yalın ile cümle
yalın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Cumhuriyet döneminde yol yapımı için yalının bir bölümü istimlak edildi.O Republic foi colocado para preencher a rota.
Yalın sözcük olarak “Padişah” kullanırlardı.Referiu-se a eles como se fossem animais, ao utilizar a palavra 'arroba'.
Mesela: Jesús (yalın) elskar þig.Jesus Hóstia e Senhor! nós Vos adoramos.
Ana madde: Buhar makinesi Buharlı lokomotif, güçlü ve yalın bir makinedir.Pé, dispositivo de locomoção ventral, grande e amplo.
Nesne - (dil bilgisi) Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.Hij of zij gaat uit van een doorlopend verhaal, een duidelijke intrige en een heldere afloop.
Yalın benzetme: benzetme yönü ve benzetme ilgeci bulunmayan teşbih.De nadruk ligt op het hart (gevoelens) en niet op het hoofd (gedachten).
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Het was in die tijd onder de Romeinen een gewoonte om liggend te eten.
Yerleşmelerde yalın ve doğal biçimler etkilidir.De aanwezige natuur- en bosgebieden maken dit onmogelijk.
Halkında bu edebiyatı anlaması için dilde yalınlaşma gerekliydi.Hij was het er niet mee eens dat door het volk literaire taal gesproken moest worden.
2007 yalında Lev Dodin yönetimindeki Saint Petersburg Devlet Tiyatrosu Sanatlar Akademisin'den mezun olmuştur.Bojarskaja studeerde in 2007 bij Lev Dodin af aan de Staatsacademie voor Theaterkunsten in Sint-Petersburg.
Yalın bir dildi.Het was een Keltsche taal.
Şarkının sözü ve müziği Yalın tarafından yapıldı.Tekst en muziek van het lied Jestem werden door haarzelf geschreven.
Bir kez daha yalınayak Sandie ortaya çıktı.Wederom verdween de Lutine onder het zand.
Yalın ayak yürümeyi sever misin?Hou je ervan om barrevoets te lopen?
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.Wierzył w karmę, ale odrzucał życie po życiu i zorganizowaną religię.
Yuva yeri, yerde yalın bir noktadır, suya yakındır.Gniazdo Na ziemi, w suchym miejscu w pobliżu wody.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Ich rzymskimi odpowiedniczkami były furie.
Arlecchino'nun en yakın arkadaşı çıkarcı, hınzır, cinsel dürtüsü çok ve bazen yalın olan Brighella'dır.Wuj Quigley – często narzekający i bardzo spokojny wujek Sabriny.
(Dişil soyadları sıfat olup yalın vokatif hâlleri aynıdır).(Jego pęd i spin skierowane są tak samo).
Bunu yaparken de çok yalın bir anlatıma başvurur.Godzi się przy tym wykonywać nawet najbardziej niewdzięczne zadania.
Kelt mitolojisi en yalın tanımıyla, Kelt politeizminin mitolojisidir.Zwana śródmaciczem (łac. myometrium) jest najgrubszą warstwą ściany.
"Günaydın" ile ilgili ansiklopedik kullanımlar: "Günaydın", Yalın şarkısı.Zaśpiewajmy zatem wesoło te słowa: Naprzód, Piękna Australio.
İlk albumü " I Alt Slags Lys" 15 yalında çıkmıştır.Hennes första album "I Alt Slags Lys" lanserades när hon var femton år gammal.
Hocalar sıkça öğrencilerine yalın hâldeki soyadlarıyla hitap ederler.Eleverna talar ofta finska på rasterna.
Yalın, ayrıca Vestel'in ankastre serisi için çekilen reklamında da rol almıştır.Han är även lågprisaffären Lidls ansikte utåt i reklamer.
Yuva yeri, yerde yalın bir noktadır, suya yakındır.Boet är en grund urgröpning i marken i närheten av vatten.
Geleneksel olarak yalınayak yapılan bir danstır.Det enda som fortfarande dansas i levande tradition.
Kitap, yalın bir dille, sıradan kent insanlarının günlük hayatından anları yansıtan öykülerden oluşur.Genom intervjuer och fotografier berättar det om vardagen i byn.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Nederländarna har sin egen snabbmat.
De Ceremoniis bağlamında diğer yandan en yalın haliyle "birlik" ya da " gemi" olarak da okunabilir.В контексті Про церемонії, однак, він також може бути прочитаний просто як одиниця чи корабель.
