Ana içeriğe geç
Sözlük

yal ile cümle

yal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Parayı almak hakkında yalan söyledik.We lied about taking the money.
Onlar aldıkları para konusunda yalan söylediler.They lied about taking the money.
Yalnız git!Go by yourself!
Tom yalan söylüyor gibi görünüyor.It seems that Tom is lying.
Ben bir yalancı değilim.I am not a liar.
Ben bütün haftayı yalnız geçirdim ve ben konuşmayı özledim.I spent the whole week alone, and I longed for conversation.
Tom yalnızca bir prototipti.Tom was just a prototype.
Yalanlar söyleyerek yaşamayı nasıl başardığını bilmiyorum.I do not know how she manages to live telling lies.
Onu yiyecek için yalvarmasını görmek kalbimi kırdı.It broke my heart to see her begging for food.
Yaşam yalnızca bir rüyadır.Life is only a dream.
O şimdiye kadar yalnızca 10 sayfa okudu. Bense şimdiden 60 sayfa okudum.He has only read 10 pages so far, I've already read 60.
Mekan boştu. O, bir kutunun arkasına saklanmış bir kedi dışında, karanlıkta yalnızdı.The place was empty. She was alone in the darkness, except for a cat hiding behind a box.
O, karanlıkta yalnızdı.He was alone in the dark.
Onlar karanlıkta yalnızdı.They were alone in the dark.
Ben çocukken, odamda yalnız başıma okuyarak vakit geçirirdim.When I was a child, I used to spend time reading alone in my room.
Tüm edatlar, yalın haldedir.All prepositions take the nominative.
Tom, deniz feneri bekçisi ve yalnız bir hayat sürüyor.Tom is a lighthouse keeper and leads a lonely life.
Tom'un onun hakkında yalan söylediğinde şüphe yok.There's no doubt that Tom is lying about it.
Şüphe yok ki Tom onun hakkında yalan söylüyor.There's no doubt that Tom is lying about it.
Bu, kışın yalnız bir yer olmalı.This must be a lonely place in the winter.
Tom'un söylediği her şey bir yalandır.Everything Tom says is a lie.
Apple mouse satın aldım. Yalnızca 69 dolar!I bought an Apple mouse. It's only $69!
Tom ve Mary, yalnızca Almanca konuşurlarsa polisin onları yakalayamayacağını düşündüler.Tom and Mary thought that the police would never catch them if they spoke only German.
Tom Mary'nin yalan söylediğine inanıyor.Tom believes that Mary is lying.
Yalan söyledi.She lied.
Yalan söylüyordu.She was lying.
Bu doğru değil! Yalan söylüyorsun!That's not true! You're lying!
Tom bilgisayarın önünde yalnız yemek yer.Tom eats alone in front of his computer.
Tom, hiç çekinmeden yalan söyler.Tom lies without any inhibition.
Bu yalnızca senin için.This is only for you.
Bunun bir yalan olduğu açık.It is obvious that that is a lie.
Ben onun genellikle yalan söylediğini sanmıyorum.I don't think she usually tells lies.
Yalnız olmak kötü bir arkadaşlıktan iyidir.Better alone than in bad company.
O hikaye bir dolu yalan.That story is a pack of lies.
Tom tam bir yalancı.Tom is an out-and-out liar.
Yalnız olmak istemiyorsan sana eşlik edebilirim.If you don't want to be alone, I can keep you company.
Dürüst olmak gerekirse, ani kararlarımdan asla üzülmediğimi söylersem, yalan söylerim.Honestly, I'd be lying if I said I never regret my sudden decisions.
Bunu okuyup anladığın zaman bana yalnızca posta yoluyla yanıt ver.Reply me via mail only when you read and understand this.
O büyük bir yalancıdır.He's a big liar.
O kendini oldukça yalnız hissediyordu.She felt quite alone.
Bu nedenle sana yalnız gitmemeni söylemiştim.That's why I told you not to go alone.
Bunu söyleyen kişi yalancıdır.The one who said that is a liar.
Tatoeba'ya şu andan itibaren yalnızca mantıklı cümleler göndereceğim.From now on, I'll only submit sensible sentences to Tatoeba.
Tom yalnız olmak istediğini söyledi ve sonra odasına gitti.Tom said he wanted to be alone, and then went up to his room.
Her şey bir yalan gibi geldi.Everything seemed like a lie.
Küçük bir çocuk sokakta yalnız bırakıldığı için kaza oldu.The accident happened because a small child had been left alone in the street.
Bu piyanonun yalnızca 87 tane tuşu var.This piano has only 87 keys.
Tom ya yanılıyor ya da o bir yalancı.Tom is either mistaken or he's a liar.
Tom senden çok daha iyi bir yalancı.Tom is a much better liar than you.
Tom yalnız balığa gitmeyi seviyor.Tom likes to go fishing alone.
Tom hayatı için yalvardı.Tom begged for his life.
Tom bu konuda yalan söyledi.Tom lied about it.
Ona inanma. O sağda solda yalan söyler.Don't believe him. He lies left and right!
Tanıklar yalan söyleyebilir.Witnesses can lie.
Sen dünyadaki en kötü yalancısın.You're the worst liar in the world.
Tom'un yalan söylediği belli.It's obvious that Tom lied.
Gitmemesi için Tom'a yalvardım.I begged Tom not to go.
Yalnızlık tüm göze çarpan insanların kaderidir.Loneliness is the fate of all outstanding people.
Yalnızlık tüm seçkin insanların kaderidir.Loneliness is the fate of all outstanding people.
Yalan söylemezsen satamazsın.If you don't lie you don't sell.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yal ile cümle - Sayfa 34 - yal kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App