Ana içeriğe geç
Sözlük

yal ile cümle

yal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sana inanmıyorum. Her zaman yalan söylüyorsun.I don't believe you. You're always telling lies.
Benim kameramı yalnız bırakın.Leave my camera alone.
Fred her zaman yalan söylüyor.Fred is always telling lies.
Brian'ın kız arkadaşı sık sık onu lüks restoranlara götürmesi için yalvarır.Brian's girlfriend often begs him to take her to luxurious restaurants.
Yalnız başına terk edilmiş olarak, oğlan ne yapılacağını bilmedi.Being left alone, the boy didn't know what to do.
Ben yalnız olduğumda her zaman onu düşünürüm.I always think of him when I'm alone.
Sen bana yalnız gelmek istediğini söylemeliydin.You should have told me that you wanted me to come alone.
Bale müzik şefi olarak yalnız başına duruyor.He stands alone as a conductor of ballet music.
Harry, Sally'ye yalan söylediği için utanıyor.Harry is ashamed of having lied to Sally.
Kişisel bilgisayarını yalnız başına kullabilir.She alone is able to use the personal computer.
Partide yalnızca altı kişi vardı.Only six people were present at the party.
Nancy yalnız bir yolculuğa çıktı.Nancy set out on a solo journey.
Tom hasta olduğunu söyledi, bu bir yalandı.Tom said he was ill, which was a lie.
Tom yalan söyleyemeyecek kadar dürüst bir çocuktur.Tom is too honest a boy to tell a lie.
Tom bu işi yalnız başına yapabilir.Tom can do this work alone.
Yalıtılmış yağmur duşları var.There are isolated rain showers.
Bazen bir başkasının duygularına zarar vermemek için yalan söyleriz.Sometimes we lie to keep from hurting someone else's feelings.
Yalvarırım affet beni.I beg you forgive me.
Dikkatli dinlemen için sana yalvarıyorum.I beg of you to listen carefully.
Lütfen beni yalnız bırak.Please leave me alone.
O yalanın nedeni nedir?What is the reason for that lie?
O yalnızca son zamanlarda fikrini değiştirdi.It was only recently that she changed her mind.
Ne yalan söylersem söyleyeyim, Annem bana inanır.Whatever story I tell, Mother believes me.
Bazıları yalnızca zaman geçsin diye kitap okurlar.Some read books just to pass time.
Konumunu yitirdi çünkü yalan söylemekten kaçınmıştı.He lost his position just because he refused to tell a lie.
Çoğu kuşlar yalnızca gündüz görebilir.Most birds can see only by day.
Öyle söylüyorsan, yalan söylüyorsun.If you say so, you are telling a lie.
Onu anlamak için, yalnızca bu kitabı okumak zorundasın.To understand it, you have only to read this book.
O sadece senin bir yalancı olduğunu kanıtlamak için gidiyor.That just goes to prove that you are a liar.
Fiyatı% 5 düşürürseniz yalnızca sipariş vermeyi düşünüyoruz.We will only consider placing an order if you reduce the price by 5%.
Yaşlı adam para için bana yalvardı.The old man begged me for money.
O şapka yalaşık elli dolara mal oldu.That hat cost around fifty dollars.
Anne çocuklarını yalnız bırakmakta isteksizdi.The mother was reluctant to leave her children alone.
Emlakçı, çifte yalan söyledi.The real estate man told lies to the couple.
Kız yalnız.The girl is lonely.
Depremden yalnızca iki kişi sağ kurtuldu.Only two people survived the earthquake.
Adam kendini savunmak için yalvardı.The man pleaded self-defence.
Adam para için bana yalvardı.The man begged me for money.
O, adamın bir yalan söylediğinden emindi.She was sure the man was telling a lie.
Politika yalnızca enflasyonu hızlandıracak.The policy will only accelerate inflation.
İki oğlan sevimli bir kediyle yalnız yaşıyorlardı.The two boys lived alone with a lovely cat.
Asla o zaman hissettiğimden daha fazla yalnız hissetmemiştim.I had never felt more alone than at that time.
Köpek yavrusu onu yanağından yaladı.The puppy licked her on the cheek.
Yalnız yatmaya alışık değildi.He was not accustomed to sleeping alone.
İş onun tarafından yalnız başına mı yapıldı.Was the work done by him alone?
O zaman, o, Yale'de bir öğrenciydi.At that time, she was a student at Yale.
Planı desteklemede yalnız değiliz.We are not alone in supporting the plan.
Sanatçı her zaman yalnız resim yapmıştır.The artist always painted alone.
Evde bebeği ile yalnızdı.She was alone with her baby in the house.
Bariz gerçek gerçekten bir yalandı.The apparent truth was really a lie.
Ve ağaç genellikle yalnızdı.And the tree was often alone.
Senin oraya yalnız gitmen ne kadar da aptalca!How stupid of you to go there alone!
Öyle söyleyen yalancıdır.Whoever says so is a liar.
Yalnızca on dakika daha bekleyemez misin?Can't you wait just ten more minutes?
Uzun, uzun zaman önce sen beni bu yolda burada yalnız dururken bıraktın.You left me standing alone here on this road a long, long time ago.
Bavulu yalnız taşıyabilir misiniz?Can you manage to carry the suitcase by yourself?
John gibi,öylesine dürüst bir insan yalan söylemiş olamaz.Such an honest man as John cannot have told a lie.
John oraya yalnız gitti.John alone went there.
Jack asla yalan söylemediğini söyledi fakat yalan söylüyordu.Jack said he had never told a lie, but he was lying.
Jim uyandı ve kendini odada yalnız buldu.Jim awoke and found himself alone in the room.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod