yalan ile cümle

yalan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Naomi'ye inanmıyorum. Sanırım o yalan söylüyor.I don't believe Naomi. I think she's lying.
Ben yalan söylemeyi aştım.I'm above telling lies.
Allah için, hiç yalan söylemem.By God, I never tell a lie.
Onun yalan söylediği sonucuna varmada çok aceleci davrandım.I was too hasty in concluding that he was lying.
Ben onun bir yalan söylediğinden şüpheleniyordum, ancak bana sürpriz olmadı.I suspected that he was telling a lie, but that didn't surprise me.
Ben onun bir yalancı olduğundan şüphelendim.I suspected he was a liar.
Onun yalan söylediğinden son derece şüphelendim.I strongly suspected that he had been lying.
Ona yalan söylememem gerektiğini biliyorum.I know that I should not tell him a lie.
Zaman yalanın yanı sıra gerçeği de ortaya koyar.Time reveals truth as well as falsehood.
Aslına bakarsan, yalan söyledim.The truth is I told a lie.
Gerçek bir yalan söylemiş olmamdır.The truth is I told a lie.
Gerçek onun yalan söylemesidir.The fact is that she lied.
Gerçek şu ki o yalan söyledi.The fact is that she lied.
Utanmaz bir yalancı gülümseyerek konuşur.A shameless liar speaks smilingly.
Yemin ederim yalan söylemiyorumI'm not lying. I swear to God!
Bu adam yalan söylemede oldukça yeteneklidir.The man is quite capable of telling lies.
Aramızda kalsın, o bir yalancı.Just between you and me, he is a liar.
Lütfen bir daha asla yalan söylemeyeceğinize dair bana söz verin.Please promise me that you will never tell a lie again.
Asla tekrar yalan söyleme.Never tell a lie again.
O senden daha yalancı değil.He is no more a liar than you are a liar.
O, yalan söylemiş olamaz.He can't have told a lie.
Onun yalan söylediği belliydi.It was obvious that he was lying.
Onun yalan söylediğini hiç duymadım.I have never heard him lie.
Onun yalan söylemiş olabileceği aklıma geldi.It occurred to me that he might have told a lie.
Onun yalan söylüyor olması mümkündür.It is possible that he is telling a lie.
Onun yalan söyleyebileceği hiç aklıma gelmedi.It never occurred to me that he might tell a lie.
O hiç yalan söylemedi.He's never told a lie.
Başından beri onun yalan söylediğini biliyordum.I knew all along that he was telling a lie.
Keşke ona yalan söylemeseydim. Onun yüzüne asla tekrar bakamayacağım.I wish I hadn't lied to him. I'll never be able to look him in the face again.
Onun yalanı konuları karıştırdı.His lie complicated matters.
Onun söylediğinin bir yalan olduğu ortaya çıktı.What he had said turned out to be a lie.
Titreyen elleri onun sakin davranışını yalanladı.His trembling hands belied his calm attitude.
O, onu anında yalanladı.He instantly denied it.
O, aslında bir yalancı değil.He is not a liar at heart.
Gazetelerdeki tüm hikayeleri yalanladı.He has denied all the stories in the newspapers.
O asla yalan söylemedi.He has never told a lie.
Ben onun bir yalancı olmasından şüpheleniyorum.I suspect him to be a liar.
O yalancıdan başka bir şey değil.He is nothing but a liar.
Yalan söyleyemez.He is incapable of telling a lie.
O, yalan söylediğini itiraf etti.He made an admission that he had lied.
O yalan söylemedi. Aslında bütün gerçeği söyledi.He didn't tell a lie. As a matter of fact, he told the whole truth.
O bir yalan söylemiş olabilir.He may have told a lie.
O yalan söylüyor.He tells a lie.
O yalan söylüyor gibi görünüyor.It seems that he is telling a lie.
O bir yalan söyleyerek kendini rezil etti.He disgraced himself by telling a lie.
O yalan söyleme eğilimindedir.He tends to tell lies.
O asla yalan söylemez.He never tells lies.
O kolayca yalan söyledi.He lied readily.
Olay hakkında yalan söylemekle suçlandı.He was accused of having lied about the affair.
O, o gerçeği yalanladı.He denied that fact.
O, adamı tanımadığını söyledi, bu bir yalandı.He said he did not know the man, which was a lie.
O, ünlü aktrisi tanıdığını söyledi, bu bir yalandı.He said he knew the famous actress, which was a lie.
O başka bir yalan söylemeyeceğine dair söz verdi.He promised not to tell another lie.
Sık sık yalan söyler, o güvenilmezdir.As he often tells lies, he is not to be relied on.
O, bir yalan söylemiş gibi görünüyor.He seems to have told a lie.
Ben onun yalan söylediğinden şüpheliyim.I suspect that he is lying.
O, yalanlar söylemeye devam etti.He kept on telling lies.
O söylentiyi yalanladı.He denied the rumor.
O, bir yalancıdan başka bir şey değil.He is anything but a liar.
O yalan söyleyecek son kişidir.He is the last man to tell a lie.

İlgili Sayfalar