Ana içeriğe geç
Sözlük

yal ile cümle

yal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, yalnız kalınca mektubu açtı.As soon as he was left alone, he opened the letter.
Savaşın sonunu yalnızca ölüler görür.Only the dead have seen the end of war.
Ben yalnız bir adamım.I am a lonely man.
O bir yalandı.That was a lie.
Toplantıda yalnızca altı kişi vardı.There were only six people at the meeting.
Mayuko yalnız yaşamaya dayanamaz.Mayuko can't stand living alone.
Yalan söylüyorsun, değil mi?You're lying, aren't you?
Yalnızca dondurmaları değil, dondurulmuş şerbet ve donmuş yoğurdu da severim.I like not only ice creams, but also sorbet and frozen youghurt.
Yaşlı adam yalnız yaşıyor.The old man lives alone.
Bana yalan söyleme.Don't lie to me.
O yalnız yürümeyi sever.She likes to walk alone.
Nefes alışı kadar doğal şekilde yalan söyler.He lies as naturally as he breathes.
Aslında, o yalan söyledi.In fact she lied.
Şehre yalnızca 2 mil uzaklıkta.It's just two miles to the town.
Onunla gitmemiz için bize yalvardı.He begged us to go with him.
Google bir yalancıdır.Google is a liar.
Onların bütün yalanlarından bıktım.I'm fed up with all their lies.
Yalnızca tek makam için üç yüz başvuru sahibi var.There are three hundred applicants for only one position.
Bunu yalnız mı yaptın?Did you make this yourself?
Orada yalnız yaşamaktadır.He lives there alone.
Ona beni yalnız bıraktıramadım.I couldn't get him to leave me alone.
Sensiz yalnızım.I'm lonely without you.
Neden yalan söyledin?Why did you lie?
İlk bilgisayarımın yalnızca 128 kilobayt belleği vardı!My first computer had only 128 kilobytes of memory!
O yalan söyleyen insanları hor görüyor.She despises people who lie.
Başka herkese yalan söyleyebilirsin ama kendine yalan söyleyemezsin.You can lie to everyone else, but you can't lie to yourself.
İyimserlik yalnızca bir bilgi eksikliğidir.Optimism is merely a lack of information.
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
O hasta olduğunu söyledi ve bu bir yalandı.He said that he was sick, and this was a lie.
Yalnızca bir kez yaşarsın.You only live once.
Onun bir aktris olmak istemesinin büyük bir yalan olduğunu anladım.I understood that it was a great lie that she wanted to become an actress.
Tek başıma olmam yalnız olduğum anlamına gelmez.Just because I'm alone doesn't mean I'm lonely.
Doktor hastanın yalnızca birkaç gün yaşayacağını vurguladı.The doctor emphasized that the patient only had a few days to live.
Yalnızca gerçek acı verir.Only the truth hurts.
Bir yalan dedektörü testinin sonuçları mahkemede kabul edilmez.The results of a lie detector test are inadmissible in court.
Beni yalnız bırakın.Let me be.
Yalnız yaşamak istemiyorum.I don't want to live alone.
Doğru, daha ayakkabılarını giyememişken; yalan, dünyanın öbür ucuna gitmiştir bile.A lie can travel halfway around the world while the truth is putting on its shoes.
İyi bir yalana inanmak bir gerçeğe inanmaktan daha kolaydır.A good lie is easier to believe than the truth.
Onun hikayesi bir yalan olamayacak kadar çok mantıksız.His story is too preposterous to be a lie.
Yalan söyledim. Lütfen affet.I lied. Please forgive.
Yalnız olmayı sever misin?Do you like to be alone?
Tom Cuma gecesi yalnızdı.Tom was alone on Friday night.
Yalnızca 26 yaşında olmasına rağmen şimdiden zengindir.She's already rich even though she's only 26 years old.
Tom karısına yalan söyleyerek evliliğini mahvetti.Tom destroyed his marriage by lying to his wife.
Pek çok arkadaşı olmasına rağmen, o yalnız.Although he has many friends, he is lonely.
Diğer öğrenciler onunla konuşmadığından dolayı Mary yalnızdı.Mary was lonely because the other students didn't talk to her.
Yalan söylediği için Mary kızını cezalandırdı.Mary punished her daughter for lying.
Evde yalnız olduğumda, ev çok sessiz.When I'm home alone, the house is too quiet.
Gece yalnız yürümek güvenli değildir.It isn't safe to walk alone at night.
Ailemde yalanın cezası ağırdı.In my family, the punishment for lying was severe.
Trajik haberleri duyduktan sonra, o yalnız kalmak için dışarı çıktı.After hearing the tragic news, he went outside to be alone.
Ebeveynler çocuklarına yalan söylemenin yanlış bir şey olduğunu öğretirler.Parents teach their children that it's wrong to lie.
Beni ilkel bir ormanda yalnız bırakarak kampa geri döndün.You went back to the camp leaving me alone in the primeval forest.
Yalnız yaşamam gerektiğinin tuhaf olduğuna inanmıyor musun?Don't you believe it is strange that I should live alone?
Yalnız olduğun zaman sıkılmadın mı?Don't you get bored when you're alone?
Yalnız olduğunda sıkılmaz mısın?Don't you get bored when you're alone?
Evi yalıttığımızdan beri kalorifer yakıtında çok tasarruf yaptık.Since we insulated the house we've saved a lot on heating oil.
Yalnız mı yaşıyorsun?Do you live alone?
Yumi oraya yalnız gitti.Yumi went there alone.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod