Genetik yalan söylemez.Genetics doesn't lie.
Sana asla yalan söylemem.I never lie to you.
Asla yalan söylediğini söylemedim.I never told you to lie.
Bunu yalnız başıma yapmalıyım.I ought to do this by myself.
Bana yalan söyleme, Tom.Don't lie to me, Tom.
Yalnızsın, değil mi?You're alone, aren't you?
Tom biraz yalnız zaman istedi.Tom wanted some alone time.
Tom biraz yalnız zaman istiyor.Tom wants some alone time.
Tom yalnız görünüyor.Tom seems lonely.
Yalnız gel dedim.I said come alone.
Yalan söylediğini bilmeliydim.I should've known you were lying.
Sana yalan söylememeliydim.I shouldn't have lied to you.
Yalan söylememeliydim.I shouldn't have lied.
Sanırım Tom yalnız.I think Tom is lonely.
Bence bana yalan söyledin.I think you lied to me.
Bana yalan söylediğini düşünüyorum.I think you lied to me.
O onun yalan söylediğini sezgisel olarak biliyordu.He knew intuitively that she was lying.
Tom ve Mary evde yalnızdı.Tom and Mary were alone at home.
Tom ve Mary parkta yalnızdı.Tom and Mary were alone in the park.
Tom ve Mary asansörde yalnızdılar.Tom and Mary were alone in the elevator.
Arkadaşım bana yalan söyledi.My friend lied to me.
Erkek arkadaşım bana yalan söyledi.My boyfriend lied to me.
Kız arkadaşım bana yalan söyledi.My girlfriend lied to me.
Kocam bana yalan söyledi.My husband lied to me.
Karım bana yalan söyledi.My wife lied to me.
Babam bana yalan söyledi.My dad lied to me.
Annem ve babam bana yalan söylediler.My parents lied to me.
Kızım bana yalan söyledi.My daughter lied to me.
Oğlum bana yalan söyledi.My son lied to me.
Kız kardeşim bana yalan söyledi.My sister lied to me.
Erkek kardeşim bana yalan söyledi.My brother lied to me.
En iyi arkadaşım bana yalan söyledi.My best friend lied to me.
Tom bana yalan söyledi.Tom lied to me.
Tom'un Mary'ye yalan söylediğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom lied to Mary.
Tom sık sık Mary'ye yalan söylüyor.Tom often lies to Mary.
Tom Mary'ye asla yalan söylemediğini söylüyor ama sık sık söylüyor.Tom says he never lies to Mary, but he often does.
Tom Mary'nin ona yalan söylediğini düşünmüyor ama onun yalan söylediğini biliyorum.Tom doesn't think Mary lies to him, but I know she does.
Tom dün gece nerede olduğu hakkında yalan söyledi.Tom lied about where he'd been last night.
Tom John'u tanımadığını söylediğinde Mary'ye yalan söyledi.Tom lied to Mary when he said he didn't know John.
Ben asla yalan söylemem.. asla ya da en azından çok nadir.I never lie... Never, or at least very seldom.
Fransızca yalnızca Fransa'da konuşulmaz.French is not only spoken in France.
O her zaman bana yalan söylüyor.He lies to me all the time.
O her zaman sana yalan söylüyor.He lies to you all the time.
Tom Mary'ye her zaman yalan söyler.Tom lies to Mary all the time.
İnsanlar her gün yalan söylerler.People lie every day.
O açıkça yalan söylüyor.He's clearly lying.
Yalnızca İngilizce konuşabilirim.I can only speak English.
Yalnızca İngilizce konuşabiliyorum.I can only speak English.
Yalnız İngilizce konuşabilirim.I can only speak English.
Yalnız İngilizce konuşabiliyorum.I can only speak English.
Tom yalnızca iyi görünümlü kızlarla ilgileniyor.Tom is only interested in good-looking girls.
Bir yalancı olduğunu düşünüyorum.I think you're a liar.
Yalnızca Mandarin değil, Şangayca da konuşabilir.Not only can he speak Mandarin, but Shanghainese as well.
Onlara yardım etmemiz için yalvardılar.They begged us to help them.
Tom yalnızca onu düşünmek istedi.Tom wanted only to think of her.
Erkekler yalnızca tek şey hakkında düşünür.Men only think about one thing.
Tom Ay'a ilk ayak basışın yalan olduğuna inanıyor.Tom believes that the moon landings were faked.
Tom onu yalnız başına yaptı.Tom did that by himself.
Tom onunla yalnız başına konuşmakta ısrarcı oldu.Tom insisted on speaking to you alone.
O yalnız ve mutsuz.She's lonely and unhappy.