yalın ile cümle
yalın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bununla birlikte, babasının Rus İmparatorluğu'na yönelik yalın politikasını tersine çevirmekte başarılı oldu.הוא כן הצליח לשים קץ למדיניותו המתרפסת של אביו כלפי רוסיה הקיסרית.
İngiliz savunma planı yalındı.ההגנה הבריטית השתפרה.
Yalın, ayrıca Vestel'in ankastre serisi için çekilen reklamında da rol almıştır.היא הייתה מוכרת גם בזכות הופעתה בפרסומת לכיסאות המעלית "צ'רצ'יל".
Evlenme ve boşanma işleri yalınlaştırıldı.Каквато и да е била причината, преговорите по брака са прекъснати.
En yalın strofa, iki uyaklı dizeden oluşan distico'dur.Дистих е най-простата строфа, състояща се от два стиха.
Yalın, kanser hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdi.Неговото завръщане се спира от раково заболяване.
Alfatlı köyünün 1912 yalından beri Bulgaristan’da.Селото – тогава с име Алфатлъ ( на турски, дива круша ) – е в България от 1912 г.
Latif Yalınlı, 6 Şubat 1965 tarihinde evinde ölü olarak bulundu.Ubili su ih u mjestu Gostuša, 6. veljače.
Yalıncak Köyü ayrıca iki ocağı bünyesinde barındırır.Zatvoreni bazen također je obuhvaćao dva kata.
Birçok kez yerel yarışlarda yalın ayak yarıştı.Tih godina nekoliko puta su osvajali lokalno kup natjecanje.
Evdokia trajedi türünün yalın bir örneğidir.Televizija je dobar primjer dugog repa.
Örneğin "Врачу, исцелися сам" (Vrachu, istselisya sam - "Hekim, kendini iyileştir", cf. yalın "врач", vrach)."Ljeto, jesen, rat." (h)i Ἰατρέ, θεράπευσον σεαυτόν• Iatre therapeuson seauton; "Liječniče, liječi se sam!"
Bu yazıtlar yalın abartısız bir dille yazılmıştır.Kratice su u pismu kraćene nepotpuno ispisane riječi.
Didaktik türdeki eserlerinde açık ve yalın bir dil kullandı.Vo svojich dielach používal mystický, temný a tajomný jazyk.
Yalının tespit edilen ilk sahipleri Düzoğulları ailesidir.Prvým známym vlastníkom Hradnej bola rodina Pogány.
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.Preto sa v rámci jednoty tohto kontextu môže hovoriť rovnako o "slavení" ako aj o "prijímaní".
Bununla birlikte, babasının Rus İmparatorluğu'na yönelik yalın politikasını tersine çevirmekte başarılı oldu.Vendar mu je uspelo razveljaviti očetovo hlapčevsko politiko do Ruskega imperija.
Yalın bir dildi.Je pregibni jezik.
Evlenme ve boşanma işleri yalınlaştırıldı.Znane so ločitve in ponovne poroke.
Kitap, yalın bir dille, sıradan kent insanlarının günlük hayatından anları yansıtan öykülerden oluşur.Predstavljajo čudež, a imajo v vsakdanjem pomen čisto običajno mesto v naših domovih.
Yalın hali ağrlık çarpımının mesafe karesine oranı olarak ifade edilir.Poenostavljeno rečeno predstavlja goriščna razdalja razdaljo leče od njenega gorišča.
Biri Yalıncak Sultan Dergahı, diğeri de Ağuiçen Dergahı.Eno je vodil Zander, drugo pa Gluško.
Dili yalın ve anlaşılırdır."Jezik je sočen in zveni naravno.
Yalın) "Dım Dım (feat.Jis buvo Kristus („pateptasis“).
Sade ve yalın bir dil kullanılmıştır.Jis kalbėjo švaria, gryna Atikos kalba.
Yalın ayaktım.Aš buvau basas.
Yalın ayaktım.Aš buvau basa.
Tom yalın ayak yürümeye alışık değildir.Tomas nepripratęs vaikščioti basomis kojomis.
Eleştirel tarzı ve yalın üslubu ile ünlenmiştir.Teda on kritiseeritud noorusliku välimuse ja kõrge hääle pärast.
Dili yalın ve anlaşılırdır.Tähelepanu on keele selgusel ja arusaadavusel.
Evlenme ve boşanma işleri yalınlaştırıldı.Probleemid tööl, abielus on lahenenud.
Ardından Swift, ilk olarak yalınayak bir şekilde ve sadece mavi bir elbiseyle sahilde görünür.Eriti ei soovitata seda kasutada samal vapil koos sinisega.
Yalın sözcük olarak “Padişah” kullanırlardı.Ta võttis kasutusele termini "mükoriisa".
Yalın ve doğal ritimlerden oluşan şiirleri, bard'ların şiirlerindeki imge zenginliğini yansıtır.Kuressaare raekoja lihtne ja range arhitektuur esindab Põhjamaade barokki.
57 yalındayım, çek hala bende.제가 57살인데, 아직도 그 수표를 가지고 있죠.
57 yalındayım, çek hala bende.57 vagyok. A csekk még mindig megvan.
57 yalındayım, çek hala bende.Am 57 de ani; încă mai am cecul.
57 yalındayım, çek hala bende.Ho 57 anni; ho ancora l'assegno
57 yalındayım, çek hala bende.Ich bin 57 Jahre alt; habe den Scheck immer noch.
57 yalındayım, çek hala bende.Ik ben 57 en heb die cheque nog altijd.
57 yalındayım, çek hala bende.J'ai 57 ans; j'ai toujours le chèque.
57 yalındayım, çek hala bende.Mam 57 lat, cały czas mam ten czek.
57 yalındayım, çek hala bende.Năm nay tôi 57 tuổi và còn giữ tờ séc
57 yalındayım, çek hala bende.Tengo 57 años y aún tengo el cheque.
57 yalındayım, çek hala bende.Мне 57, у меня до сих пор есть этот чек.
57 yalındayım, çek hala bende.На 57 години съм; още пазя чека.
57 yalındayım, çek hala bende.אני בן 57, עדיין יש לי אותו.
57 yalındayım, çek hala bende.وانا اليوم أبلغ من العمر 57 سنة ومازلت أحتفظ بذلك الشيك
57 yalındayım, çek hala bende.うちの母親は 労働の価値を教えようとした
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.(54:22) уста их мягче масла, а в сердце их вражда; слова их нежнее елея, но они суть обнаженные мечи.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Den mannen bär händer på sin vän; han bryter sitt förbund.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.De tegenstander valt de mensen aan met wie hij eerder vrede sloot; hij negeert zijn afspraken.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Glattere end Smør er hans Mund, men Hjertet vil Krig, blødere end Olie hans Ord, skønt dragne Sværd.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Han* legger hånd på dem som har fred med ham, han vanhelliger sin pakt. / {* SLM 55, 13. 14.}
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Kezeit felemelte a vele békességben lévõkre; megszegte az õ szövetségét.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.그 입은 우유기름보다 미끄러워도 그 마음은 전쟁이요 그 말은 기름보다 유하여도 실상은 뽑힌 칼이로다
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Ognuno ha steso la mano contro i suoi amici, ha violato la sua alleanza
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Tuo mies käy käsiksi niihin, jotka hänen kanssaan rauhassa elävät, hän rikkoo liittonsa.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Vystrel svoje ruky na tých, ktorí s ním žili v pokoji; zrušil svoju smluvu.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Vztáhl ruce své na ty, kteříž s ním pokoj měli, a zrušil smlouvu svou.