Ana içeriğe geç
Sözlük

yal ile cümle

yal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Yalnız olmak istememenin nedeni bu.It's because you don't want to be alone.
Çünkü yalnız kalmak istemiyorsun.It's because you don't want to be alone.
Yalnız olan herkes diğer insanlardan korktuğu için yalnızdır.Every person who is alone is alone because they are afraid of others.
Yalnız olan her insan başkalarından korktuğu için yalnızdır.Every person who is alone is alone because they are afraid of others.
At öldüğünden beri o, eyerde yalnız.It's lonely in the saddle since the horse died.
Mario bana yalan söylediğinden beri artık onunla konuşmuyorum.Since Mario lied to me, I don't speak to him anymore.
Senin için yalan söyleyecek insanlar, sana da yalan söylerler.People who will lie for you, will lie to you.
Yalnız kalmak istemiyorsanız size eşlik edebilirim.If you don't want to stay alone, I can keep you company.
Sen bana yalan söyledin, değil mi?You lied to me, didn't you?
Yalan söylememelisin.You must not tell a lie.
Yalnızca yüreğinin sesine kulak ver.Just follow your heart.
Fotoğraf makineniz yalnızca benimkinin yarısı büyüklüğünde.Your camera is only half the size of mine.
Sana yalan söyleyemem.I can't lie to you.
Yalan söylediğin belli.It's evident that you told a lie.
Yalan söylediğin kanıtlı.It's evident that you told a lie.
Eğer inatçı olursan kesinlikle yalnız kalırsın.If it becomes stubborn indeed it stands alone.
Şirket insanların gönüllü olarak istifa etmeleri için yalvardı.The company appealed for people to take voluntary resignation.
Buluşmaya yalnızca bir avuç dolusu insan geldi.Only a handful of people came to the meeting.
Yangın yayıldı ve komşu evi yaladı.The fire spread and licked the neighboring house.
Bana tekrar tekrar yalan söyledi.He has lied to me again and again.
Yalancı miyobum var.I have false nearsightedness.
Ödevini yaptın mı? Toplantı yalnızca iki gün sonra.Did you do your homework? The meeting is only two days away.
Bu dünyada yalnız olacağım.Alone in this world I'll be.
Beni yalnız bırak!Leave me alone!
Kral yalnızca bizi değil birçok başka insanı da davet etti.The King invited not only us but also a lot of other people.
Yalan söylemek yanlıştır.It is wrong to tell a lie.
Yalan söylüyorsun.You are lying.
Yalan söylediğim için beni affet,lütfen.Please forgive me for telling a lie.
Vicdanında yalanını tarttı.His lie weighed on his conscience.
İyi niyetle söylenen yalan mübahtır.The end justifies the means.
Asla yalan söyleme!Never tell a lie!
Soğuk nedeniyle yalnızca bir çalışma günümü kaçırdım ve masam kağıtlarla dolu.I only missed one day of work because of a cold and my desk is piled high with papers.
Yalnız bırakıldığında bebek ağlamaya başladı.Left alone, the baby began to cry.
Ben yalnız olmaktan hoşlanmam.I dislike being alone.
Küçük çocuk yalnız bırakıldığında yaramazlık etti.The little boy got into mischief when he was left alone.
Yalnız bırakıldığımda, bazen canım ağlamak istiyor.Left alone, I sometimes feel like crying.
Beni yalnız bırak.Leave me alone.
Yalnız yaşamaya alıştım.I got accustomed to living alone.
Yalnız gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I'd rather stay home than go alone.
Ben yalnız gideyim.Let me go alone.
Yalnız gitmek istemiyorum.I don't want to go alone.
O onun yalnız gitmesine izin verdi.She allowed him to go alone.
O ona yalnız gitmesi için izin verdi.She allowed him to go alone.
O dağa yalnız tırmanmanın tehlikeli olduğunu düşünüyorum.I think it's dangerous to climb that mountain alone.
Buraya yalnız geldin mi?Did you come here alone?
Karanlıktan sonra yalnız yürüme.Don't walk alone after dark.
Hava karardıktan sonra yalnız yürümeyin.Don't walk alone after dark.
O, beyaz bir yalandır.It is a white lie.
Dünyamız yalnızca evrenin küçük bir parçasıdır.Our world is only a small part of the universe.
Onun şaşkınlığı onun yalanını açığa vurdu.His confusion betrayed his lie.
Eğer sakıncası yoksa bir süre yalnız bırakılmak istiyorum.I'd like to be left alone for a while, if you don't mind.
Bu yanlışsa o yalancıdır.If that's false, she's a liar.
Madem yalnızız, hadi eğlenelim.Now that we're alone, let's have fun.
Mary'nin konuşacak hiç kimsesi yok fakat o kendini yalnız hissetmiyor.Mary has nobody to talk with, but she doesn't feel lonely.
Mary genellikle sundurmada yalnız otururdu.Mary would often sit alone on the porch.
Mayuko yalnız yaşamaya katlanamıyor.Mayuko can't bear living alone.
Mayuko odada yalnızdı.Mayuko was alone in the room.
Mayuko söylentiyi yalanladı.Mayuko denied the rumor.
Yalnızca on beş dakika.Only fifteen minutes.
Bob'ı benimle getirtmektense sinemaya yalnız gitmeyi tercih ederim.I would rather go to the movie alone than have Bob come with me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod