yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom ve Mary evde yalnızdı.Tom and Mary were alone at home.
Tom ve Mary parkta yalnızdı.Tom and Mary were alone in the park.
Tom ve Mary asansörde yalnızdılar.Tom and Mary were alone in the elevator.
Fransızca yalnızca Fransa'da konuşulmaz.French is not only spoken in France.
Yalnızca İngilizce konuşabilirim.I can only speak English.
Yalnızca İngilizce konuşabiliyorum.I can only speak English.
Yalnız İngilizce konuşabilirim.I can only speak English.
Yalnız İngilizce konuşabiliyorum.I can only speak English.
Tom yalnızca iyi görünümlü kızlarla ilgileniyor.Tom is only interested in good-looking girls.
Yalnızca Mandarin değil, Şangayca da konuşabilir.Not only can he speak Mandarin, but Shanghainese as well.
Tom yalnızca onu ​​düşünmek istedi.Tom wanted only to think of her.
Erkekler yalnızca tek şey hakkında düşünür.Men only think about one thing.
Tom onu yalnız başına yaptı.Tom did that by himself.
Tom onunla yalnız başına konuşmakta ısrarcı oldu.Tom insisted on speaking to you alone.
O yalnız ve mutsuz.She's lonely and unhappy.
Kocasının ölümünden beri yalnız yaşıyor.Since her husband's death, she has been living alone.
Beni burada yalnız bırakma.Don't leave me here alone.
Özgürlük yalnızca gücün olduğu yerdedir.Freedom is only where power is.
O yalnızca filmlerde olur.That only happens in the movies.
Biz yalnızca arkadaş mıyız?We're only friends?
Tom Mary ile yalnız olmak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to be alone with Mary.
Ben yalnızca bütün olasılıkları dikkate almaya çalışıyorum.I'm just trying to consider all possibilities.
Hava karardıktan sonra yalnız başına dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out after dark by yourself.
Tom'un bunu yalnız başına yapmasına izin vermiyorum.I'm not letting Tom do this by himself.
Keşke sadece beni yalnız bırakmasaydın.I wish you would've just left me alone.
Yalnızca üç haftadır burada bulunuyorum.You've only been here for three weeks.
Lütfen beni burada yalnız başıma bırakma.Please don't leave me here by myself.
Kavgayı durdurmaya çalışıyordum yalnızca.I was just trying to stop the fight.
Neden oraya yalnız gitmek isterim?Why would I want to go there alone?
Tom'un evinin yalnızca tek yatak odası var.Tom's house has only one bedroom.
Yalnızca işimi yapmaya çalışıyordum.I was just trying to do my job.
Ben yalnızca şaka yapıyor olduğumu Tom'a söyledim.I told Tom I was just joking.
Yalnızca sana yardım etmeye çalışıyorum.I'm only trying to help you.
Ben yalnızca bir gün için buradayım.I'm only here for one day.
Tom kendini yalnız hissetmeli.Tom must feel lonely.
Tom yalnız olmalı.Tom must be lonely.
Ben yalnızca bir dostum.I'm just a friend.
O yalnızca bir arkadaş.She's just a friend.
O yalnızca Almanca konuştu.She spoke only German.
Onu yalnız bırakın!Leave that alone!
Yalnızca ne diyeceğimi bilmiyorum.Simply, I don't know what to say.
Ampirik veriler yalnızca gözleme dayanır.Empirical data is based solely on observation.
Tom otuz dilde "Ben yalnızca Fransızca konuşabilirim." diyebilir.Tom is able to say "I can only speak French" in thirty languages.
Seninle biraz yalnız konuşabilir miyim?Could I talk to you alone for a second?
Karıncayiyenler yalnız yaşayan hayvanlardır.Aardvarks are solitary animals.
Yerdomuzları yalnız yaşayan hayvanlardır.Aardvarks are solitary animals.
Sana yalnız git demiyorum.I'm not telling you to go alone.
Bu,yalnız yapmaya ihtiyaç duyduğum bir şey.This is something I need to do alone.
Gerektiğinde yalnız yaşamaya alışacaksın.You'll get used to living alone in a pinch.
Ben evde yalnız olmaktan hoşlanmıyorum.I don't like being home alone.
Bu gün yalnız mı geldin?Did you come alone today?
Benim yalnızca birkaç dakikam var.I have only a few minutes.
Bunu yalnız başına yapamazsın.You can't do this alone.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istediklerini söylediler.Tom and Mary said they wanted to be left alone.
Tom ve Mary sadece yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary just wanted to be left alone.
Tom, Mary ile yalnız kalmaya dayanamazdı.Tom couldn't stand being alone with Mary.
Yalnızca, benden üç yaş büyüksün.You're only three years older than me.
Benden yalnızca üç yaş büyüksün.You're only three years older than me.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary wanted to be left alone.
Tom ve Mary mağarada yalnızdı.Tom and Mary were alone in the cave.
İlgili Sayfalar