Ana içeriğe geç
Sözlük

yal ile cümle

yal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un sana yalan söylemiş olması mümkündür.It's possible that Tom lied to you.
Yalan söylemek utanç verici.Lying is shameful.
Tom bütün hayatı boyunca yalnız kaldı.Tom remained single his whole life.
Diz çöktün, af için Tanrı'ya yalvarıyordun.You knelt down, begging God for forgiveness.
Jimmy onu hayvanat bahçesi götürmem için bana yalvardı.Jimmy begged me to take him to the zoo.
Tom çok yalnız görünüyor.Tom seems so lonely.
Tom'un yalnız başına zamana ihtiyacı var.Tom needs some alone time.
Tom size yalan söylüyor.Tom is lying to you.
Tom zorunlu bir yalancıdır.Tom is a compulsive liar.
Geç oluyor ve eve yalnız gitmekten hoşlanmıyorum. Sakıncası yoksa gitmek zorundayım.It's getting late and I don't like to go home alone. I have to go if you don't mind.
Birkaç dakika için yalnız kalmak istiyorum lütfen.I'd like to be alone for a few minutes please.
O yalan söylemekten nefret ediyordu.He hated lying.
O yalan söylemez.He doesn't tell lies.
O, yalan söylemez.He doesn't lie.
Seni yalanlamama izin ver.Allow me to contradict you.
Seni yalanladığım için üzgünüm.I'm sorry to contradict you.
Yalana meyillidir.He tends to lie.
Biz yalnızca olgun meyve topladık.We have collected only ripe fruit.
Sık sık yalan söylediği için hiç kimse onun söylediğine inanmıyor.Since he often tells lies, nobody believes what he says.
Yıllar ona yalnızca kötü alışkanlıklar kazandırdı.The years have only given him bad habits.
Bermuda Şeytan Üçgeni bir yalandır.The Bermuda Triangle is a sham.
O, babasının hasta olduğunu söyledi, ama bu bir yalandı.He said that his father was ill, but it was a lie.
O, babasının hasta olduğunu söyledi, ama o bir yalandı.He said his father was ill, but that was a lie.
Buradan oraya yalnızca birkaç kilometre var.From here to there there are only a few kilometers.
Sen biraz yalancısın.You're a little liar.
Yalnızca sana ihtiyacım var.I only need you.
Koleksiyonumda yalnızca bir tane eksik model var.There's only one model missing in my collection.
Bazen yalan söylemek daha iyidir.Sometimes it's better to lie.
Yalan söylemekle suçlanıyordu.She was accused of lying.
O, yalan söylemekle suçlandı.She was accused of lying.
Kadınsız bir ev, yalnızdır.A house without women is lonely.
Onu yalnız bıraksam hiç okula gitmez.If left to his own devices, he would never go to school.
Ben yalancılardan hoşlanmam.I don't like liars.
Yalnızca insanlar gülebilir.Only humans can laugh.
Terk edilmiş sahilde yalnız yürümekten hoşlanıyordum.I liked walking alone on the deserted beach.
Sana bu nedenle yalnız gitmemeni söylüyorum.That's why I'm telling you not to go alone.
O gitti, bu yüzden Mary bu cümlede yalnız kaldı.He gone, Mary remained thus alone in this sentence.
Yalan söyleme, tatlım.Don't lie, Honey.
Bütün işi yalnız yapmak zorunda bırakıldım.I was compelled to do all the work alone.
Ben yalancı değilim.I'm no liar.
Bu bir yalan!That's a lie!
Ayakkabıcının çocukları yalın ayak gider.The cobbler's children go barefoot.
Bu şeyler yalnızca İsveç'te olur.These things only happen in Sweden.
Yalan söyleme, dürüst ol.Don't lie. Be honest.
Yalan söyleme, doğruyu söyle.Don't lie. Tell the truth.
Yalan söyleme. Doğruyu söyle.Don't tell lies. Tell the truth.
Kısaca, ahlak sistemleri yalnızca duyguların işaret dilidir.In short, systems of morals are only a sign-language of the emotions.
Ben yalnızca bir bardak su alırım.I'll just have a glass of water.
Yalnızca bir bardak su içeceğim.I'll just have a glass of water.
Bu şeyler yalnızca bana oluyor.These things only happen to me.
Sen gittikten sonra yalnız olacağım.After you leave, I'll be lonely.
Onun söylediğinin yalan olduğu çıktı.What he said turned out to be a lie.
Onlar size yalan söylediler.They lied to you.
Bebek yalnız bırakıldığı için ağlamaya başladı.Having been left alone, the baby started to cry.
Yalnız bırakıldığı için bebek ağlamaya başladı.Having been left alone, the baby started crying.
Sana gerçeği söyleyeceğim, sana yalan söyledim.I'll tell you the truth, I lied to you.
Marco'nun yalancı olduğunu sana zaten söylemiştim.I had already told you that Marco is a liar.
Marco'nun konuşmaktan daha çok yalan söylediğini zaten sana söylemiştim.I had already told you that Marco lies more than he speaks.
Yalan söyleme!Don't you lie!
O zaman evde yalnızdı.He was home alone at the time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod