyor.Tom likes to go fishing alone.
Yalnızlık tüm göze çarpan insanların kaderidir.Loneliness is the fate of all outstanding people.
Yalnızlık tüm seçkin insanların kaderidir.Loneliness is the fate of all outstanding people.
Bu yalnızca senin için yazıldı!This one was written just for you!
Tom bir apartman dairesinde yalnız yaşıyor.Tom lives alone in an apartment.
Bavula sığdırabildiklerimi aldım yalnızca.I could only take what fit into the suitcase.
Evde yalnız kalabilmesi için bir çocuk kaç yaşında olmalı?How old must a child be to be able to stay at home alone?
O yalnız yaşamak için yeterince yetişkin değil.He's not mature enough to live alone.
Ben yalnızca biyobozunur poşet kullanırım.I only use biodegradable bags.
Periler yalnızca peri masallarında vardırlar.Fairies exist only in fairy tales.
İlgili Sayfalar