Tom Mary hakkında yalanları yaymakla suçluydu.Tom was guilty of spreading lies about Mary.
Tom Mary'ye yalan söyledi.Tom lied to Mary.
Tom Mary'nin yalan söylediğini asla duymadı.Tom has never heard Mary tell a lie.
Tom Mary'ye inanmıyor. Onun yalan söylediğini düşünüyor.Tom doesn't believe Mary. He thinks she's lying.
Tom Mary'ye yalancı diye bağırdı.Tom called Mary a liar.
Tom ve Mary birbirlerine asla yalan söylemediler.Tom and Mary claim that they never lie to each other.
Tom Mary'yi açık açık yalan söylemekle suçladı.Tom accused Mary of lying through her teeth.
Ben istemeden yalan söyledim.I lied unwillingly.
Tom hasta olduğunu söyledi, fakat o bir yalandı.Tom said he was sick, but that was a lie.
Tom dürüst bir çocuk, bu yüzden yalan söylemezdi.Tom is an honest boy, so he wouldn't tell a lie.
Tom dürüst bir çocuk, bu yüzden yalan söylemez.Tom is an honest boy, so he doesn't lie.
Asla ona inanma, o bir yalancı.Never believe him, he's a liar.
Asla ona inanmayın, o bir yalancı.Never believe him, he's a liar.
Biri kesinlikle yalan söylüyor.Someone is definitely lying.
Bu bir yalandı.This was a lie.
Tom Mary yalan söylerken söyleyebileceğini düşünüyor.Tom thinks he can tell when Mary is lying.
Tom Mary'den asla yalansız dolansız bir cevap beklemez.Tom never expects a straight answer from Mary.
Tom sana Boston'da yaşadığı hakkında sana yalan söyledi.Tom lied to you about having lived in Boston.
Tom, her şey hakkında Mary'ye yalan söyledi.Tom lied to Mary about everything.
Tom Mary'nin yalan söylediğini biliyor.Tom knows Mary lied.
Tom, Mary'nin yalan söylediğini bilir.Tom knows Mary lied.
Tom ne kadar zengin olursa olsun herkese yalan söylemeye devam ediyor.Tom keeps telling everyone how rich he is.
Tom Mary'den daha kötü bir yalancıdır.Tom is a worse liar than Mary.
Tom'un Mary'nin yalan söylediğinden şüphelenmek için bir nedeni yoktu.Tom had no reason to suspect that Mary was lying.
Tom yalan söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.Tom had no qualms about lying.
Tom'un Mary'nin yalan söylediğine dair bir önsezisi vardı.Tom had a hunch that Mary was lying.
Tom Mary'ye yalan söylemek istemiyor.Tom doesn't want to lie to Mary.
Tom ve Mary birbirine sürekli yalan söyler.Tom and Mary lie to each other all the time.
Tom neredeyse Mary'ye hiç yalan söylemez.Tom almost never lies to Mary.
Yaşım konusunda erkek arkadaşıma yalan söyledim.I lied to my boyfriend about my age.
Yaşım hakkında kız arkadaşıma yalan söyledim.I lied to my girlfriend about my age.
Sana niye yalan söyleyeyim ki?Why would I lie to you?
Tom'un söylediği bir yalandı.What Tom said was a lie.
Tom, yalan söylediğini düşünüyor.Tom thinks you're lying.
Tom, yalan söylediğinizi düşünüyor.Tom thinks you're lying.
Tom Mary'nin yalan söylediğini düşünüyor.Tom thinks Mary is lying.
Tom'un sana yalan söylemiş olması mümkündür.It's possible that Tom lied to you.
Yalan söylemek utanç verici.Lying is shameful.
Tom size yalan söylüyor.Tom is lying to you.
Tom zorunlu bir yalancıdır.Tom is a compulsive liar.
O yalan söylemekten nefret ediyordu.He hated lying.
O yalan söylemez.He doesn't tell lies.
O, yalan söylemez.He doesn't lie.
Seni yalanlamama izin ver.Allow me to contradict you.
Seni yalanladığım için üzgünüm.I'm sorry to contradict you.
Yalana meyillidir.He tends to lie.
Sık sık yalan söylediği için hiç kimse onun söylediğine inanmıyor.Since he often tells lies, nobody believes what he says.
Bermuda Şeytan Üçgeni bir yalandır.The Bermuda Triangle is a sham.
O, babasının hasta olduğunu söyledi, ama bu bir yalandı.He said that his father was ill, but it was a lie.
O, babasının hasta olduğunu söyledi, ama o bir yalandı.He said his father was ill, but that was a lie.
Sen biraz yalancısın.You're a little liar.
Bazen yalan söylemek daha iyidir.Sometimes it's better to lie.
Yalan söylemekle suçlanıyordu.She was accused of lying.
O, yalan söylemekle suçlandı.She was accused of lying.
Ben yalancılardan hoşlanmam.I don't like liars.
Yalan söyleme, tatlım.Don't lie, Honey.
Ben yalancı değilim.I'm no liar.
Bu bir yalan!That's a lie!
Yalan söyleme, dürüst ol.Don't lie. Be honest.
Yalan söyleme, doğruyu söyle.Don't lie. Tell the truth.