O anne ve babasına yalan söylüyordu.He lied to his parents.
O anne ve babasına yalan söyledi.She lied to her parents.
Aileme yalan söyledim.I lied to my parents.
Anne babanıza yalan söylediniz mi?Did you lie to your parents?
O yalnızca altı aylık.She is only six months old.
Oraya yalnız mı taşındın?Did you move there by yourself?
Şimdi, lütfen, ayrıl ... beni yalnız bırak!Now, please, leave ... leave me alone!
Düşünmek için yalnız olmalıyım.I need to be alone to think.
Karımı seviyorum fakat bazen yalnız olmaya ihtiyacım var.I love my wife, but I sometimes need to be alone.
Yalnızca kısa Almanca cümleleri çevirebiliyorum.I can translate only short sentences in German.
Babam sinemaya yalnız gitmeme izin vermez.My dad doesn't let me go to the cinema alone.
O yalnız kaldı.He stayed alone.
Hâlâ yalnızım.I am still alone.
O, o zaman yalnızdı.He was alone at the time.
Neden yalnızca roman yazıyorum?Why do I write only novels?
Hayatı için yalvardı.He begged for his life.
O hayatı için yalvardı.She begged for her life.
Yalnız değiliz.We're not alone.
Endonezya dünyada yalnızca adalar üzerinde kurulu olan en büyük ülkedir.Indonesia is the largest country in the world situated only on islands.
O bir yalan olmazdı.That would not be a lie.
Yalan söyledi ve yalancıları sevmem.She lied and I don't like liars.
Kızlarının kendisini affetmesi için yalvardı.She prayed that her daughters would forgive her.
Dünya dedikoducular ve yalancılarla dolu.The world is full of gossipers and liars.
Tom genellikle yalnız yemek yer.Tom usually eats alone.
Ben yalnızca koşer yemeği yerim.I only eat kosher food.
O kesin bir yalandır.That is an absolute lie.
Bunu yalnız yapamam.I can't do this alone.
Tom açıkça yalan söylüyor.Tom is obviously lying.
Burada yalnız mısın?Are you here alone?
Burada yalnız başına mısın?Are you here alone?
Bu küçük hikaye her şeyi açıklamak için çok yalın.This little story is too simple to explain everything.
Sadece beni yalnız bırak.Just leave me alone.
Bizi yalnız bırak.Leave us alone.
Piyanoyu yalnız kaldıramazsın.You can't lift the piano by yourself.
Onun hakkında yalan söyledi.He lied about it.
O bu konuda yalan söyledi.She lied about it.
Sana yalvarıyorum. Ne istersen yapacağım!I'm begging you. I'll do anything you want!
Ailemi yalnız bırak.Leave my family alone.
Beni yalnız bırak yoksa polis çağıracağım.Leave me alone or I'll call the police.
Yalnızca ben burada değilmişim gibi davran.Just pretend I'm not here.
Sadece Tom'u yalnız bırak.Just leave Tom alone.
Bir dakika yalnız olabilir miyiz?Can we have a moment alone?
Bana onun bir yalancı olduğunu söyledi, ama ben ona inanmıyorum.He told me he was a liar, but I don't believe him.
O, bunalımda ve yalnız.He's depressed and lonely.
O yalnız olduğunu söylüyor.She says that she's lonely.
Tom Mary'ye yalan söylemezdi.Tom wouldn't lie to Mary.
Tom Mary'ye asla yalan söylemez.Tom would never lie to Mary.
Tom park bankında yalnızdı.Tom was alone on the park bench.
Tom bana yalnız olduğunu söyledi.Tom told me that he was lonely.
Tom Mary'nin park bankında yalnız oturduğunu gördü.Tom saw Mary sitting alone on a park bench.
Tom pencerenin yanındaki masada yalnız oturdu.Tom sat alone at a table near the window.
Tom yalnız olduğunu fark etti.Tom realized he was alone.
Tom sana yalan söyledi.Tom lied to you.
Tom size yalan söyledi.Tom lied to you.
Tom yalnız öldü.Tom died alone.
Tom burada yalnız kalamaz.Tom can't stay here alone.
Tom ve Mary en sonunda yalnız kalmışlardı.Tom and Mary were finally alone.
Tom gömleksiz ve yalın ayaktı.Tom was shirtless and barefoot.
Tom beni yalnız bırakmadı.Tom wouldn't leave me alone.
Yalnızca birkaç saatim var.I only have a few hours.