Ancak bu yalan!You don't!
Ya yalan söyleniyor, olabilir, veya toplam tutar yanlış hesaplandı.Or maybe the prices of apples and bananas actually changed between the two visits of the market.
İşyerinizin kapandığı konusunda nasıl böyle bir yalan söyleyebilirsiniz?How could you blatantly lie like this when your business has been suspended.
Hepsi de bir yalan!That is all a lie!
...yalanlar, yalanlar.Lies. Lies.
Hep yalanlar yüzünden, söyle!This is all because of lies. Tell him!
Seni zorladým yeđen, seni kýţkýrttým... *...ama sana hiç yalan söylemedim.*I have pushed you son and stirred you up, but I have never lied to you son
"Ben biliyorum, bu yalan başladı bölüm."I know the chap that started the lie.
"Ben bunun bir yalan olduğunu düşünmüştüm," dedi."I thought it was all a lie," he said.
Tabutumda ölü yalan söylüyorum bile,Even when I'm lying dead in my coffin,
Iyi ya da onlardan daha iyi olarak Hıristiyanlar, onların altında çok toz yalan ayaklar.Christians as good or better than they,-- are lying in the very dust under their feet.
Yalan değil!It's not a lie!
Seni yalancı!You liar!
Yok, şu anda yalan söylüyorsun, demiyorum.No, I don't mean you're lying right now.
Genel olarak, yalancısın diyorum.I just mean, you know... generally.
Bir yalancı ise söyleyeceği şeyi zihninde tasarlamıştır... ...sadece baskı altında gerçeği söyler.A liar has particular sentences to fall back on during states of increased stress.
Sana yalan borcum mu var?Ain't no point in lying to you.
Yalancı! ölmek mi istersin?You are lying! Do you want to die?
Yalan söyleme, hiç temizlememişsin.You're lying, you haven't even cleaned once.
Katılımcılardan, bir beyin görüntüleme aracında yalan söylemelerini istedim.I asked the participants in the experiment to lie in a brain imaging scanner.
"O sokakta yalan olamaz."He can't lie in the street.
Nerede olduğunu bildiğimi söyleyerek onlara yalan söylemek istemedim.I didn't want to lie and tell them I knew where he was.
Davacıların stratejisi olabilecek en sıkıcı şekilde ve mümkün olduğunca çok yalan söylemek -The prosecutors' strategy is to lie as much as possible in the most boring possible way -
Makyo - Makyo, seni KENDİNDEN uzaklaştıran bir nevi kendine söylediğin yalanlardır.1. Ahmyo - is absolute and pure trust in the self, the realization of I AM 2.
Şimdi sorun şu ki bu hikaye hep bir yalandı.Now the problem is that the story was always a lie.
Yalan söylemiyorlar.They're not lying.
Bu soruyu doğrucu ve yalancı olarak adlandırabiliriz.So this one, we could call it the truth teller and the liar.
Ve biri de her zaman yalan söylüyor.And then one of them always lies.
Ama biri hep yalan söylüyor.But one of them always lies.
Bu kişi doğruyu söylüyorsa, şu kişi de yalancıdır, öyle değil mi? -If this guy tells the truth, then this guy's the liar, right?
Ve adam yalancı olduğu için, yanlış kapıyı söyleyecektir. -And since he's a liar, he would tell you the incorrect door.
Bu adama sorarsam ve sorduğum adam yalancıysa?What if I ask this guy and he happens to be the liar?
Yani bu yalancı, bu da doğrucu.So this guy's the liar, this guy's the truth teller.
Yalancı olduğu için kendine hakim olamaz.So the liar, he can't help himself.
Yalan söyler.He will lie.
Bu da yalan söyleyecektir.This guy will lie.
Eğer bu adam yalancıysa, doğrucunun 2 numaralı kapı diyeceğini bilmektedir. -Now if this guy's a liar, he knows that the truth teller will say door number two.
Ama yalancı olduğu için, size 1 numaralı kapı der.But he's a liar, so he'll tell you door number one.
Tekrar etmek istersek, yalancıya aynı soruyu sorunca, yine cevap olarak yanlış kapıyı alırım. -So once again, if I ask the same question of the liar, i still get the incorrect door.
Kardeşin yanlış hatırlıyordur... ...ya da yalan söylüyordur.Your sister could be remembering it incorrectly or, she could be lying.
Ablam yalan mı söylüyor?Unni lie?
- Lev, en azından yalan söyle bari.- I don't know. - Lev, you know what, just lie to me.
Ben de sana yalan söyledim.I, um...
Özgürlük, parasal sistemin en büyük yalanıdır. Hem, özgür olmak gerçekten ne anlama geliyor?Freedom is the biggest lie of the monetary system but what does it really means to be free?
[Anas Yalan Söylüyor][Anas Lies]
Bir de bir insanýn gözünün içine bakýp... ...ustalýkla yalan söylemek.Like what
Ne istiyorsunuz ya ailemden, kalleţ herifler. Ben yalandan nefret ederim.Mert, Mert
Yalan söylemek için bir neden görmedim.I saw no reason to lie.
Bakın, federallere yalan söyledim, bundan da hayatımın bir yılını kaybettim.Look, I lied to the Feds. I lost a year of my life from it.
Yalan yere yemin etme vallahi çarpýlýrsýn!Don't swear in vain,you'll warp.
Niye ona yalan söyledin?Why did you lie?
Ama madem bu kişi sen çıktın, içim rahatlamadı desem yalan olur.But, since you're the other person, I'm actually relieved.
Ne yalan ama.What a liar.
Dediklerim yalan mıydı?Were my words wrong?
Yalan söylüyor olabilir.He could be lying.
Gözlerime inanamıyorum... ...dünya nasıl pislik ve yalanlarla dolu.How the world's filled with filth and lies But it's plain to see
Neden tüm bu yalanları duyamıyorlar?Why can't they hear the lies?
Seni pis yalanci! hapsiiiiiYou swindling bastard! Achoo!!
Yalan söyleme!Don't lie!
Yalan olsaydi, baska birininin sana ilgi göstermesi beni rahatsiz etmezdiIf it was a lie, then it wouldn't have bothered me that you're interested in someone else.