Sana yalan söylemezdim.I wouldn't lie to you.
Tom kendini yalnız hissetmeli.Tom must feel lonely.
Onların hepsi yalın ayak.They're all barefoot.
FBI'a yalan söyledin.You lied to the FBI.
Yüzüme yalan söyledin.You lied to my face.
İyi bir yalancı değilimdir.I'm not a good liar.
Daha önce yalan söylüyordum.I was lying earlier.
Ben sana yalan söyler miyim?Would I lie to you?
Tom yalnız olmalı.Tom must be lonely.
Belki de yalan söylüyorsun.Maybe you're lying.
Yalan söylemem istendi.I was asked to lie.
Tom kötü bir yalancıdır.Tom is a bad liar.
Ben yalnızca bir dostum.I'm just a friend.
O büyük bir yalan.That's a big lie.
Tom'a yalan söyledin.You lied to Tom.
Tom'a yalan söylediniz.You lied to Tom.
Onlar bize yalan söyledi.They lied to us.
Onlar bana yalan söyledi.They lied to me.
Sen bize yalan söyledin.You lied to us.
Tom bize yalan söyledi.Tom lied to us.
Tom bir yalancıdır.Tom's a liar.
Onu yalnız bırakın!Leave that alone!
O yalnızca bir arkadaş.She's just a friend.
O dudaklarını yaladı.He licked his lips.
O yalnızca Almanca konuştu.She spoke only German.
Yalnızca ne diyeceğimi bilmiyorum.Simply, I don't know what to say.
Ampirik veriler yalnızca gözleme dayanır.Empirical data is based solely on observation.
Bush bir yalancı değildir.Bush is not a liar.
Bush, Amerikalılara hiç yalan söylemedi.Bush Jr. never lied to Americans.
Tom otuz dilde "Ben yalnızca Fransızca konuşabilirim." diyebilir.Tom is able to say "I can only speak French" in thirty languages.
Seninle biraz yalnız konuşabilir miyim?Could I talk to you alone for a second?
Karıncayiyenler yalnız yaşayan hayvanlardır.Aardvarks are solitary animals.
Yerdomuzları yalnız yaşayan hayvanlardır.Aardvarks are solitary animals.
Sana yalnız git demiyorum.I'm not telling you to go alone.
Gerektiğinde yalnız yaşamaya alışacaksın.You'll get used to living alone in a pinch.
Her çeşit sosyalleşme bir yalana gereksinim duyar.Every type of socialization requires a lie.
Ben evde yalnız olmaktan hoşlanmıyorum.I don't like being home alone.
Neden bana yalan söyledin?Why did you lie to me?
Neden bana yalan söylüyorsun?Why are you lying to me?
"Neden bana yalan söylüyorsun?" "Ben yalan söylemiyorum.""Why are you lying to me?" "I'm not lying."
Bu gün yalnız mı geldin?Did you come alone today?
Bana yalan söylememeliydin.You shouldn't have lied to me.
Benim yalnızca birkaç dakikam var.I have only a few minutes.
Bunu yalnız başına yapamazsın.You can't do this alone.
En son konuştuğumuz zaman bize yalan söylediğinizi biliyoruz.We know that you lied to us the last time we spoke together.
Maalesef Tom'un söylediği bütün yalanlara inandım.Unfortunately, I believed all the lies that Tom was telling.
Tom Mary'nin dün gece nerede olduğu hakkında yalan söylediğini söylüyor.Tom says Mary is lying about where she was last night.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istediklerini söylediler.Tom and Mary said they wanted to be left alone.
Tom ve Mary sadece yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary just wanted to be left alone.
Tom, Mary ile yalnız kalmaya dayanamazdı.Tom couldn't stand being alone with Mary.
Geçen gün bana yalan söylediğini biliyorum.I know that you lied to me the other day.
Yalnızca, benden üç yaş büyüksün.You're only three years older than me.
Benden yalnızca üç yaş büyüksün.You're only three years older than me.
Tom ve Mary yalnız bırakılmak istedi.Tom and Mary wanted to be left alone.
Tom ve Mary mağarada yalnızdı.Tom and Mary were alone in the cave.
Odamda yalnızca tek bir pencere var.There's only one window in my room.
Tom ve Mary'nin yalnızca bir çocuğu vardı.Tom and Mary had only one child.
Biz birbirimize asla yalan söylemedik.We've never lied to each other.
Tom Mary'yi oraya yalnız gönderdi.Tom made Mary go there alone.
Tom yalnızca otuz yaşında.Tom is only thirty years old.