Ana içeriğe geç
Sözlük

yal ile cümle

yal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sana hızlı olacağımı ve yalan söylemediğimi söylemiştim.I told you I'd be quick and I wasn't lying.
Onsuz kendimi yalnız hissettim.I felt lonely without her.
Sysko'yu yalnız bırakamam.I can't leave Sysko alone.
Onun yalan söylemediğinden emin misin?Are you sure that she's not lying?
Gerçek bir yalandan daha can sıkıcı olabilir.The truth can be more painful than a lie.
Söylediğim her şeyin bir yalan olduğunu bilmek acı veriyor.It hurts to know that everything I say is a lie.
Yalnız kalmak aptallarla olmaktan çok daha iyidir.Much better alone than with fools.
Onun yalnız geleceğini düşündüm.I thought he would come alone.
Pasta bir yalandır.The cake is a lie.
Öyle diyen biri bir yalancıdır.Anyone who says so is a liar.
Tamam, seni yalnız bırakırım.OK, I'll leave you alone.
Onu bırak. Onun yalnız birkaç dakikaya ihtiyacı var.Leave her. She needs a few minutes alone.
Şimdi yalnızca bir olasılık vardır.There exists only one possibility now.
Ona merhaba dediğimde asla yanıtlamaz; yalnızca başını eğer.When I say hello to him, he never replies; he only inclines his head.
O yalnızca iş hakkında konuşur.She speaks only about work.
Yeterince yalan söylersen ona inanmaya başlarsın.If you tell a lie enough times, you begin to believe it.
O patronuna yalakalık yapıyor.He arse-licks his boss.
Sensiz gerçekten yalnız olacak.It'll be really lonely without you.
Onları yalnız bırakmayın.Don't leave them alone.
Onu seviyorum ama o bizimkinin yalnızca arkadaşlık olduğunu söylüyor.I love her, but she says ours is just friendship.
Mary yaşı hakkında yalan söyledi.Mary lied about her age.
Yalnız yemeğe alışkınım.I'm used to eating alone.
Ailem işteyken evde yalnız kalırım.I stay home alone while my parents are at work.
Yalnız yemek yemeye alışıyorum.I'm getting used to eating alone.
O, dairesinde yalnız yaşıyor.He lives alone in his flat.
Evde yalnızdı.He was alone in the house.
Meros kesinlikle bir yalancı değildir.Meros is absolutely not a liar.
O adı çıkmış bir yalancı.He's a notorious liar.
Sanırım onun yalnız gitmesi iyi değil.I think it's not good for him to go alone.
Onun eve yalnız gitmesinin doğru olduğunu düşünmüyorum.I don't think it's good for him to go alone.
Yalnızca dört tane at yarıştaydı.Only four horses were in the race.
Sanırım gece yalnız yürümek tehlikelidir.I think it's dangerous to walk alone at night.
Tom bir yaltakçı.Tom is a creep.
Ueno Park'a giden insanlar yalnızdır.The people going to Ueno Park are lonely.
Kendimi yalnız hissediyorum.I feel lonely.
Metroda yalnız seyahat etmek tehlikeli midir?Is it dangerous to travel alone on the U-Bahn?
Tom o zaman yalnızca 13 ya da 14 yaşındaydı.Tom was only 13 or 14 at the time.
Tamamen bir yalan.It's a complete sham.
Tom buraya yalnız geldi.Tom came here alone.
Tom yalnız başına yemek yedi.Tom ate alone.
Bana yalan söyleme!Don't lie to me!
Soruşturma altında yalnızca bir kişi var.There's only one person under investigation.
O kendini yalnız bıraktı.She has marginalized herself.
O yalnız kalmaktan hoşlanmaz, ancak ben öyle tercih ederim.She doesn't like being alone, but I prefer it like that.
Tom, bu gece çok yalnız hissediyorum.Tom, I feel very alone tonight.
Bunu sana kim söylediyse yalancıdır.Whoever told you that is a liar.
Hayatımda hep yalancıydım. Bu nedenle insanlar beni sevdiler.In my life I always was a liar. That's why people liked me.
Tom yalnız başına yürüdü.Tom walked alone.
Oraya yalnız gitmek istemiyorum.I don't want to go there alone.
Mary yalnız oturuyor, kitap okuyordu.Mary was sitting alone, reading a book.
Sana söyleyecek bir şeyim var, bilmediğimi söylediğimde yalan söyledim.I have something to tell you. I lied when I said I didn't know.
Dick oraya yalnız gitmeyi planlıyor.Dick plans to go there alone.
Yedi yaşındayken Fransızca öğrendim ama şimdi yalnızca birkaç kelime hatırlıyorum.I studied French when I was seven, but now I only remember a few words.
Bu yalnız hasta dikiş dikmekten zevk alır.This lonely patient takes pleasure from sewing.
Onu neşelendirmeye çalıştım ama tek istediği yalnız kalmaktı.I tried to cheer her up, but all she wanted was to be alone.
Ben yalnızca biraz Vietnamca konuşuyorum.I only speak a little Vietnamese.
Tom yalınayak gitmeye karar verdi.Tom decided to go barefoot.
Beni yalnız bırakmanı söylemiştim.I told you to leave me alone.
O yalnızca 26 yaşında ve şimdiden birkaç şirket yönetti.She is only 26 years old but has already managed several companies.
Devlet başkanına yalnızca yüksek memurlar ulaşabiliyordu.Only high officials had access to the President.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod