Onu yalnız bıraksan iyi olur.You'd better leave her alone.
Neden yalnızca onu öpmüyorsun?Why don't you just kiss him?
Ben yalnızca onu incitmek istemiyorum.I just don't want to hurt him.
Neden onlar için yalan söylüyorsun?Why do you lie for them?
Neden onlar için yalan söylüyorsunuz?Why do you lie for them?
Neden onun için yalan söylüyorsun?Why do you lie for him?
Neden onun için yalan söylüyorsunuz?Why do you lie for him?
Yalnızca onu ara.Just call him.
Onlardan yalan söylemelerini isteyemem.I can't ask them to lie.
Ondan yalan söylemesini isteyemem.I can't ask him to lie.
Onun yalan söylemesini isteyemem.I can't ask her to lie.
Ben yalnızca onlar hakkında düşünüyordum.I was just thinking about them.
Ben yalnızca onunla ilgili düşünüyordum.I was just thinking about him.
Ben yalnızca onun hakkında düşünüyordum.I was just thinking about her.
Ben yalnızca onunla ilgili konuşuyordum.I was just talking about him.
Ben yalnızca onun hakkında konuşuyordum.I was just talking about her.
Bizim hakkımızda yalan söyleme.Don't lie about us.
Onlar hakkında yalan söyleme.Don't lie about them.
Benim hakkımda yalan söyleme.Don't lie about me.
Onun hakkında yalan söyleme.Don't lie about him.
Onunla ilgili yalan söyleme.Don't lie about her.
Tom yalan söyleyen tip değil.Tom isn't the lying type.
Tom Mary'nin ona yalan söylediğini biliyordu.Tom knew Mary was lying to him.
Tom Mary'nin John'a yalan söylediğini biliyordu.Tom knew Mary was lying to John.
Tom bir aşırı yalancı.Tom is a filthy liar.
Tom merhamet için yalvardı.Tom begged for mercy.
Tom kalmamız için yalvardı.Tom begged us to stay.
Tom ebeveynlerine yalan söyledi.Tom lied to his parents.
Bir günde yalnızca 24 saat vardır.There are only 24 hours in a day.
Yalnızca senin tavsiyen takip edilmelidir.Only your advice has to be followed.
Dan, ortaklarına yalan söyledi.Dan lied to his associates.
Dan yalnız ve içine kapanıktı.Dan was lonely and withdrawn.
Dan bana hayatımda duyduğum en büyük yalanı söyledi.Dan told me the biggest lie I've ever heard.
Dan cinayete karıştığını yalanladı.Dan denied he was involved in the murder.
Yalan söylediğimi nasıl bildin?How did you know I was lying?
Yalan söylediğimi nereden bildiniz?How did you know I was lying?
Yalan söyledim.I lied.
Çok yalnızım.I'm so lonely.
Dan asla seni yalnız bırakmayacak.Dan will never leave you alone.
Yalnızca sesli düşünüyordum.I was just thinking aloud.
Dan beni yalnız bırakmayacak.Dan won't leave me alone.
Erkek kardeşim Dan'dan yalnızca birkaç dakika önce doğdum.I was born just a few minutes before my brother Dan.
Bir hidrojen atomunun yalnızca bir proton ve bir elektronu vardır.An hydrogen atom only has one proton and one electron.
Bu öneri yalnızca sınırlı bir süre için geçerlidir.This offer is available for a limited time only.
O yalan söylemede uzmandır.She is an expert at telling lies.
Onun yalan söylediğini düşünüyor musun?Do you think that she lied?
Bana yalan söylediğini düşünüyor musun?Do you think that he lied to me?
Tom'un bize yalan söylediğini düşünüyor musun?Do you think Tom lied to us?
Ne? Yalnız mısın? Tom'la beraber geleceğinizi düşünmüştüm.What? Are you alone? I thought you were coming with Tom.
Yalan söylediğini itiraf ediyorsun, değil mi?You admit that you lied, right?
Yalan söylediğinizi itiraf ediyorsunuz, değil mi?You admit that you lied, right?
İçeride yalnız hissediyorum?I feel alone inside.
Ne zaman yalan söylediğini söyleyebilirim.I can tell when you're lying.
Dan yalan makinesi testine girmekte ısrar etti.Dan insisted on taking a lie detector test.
Dan, Linda ve çocuklarını yalnız bırakmayı tasarlamadı.Dan never intended to leave Linda and her children alone.
Bana yalan söyleme! Bunu yapan sensin.Don't lie to me! You're the one who did it.
Dan gece yalnız yürüme hakkında Linda'yı uyardı.Dan warned Linda about walking alone at night.
Dan yalan makinesinden geçemedi.Dan failed the polygraph test.
Dan, yalan makinesi testine girmek istedi.Dan wanted to have a polygraph test.
Dedektif Dan Anderson, Linda'yı rutin yalan testine soktu.Detective Dan Anderson gave Linda a routine polygraph test.