Dan yalnız başına parka gitmek için fazla gençti.Dan was too young to go to the park alone.
Dan bulunduğu yer hakkında yalan söyledi.Dan lied about his whereabouts.
Dan nerede olduğu hakkında yalan söyledi.Dan lied about his whereabouts.
Neden Tom size yalan söylesin?Why would Tom lie to you?
Neden Tom sana yalan söylesin?Why would Tom lie to you?
Her şey hakkında yalan söylüyorsun, değil mi?You've been lying about everything, haven't you?
Tom kaç kilo geldiği hakkında yalan söyledi.Tom lied about how much he weighed.
Neden Tom bize yalan söylesin?Why would Tom lie to us?
Tom gerçekten yalnızca otuz yaşında mı?Is Tom really only thirty?
Ona hiç yalanlama yok.There's no denying that.
Yalnızca üç seçenek var.There are only three options.
Belki yalnız gitmem daha iyi olurdu.Perhaps it would be better if I went by myself.
Bu yalnızca bir dakika alır.This will only take a minute.
Bu yalnızca bir dakika sürer.This will only take a minute.
Tom'un bana yalan söylediğini düşünüyor musun?Do you think that Tom lied to me?
Tom'un bana yalan söylediğini düşünüyor musunuz?Do you think that Tom lied to me?
Tom yalan söylediği için oğlunu cezalandırdı.Tom punished his son for lying.
Yalnızlık için en iyi tedavi nedir?What's the best cure for loneliness?
Tom yalnız yaşamaktan rahatsız değildi.Tom didn't mind living by himself.
Yalnızca bir olası karar var.There's only one possible decision.
Tom parkta yalnız oturuyordu, kitap okuyordu.Tom was sitting alone in the park, reading a book.
Tom çoğunlukla sundurmada yalnız otururdu, kitap okurdu.Tom would often sit alone on the porch, reading a book.
Asla seni yalnız bırakmayacağım.I'll never leave you alone.
Yalnız bırakılmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to be left alone?
Sana sormuyorum. Sana yalvarıyorum.I'm not asking you. I'm begging you.
Dan Linda'nın affetmesi için yalvardı.Dan begged Linda for forgiveness.
Linda Dan'a affetmesi için ağlaya ağlaya yalvardı.Linda tearfully begged Dan for forgiveness.
Yalan söyleyen insanlardan nefret ediyorum.I just loathe people who tell lies.
Tom, ne olduğu konusunda yalan söyledi.Tom lied about what had happened.
Mutsuzluğumun sebebi muhtemelen yalnız olmaktan çok keyif alıyor olmam.My unhappiness probably is because I very much like to be alone.
Ne diye sana yalan söylemek durumunda kalayım ki?What reason could I possibly have to lie to you?
Banyomuzda yalnızca bir havlu var.There is only one towel in our bathroom.
Yalnız başına yürümeyi tercih ederim.I prefer walking by myself.
Tom yalanları küçümsüyor.Tom despises lies.
Ebeveynlerime yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to my parents.
Belki de Tom yalnızca sana yardımcı olmaya çalışıyordu.Maybe Tom was just trying to help you.
Eve yalnız yürümek istemiyorum.I don't want to walk home alone.
Tom ve Mary John'u yalnız bırakarak odadan çıktılar.Tom and Mary walked out of the room, leaving John alone.
Tom beni yalnız bıraktı.Tom left me alone.
Ben yalnız kalmaya korkuyorum.I'm afraid to stay alone.
O yalnızca geçici bir çözüm.That's only a temporary solution.
"Sonra" bir yalan."Later" is a lie.
Tom benim ona yalan söylediğimi biliyor.Tom knows that I lied to him.
Bu belgenin yalnızca bir kopyası var.There's only one copy of this document.
Tom ve Mary çocuklarıyla yalnızca fransızca konuşur.Tom and Mary only speak French to their children.
Tom'un bana yalan söylediğini düşünüyorum.I think that Tom lied to me.
Çocuklarım genellikle bana yalan söylemez.My kids don't usually lie to me.
Yalnız olmaktan gerçekten hoşlanıyorum.I really like being alone.
Ben yalnız değildim.I was not lonely.
Orada yalnızca esperantistler var.There are only esperantists there.
Pişkince yalan söyledi.He lied brazenly.
Tom kanepede yalnız oturuyordu.Tom was sitting on the couch alone.
Mary kanepede yalnız oturuyordu.Mary was sitting on the couch alone.
Oraya yalnız gitmemek daha iyi.It's better not to go there alone.
Onlar asla yalnız değildi.They were never alone.
İyi bir yalancı o.She is a good liar.
Bu şehirde kendimi yalnız hissediyorum.I feel lonely in this town.
Gitmek istemediğim için sana yalan söyledim.I lied to you because I didn't want to go.
Herkese yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to everyone.
Ben orada yalnızca bir defa bulundum.I have only been there once.