Bazıları Guevara’yı bu ‘’yeni insan’’ın alımlı ve yalın bir modeli olarak görür.Дехто вбачав у Геварі, одночасно чарівному та суворому, модель такої «нової людини».
Bu dönemde yalınlaştırmacı görüşe bazı yeni düşünceler katılmaya başladı.У цей час у фотокореспондента почалися досить серйозні депресії.
Örneğin "Врачу, исцелися сам" (Vrachu, istselisya sam - "Hekim, kendini iyileştir", cf. yalın "врач", vrach).Сергій Крилов «Доктор, вилікуй мене» (вірші С. Каргашін) — вик.
Bunu yaparken de çok yalın bir anlatıma başvurur.Після цього він придумує безглузді виправдання.
Onun gibi yalın ayak yürürler.Лучше б я чорта зобачив, як тебе.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Жінки за римським звичаєм преноменів не мали.
Osman'ın kötülüğü son derece yalındır ve ben merkezîyetçi bir yapı hakimdir.Сноук був Верховним лідером Верховного Порядку, а також потужним майстром темної сторони Сили.
Bu resimlerde anlatım yalınlaşmış, detaylar kaybolmuştur.Зображення і напис так само досить чіткі, втрачено лише незначні деталі.
Yalın sözcüğü ateş, alev demektir.Джалан – означає полум'я, Ушна – значить вогонь.
Mesela: Jesús (yalın) elskar þig.Milujeme Ježíše Krista.
Didaktik türdeki eserlerinde açık ve yalın bir dil kullandı.Ve svých dílech používal mystický, temný a tajemný jazyk.
Yalın düzyazı, süslü düzyazı ve orta düzyazı.Jemné aromatické hořkosti a střední plnosti.
Litvancada bütün isimlerin neredeyse her zaman yalın hâlden farklı olan vokatif hâli bulunmaktadır.Lipschitzovsky spojitá funkce je již diferencovatelná skoro všude na Ω {\displaystyle \Omega } .
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Ponožky znali také již staří Římané.
Yalın bir dildi.Limba mincinoasă.
Mesela: Jesús (yalın) elskar þig.Iubește-L pe Dumnezeul tău.
Güneş'in taç küresine Güneş tacı da denir ve Güneş tutulması esnasında yalın gözle de görülebilmektedir.Când răsare soarele avem să ne-aducem aminte de ei și avem să-i jelim de asemenea când soarele asfințește.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Romanii aveau o slăbiciune pentru oșci.
Daha sonra da daha yalın bir hal alarak Thaler/Taler olur.În cele din urmă s-a oferit să aducă clopotele Belea Todor/Gandrea.
Bu kitapta mutsuz bir evlilik yapan Bedia'nın hikâyesini dönemine göre çok yalın bir dille anlatmıştır.Ebben a regényében egyszerű szavakkal meséli el Bedia élettörténetét, aki boldogtalan házasságban élt.
Mesela: Jesús (yalın) elskar þig.Édes Jézus én szerelmem.
Dili yalın ve anlaşılırdır.Nyelve egyszerű és világos.
Anlatım daha yalın, dil ise daha sade olmaya başlar.Szókincse egyre bonyolultabbá, nyelvezete egyre nehezebben érthetővé vált.
Albümde 12 şarkı bulunmaktadır ve bu şarkıların hepsi Yalın'a aittir.Sezen két dalt írt a lemezre, a Hepsi Senin Mi?
Yalın) "Dım Dım (feat.Én korábban dolgoztam vele - egy görény.”).
Biri Yalıncak Sultan Dergahı, diğeri de Ağuiçen Dergahı.Inkki sininen aave ja toiseksi vanhin.
Bununla birlikte, babasının Rus İmparatorluğu'na yönelik yalın politikasını tersine çevirmekte başarılı oldu.Hän onnistui kuitenkin lopettamaan isänsä Venäjään kohdistaman nöyristelypolitiikan.
Yalıncak Köyü ayrıca iki ocağı bünyesinde barındırır.Punamultamaali koristaa edelleen molempia rakennuksia.
Baştaki sözcük yalın ya da çekim ekli olabilir.Ehkä kieli oli esisaamea tai esisuomea.
Romalıların yalın yeme alışkanlıkları vardı.Jo antiikin roomalaiset söivät herkkutatteja.