yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Neden defolup gitmiyorsun ve beni yalnız bırakmıyorsun?Why don't you just go away and leave me alone?
Ormana yalnız gitmemeliydin.You shouldn't have gone into the forest alone.
Tom'la yalnız başıma birkaç saniye geçirmek istiyorum.I'd like to spend a few moments with Tom alone.
Üç yıldır bu adada yalnızım.I've been alone on this island for three years.
Siz ikinizin birlikte yalnız olmak istediğiniz açık.It's obvious you two want to be alone together.
Tom kalktı, çekip gitti, Mary'yi yalnız bıraktı.Tom got up and walked away, leaving Mary alone.
Tom yarısı boş bir şişe şarapla yalnız başına oturdu.Tom sat alone with a half-empty bottle of wine.
Tom Mary'yi John'la yalnız bırakmak üzere değildi.Tom wasn't about to leave Mary alone with John.
Tom'u garajda yalnız bırakmamalıydık.We shouldn't have left Tom alone in the garage.
Bana yalnız Tom'la birkaç dakika verir misin?Would you give me a few minutes alone with Tom?
Henüz Tom'la yalnız başıma olmak için bir fırsatım olmadı.I haven't had a chance to be alone with Tom yet.
Tom'la yalnız başıma biraz zaman harcamayı gerçekten istiyorum.I really want to spend some time alone with Tom.
Seni tekrar Tom'la yalnız bırakmayacağım.I'm not going to leave you alone with Tom again.
O zaman yalnız olsaydı ölürdü.If he'd been alone at that time, he'd have died.
Tom orada o ağacın altında yalnız oturuyor.Tom is sitting alone under that tree over there.
Tom odasında yalnız oturdu, telefonun yanında bekliyordu.Tom sat alone in his room, waiting by the phone.
Oraya yalnız gitmiyorsan daha iyi hissederim.I'd feel better if you weren't going there alone.
Seni burada yalnız bırakmamın imkanı yok.There's no way I'm going to leave you alone here.
Tom yalnız olmaya alışkın birine benziyor.Tom looks like someone who's used to being alone.
Karanlıkta burada yalnız oturarak ne yapıyorsunuz?What're you doing sitting here alone in the dark?
Tom'la bir saniye yalnız konuşmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I speak to Tom alone for a sec?
Sen bana yalnız içirtmeyeceksin, değil mi?You're not going to make me drink alone, are you?
Tom'u Mary ile yalnız bırakmanın iyi olduğundan emin misin?Are you sure it's OK to leave Tom alone with Mary?
Sadece Tom'la biraz yalnız kalabilmeyi isterim.I just wish I could have some alone time with Tom.
Belki Tom'la yalnız başıma birkaç dakika harcamam gerekir.Maybe I should spend a few minutes with Tom alone.
Tom'la şimdiye kadar ilk defa yalnız kaldım.That was the first time I was ever alone with Tom.
Tom ve Mary birdenbire yalnız olmadıklarını fark ettiler.Tom and Mary suddenly realized they weren't alone.
Dün gece eve yalnız gitmene izin vermemeliydim.I never should've let you go home alone last night.
Şu anda yalnız olmam çok zor olabilir.It might be very hard for me to be alone right now.
Seni Tom'la burada yalnız bırakmamın imkanı yok.There's no way I'm leaving you here alone with Tom.
Tom Mary'yi beklerken karanlıkta yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone in the dark waiting for Mary.
Tom'un peşinden yalnız gitmeyi planlamıyorsun, değil mi?You're not planning to go after Tom alone, are you?
Sen bir dört yaşında çocuğu bütünüyle yalnız nasıl bırakabildin?How could you leave a four-year-old child all alone?
Tom zamanının çoğunu yalnız harcamayı tercih ediyor gibi görünüyor.Tom seems to prefer spending most of his time alone.
Senin gibi güzel bir kadın yalnız başına yemek yememeli.A beautiful woman like you shouldn't be eating alone.
Mary'yi Tom'la yalnız bırakmayacağız, değil mi?We're not going to leave Mary alone with Tom, are we?
Tom son altı aydır burada yalnız yaşıyor.Tom has been living here alone for the past six months.
Tom beş saattir o odada yalnız oturuyor.Tom has been sitting in that room alone for five hours.
Tom Mary ile sonunda birlikte yalnız olduklarını fark etti.Tom noticed that he and Mary were finally alone together.
Ben seni tehlikeyle kendin yalnız yüzleşmen için terk edemedim.I couldn't leave you alone to face the danger by yourself.
Tom bir köşe standında yalnız oturuyordu, öğle yemeğini yiyordu.Tom was sitting alone in a corner booth, eating his lunch.
Tom ve Mary holde yalnızdı, birbirleriyle konuşuyorlardı.Tom and Mary were alone in the hall, talking to each other.
Ne kadar yalnız hissettiğim hakkında düşünmemeye çalışarak sadece orada oturdum.I just sat there trying not to think about how alone I felt.
Bir akşam evde yalnız vakit geçirmeye can atıyorduk.We were looking forward to spending an evening at home alone.
Seninle altı saat yalnız geçirmeye katlanabileceğimi sanmıyorum.I don't think I could stand to spend six hours alone with you.
Çocuk kaçıran yalnız gelmezsem Tom'u öldüreceğini söyledi.The kidnapper told me he'd kill Tom if I didn't show up alone.
Mary içeri girdiğinde Tom mutfak masasında yalnız oturuyordu.Tom was sitting alone at the kitchen table when Mary walked in.
Yalnız yaşamanın dezavantajlarından biri senin konuşacak hiç kimseye sahip olmamandır.One of the disadvantages of living alone is that you have no one to talk to.
Az önce Tom'a Mary'yi yalnız bırakmasını söyledim.I just told Tom to leave Mary alone.
O beni yalnız bırakmayacak.She won't leave me alone.
Neden onları yalnız bırakmıyorsun?Why don't you leave them alone?
Neden onu yalnız bırakmıyorsun?Why don't you leave her alone?
Beni yalnız bırak! Senden nefret ediyorum!Leave me alone! I hate you!
Hepiniz yalnızsınız.You're all alone.
Çok yalnızsın.You're very lonely.
Sevgililer Günü'nde yalnızdı.She was alone on Valentine's Day.
Tom yalnız geldi.Tom came alone.
Tom yalnız oturdu.Tom sat alone.
Tom yalnız durdu.Tom stood alone.
Tom yalnızdı.Tom was alone.
İlgili Sayfalar