Ana içeriğe geç
Sözlük

yalan ile cümle

yalan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, asla yalan söylemez.He never tells a lie.
O, yalan söyleyecek son kişidir.He is the last person to tell a lie.
O, kasıtlı yalanlar söylediHe told deliberate lies.
O beni yalancı çıkardı.He made me out to be a liar.
O, benim yalan söylediğimden şüpheleniyor.He suspects me of telling a lie.
O bana bir yalancı demekten geri kalmadı.He as good as called me a liar.
O, bana yalan söyledi.He lied to me.
O bana yalan söyledi. Bu nedenle ona kızgınım.He lied to me. That is why I am angry with him.
O bana yalan söylemememi söyledi.He told me not to tell lies.
O, bana bir yalan söyleyecek kadar çok ileri gitti.He went so far as to call me a liar.
O, beni bir yalancı olmakla suçladı.He accused me of being a liar.
Kendi hakkında yalanlar söylüyor.He has been telling lies about himself.
Yalan söyleyemeyecek kadar çok dürüsttür.He is too honest to tell a lie.
O, o kadar dürüst bir çocuktur ki asla yalan söylemez.He is such an honest boy that he never tells a lie.
Onun yaşı hakkında yalan söyledi.He lied about his age.
O, onu ona yalan söylemekle suçladı.He accused her of having lied to him.
Onunla tanıştığını söyledi, bu bir yalandı.He said that he had met her, which was a lie.
Onunla karşılaştığını söyledi, bu bir yalandı.He said that he had met her, which was a lie.
Hasta olduğunu söyledi, o bir yalandı.He said he was sick, which was a lie.
Babasının hasta olduğunu söyledi, o bir yalandı.He said his father was ill, which was a lie.
O, odaya girmediğini söyledi, o bir yalandı.He said he did not enter the room, which was a lie.
O yalan söylemeye çekinmez.He has no scruples about lying.
Onların yalan söylediği belliydi.It was obvious that they had told a lie.
Evlendikleri zaman her ikisi de yalan söylememek için yemin ettiler.When they got married, they both swore to never lie.
Onlar yalancıyı horladılar.They scorned the liar.
Onlar onu yalan söylemekle suçladılar.They accused him of telling a lie.
Onlar hiç yalan söylemez.They never tell a lie.
Onlar sadece protestoyu görmezden gelmediler, aynı zamanda basına yalan söylediler.Not only did they ignore the protest, they also lied to the press.
Onlar onun yalan söylediği sonucuna vardılar.They concluded that he had told a lie.
O yalan söylemiş olamaz.She cannot have told a lie.
Bana dün söylediği yalan o kadar da büyük değildi.What she told me yesterday is a white lie.
Öldüğü söylentisi yalanmış.The rumor of her death turned out false.
Onun hikayesi gerçek olamaz. O sık sık yalan söyler.Her story can't be true. She often tells lies.
Yalan söylemekle suçlandı.She was accused of telling a lie.
O bir yalan söylemiş olmalı.She must have told a lie.
İş hakkında yalan söylemekle suçlandı.She was accused of having lied about the affair.
O çok akıllı bir yalancıdır.She is a very clever liar.
O çok zeki bir yalancıdır.She is a very clever liar.
Ona güvenilemez çünkü sık sık yalan söylüyor.She cannot be relied on because she often tells lies.
O, beni yalan söylemekle suçladı.She accused me of telling a lie.
O, yalancıları küçümser.She scorns liars.
O, hikayeyi yalanlamak için acele etti.She hastened to deny the story.
O bana yalan söylemiş olabilir.She may have told me a lie.
O, bana yalanlar söylemememi söyledi.She told me not to tell lies.
Beni bir yalancı olmakla suçladı.She accused me of being a liar.
Bir piyanist olduğunu söyledi fakat o bir yalandı.She said she was a pianist, but that was a lie.
O, yaşı hakkında yalan söylüyor.She is lying about her age.
Zorunluluktan beyaz bir yalan söyledi.She told a white lie out of necessity.
O, hasta olduğunu söyledi, o bir yalandı.She said that she was ill, which was a lie.
O, yatakta hasta yattığını söyledi, bu bir yalandı.She said she was ill in bed, which was a lie.
O tekrar geleceğini söyledi, bu bir yalandı.She said that she would come back again, which was a lie.
Belli ki yalan söylüyor.Obviously, he is lying.
Birisi açıkça yalan söylüyor.Someone is obviously telling a lie.
O öyle söylemedi fakat o yalan söylediğimi ima etti.He didn't say so, but he implied that I was lying.
Gözlerin yalan söylüyor.Your eyes are lying.
Şüpheli müfettişe bir yalan söyledi.The suspect told a lie to the inspector.
O sık sık yalan söylediği için ona güvenemeyiz.We can't trust him because he often tells lies.
Onun asla yalan söylemediğine inanıyorum.I believe that she has never told a lie.
O bize yalan söyledi.He lied to us.
O bize bir yalan söyledi.He told us a lie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod