yalı ile cümle
yalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Adiyabatik olsa çevreyle ısı alışverşi yapamazdı. Bizim sistemimiz yalıtılmış değil.And maybe I had a bunch of-- well, I wanted to do the carbon.
Çok yalın bağlamsal ilişkiler kurmak için arazideki yerlerini değiştirdik.We pushed them around on the site to make very literal contextual relationships.
Şimdi bir seri yalın satır işlemler i yapıcaz. -What I'm going to do is perform a series of elementary row operations.
Onlara yalın satır işlemleri diyoruz.They're called elementary row operations.
Bu şişe, atomları çevrenin gürültüsünden yalıtmak için elektromanyetik alanları kullanır.It uses electromagnetic fields to isolate the atoms from the noise of the environment.
Binanın su yalıtımı biraz çılgınlıktı.Waterproofing the building was a bit crazy.
Horlama, araba gürültüsü gibi şeyler için de ses yalıtımı üzerinde çalışıyoruz.We're also working on noise canceling things like snoring, noise from automobiles.
Bu bağlantıların hepsi myelin adı verilen bir şeyle yalıtılmak zorunda.All of that connective wiring must be insulated with something called myelin.
Şekerli hamur, tuzlu olana göre elektiğe 150 kat daha dirençli, yani yalıtkan.Well it's 150 times more resistant to electric current than that salt dough.
Şimdi şekerli hamuru alırsak yalıtkan hamur elektirği geçirmeyecek.Well now if I take that sugar dough, the sugar dough doesn't want to conduct electricity.
Kalın duvarlar yalıtım için çok iyi.The thick walls are great for insulation.
Bu insanlar, yalıtılmış bir Bronz Çağı kültürüne sahip.It's actually a Bronze Age culture that's been isolated.
Abone olduğunuz için teşekkürler ve-- neden Şarpa ayağınızı yalıyor?!Thanks for subscribing and-- why is the Sherpa licking your feet?!
Hava bir yalıtkandır.It's an insulator.
Heykel cepheden bakıldığında oldukça simetrik,yalın ve dalgın ifadelidir.It's very frontal, it's very symmetrical, and severe, and kind of abstracted.
57 yalındayım, çek hala bende.I'm 57; still have the check.
Ama bu süreç içinde, kendimizi yalıtılmış olmaya hazırlıyoruz.But in the process, we set ourselves up to be isolated.
Bağlantıda olmaktan yalıtılmış olmaya nasıl geçersiniz?How do you get from connection to isolation?
Soru, en yalın ve sade ürünün amacının ne olduğuydu.So the question is, what's the purpose of the minimum viable product?
AlloSphere. 3 katmanlı-metal, sesten yalıtılmış bir küre.The AlloSphere: it's a three-story metal sphere in an echo-free chamber.
Dolayısıyla "gerçekten", yalın bir güven ile kullanabileceğimiz bir kelime değil.So "really" isn't a word that we should use with simple confidence.
Ücra dağlara güneş panelleri taşıyan yalınayak güneş mühendisleriniz olur.You get barefoot solar engineers carrying solar panels into the remote mountains.
Neyi ölçtüğünüz yalın ve net bir dille açıklanmış durumda.What you're actually measuring is spelled out in clean language.
Değer önerisinde amaç, en yalın ve sade ürünün tanımlanmasıdır.And in value proposition, the goal of this is to find out that minimum viable product.
Kopenhag'da bir kütüphane ve otel için yaptığımız projeyi yalınlıkla gösterelim.A very literal way of showing it is a project we did for a library and a hotel in Copenhagen.
Shall, sert ve yalın ve soğuk, ölüm gibi görünür: küçüldüğünü ölüm bu borrow'd benzerliğindeShall, stiff and stark and cold, appear like death: And in this borrow'd likeness of shrunk death
Keşiş JOHN yalınayak kardeşi, bizim sipariş biri, bana ilişkilendirmek, gitmekFRlAR JOHN Going to find a barefoot brother out, One of our order, to associate me,
O besleyici ölüm aşk yalın abhorred canavar tutar;That unsubstantial death is amorous; And that the lean abhorred monster keeps
Ve mika bir mineraldir, çok iyi bir yalıtkandır ve elektriği yalıtmada çok iyidir.And mica is a mineral which is a very good insulator and very good at insulating electricity.
Görebiliyor musunuz bilmiyorum, fakat kablolar için bir t bir yalıtım yapamadım.I don't know if you could see, but I was never able to make insulation for the wires.
O yüzden kablolar yalıtımsızdı.So the wires were uninsulated.
İnanılmaz bir yalıtımları var, şimdi buraya inanılmaz yalıtımı koyalım.They have incredible insulation, so let's put some incredible insulation here.
En yalın ve sade ürünün amacı nedir?What's the purpose of the minimum viable product?
Okuldaki matematik dersinde gördüğümüz, yalın, bilerek basitleştirilmiş şeyler değillerdir.They're not just simple, dumbed-down things that we see in school math.
Ve yalıtkan bantla bağlantıyı sabitleyin.Bind it with duct tape.
Daha önemlisi, tüm bu bilgilerden ortaya çıkan en yalın ve sade ürününüz nedir?And more importantly, what's the minimum viable product that results from all this knowledge?
Bu spiral ize ise yalın sıcak nokta diyoruz.The spiral thread we call a "solo hot spot."
Müşterilere bunun en yalın ve sade ürün olduğunu söylüyoruz.We actually tell customers it's a minimum viable product.
Ve yoksullar için bir Yalınayaklar Koleji açmaya karar verdim.And I thought I'd start a Barefoot College -- college only for the poor.
Böylece Yalınayaklar Koleji'ni kurduk ve profesyonelliği yeniden tanımladık.So we started the Barefoot College, and we redefined professionalism.
Yalınayaklar Koleji'ne para için geliyorsanız, hiç gelmeyin.You come for the money, you don't come to Barefoot College.
Yalınayaklar Koleji'ne çalışmak ve mücadele etmek için gelebilirsiniz.You come for the work and the challenge, you'll come to the Barefoot College.
Böylece ilk Yalınayaklar Koleji'ni 1986 yılında kurduk.So we built the first Barefoot College in 1986.
Kolej okuma yazması olmayan 12 yalınayak mimar tarafından metrekaresi 16,5 dolara inşa edildi.It was built by 12 Barefoot architects who can't read and write, built on $1.50 a sq. ft.
Yalınayaklar Kolej'nde yemekler güneş enerjisiyle pişer.Food, if you come to the Barefoot College, is solar cooked.
Başkan Sierra Leon'daki ilk Yalınayak eğitim merkezini kurdu.So he built me the first Barefoot training center in Sierra Leone.
Yalın n-gramlar, kültürel trendleri ölçmeye yarıyor.Well the individual n-grams measure cultural trends.
Ve çalıştı, yalıçapkınlarıyla ilgili bir film vardı,And he studied -- there was a film about king fishers.
Biliyorsunuz biz PVC kullanıyoruz. Telleri yalıtım için PVC ile kaplıyoruz.You know we use PVC, and we sheath wires with PVC for insulation.
Bu organizmalar; kendilerini, kendi elektrik yüklerine karşı nasıl yalıtıyorlar?These organisms, how are they insulating against their own electric charge?
Her ne kadar bu bizim, sorunları en yalın haliyle ele almamıza izin vermese de.Even if it doesn't accord to the typical way we see this problem.
Yalınayak koşan prenses büyük merak uyandırdı.Well, the princess running barefoot has created a big sensation.
Ama bu yalış bir inanıştır.But this is a fallacy.
Cann'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı.And created jinns from the white-hot flame of fire.
Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.And created jinns from the white-hot flame of fire.
Üstünüze bir ateş yalımı ve erimiş bakır gönderilir de kaçamazsınız.Let loose at you will be smokeless flames of fire so that you will not be able to defend yourselves.
Ve yalımyalım yanan bir kandil yarattık.And placed a lamp therein brightly burning.
Yalınone of the seven cases (grammatical)Nominative
Yalıtılmış köyleri hırsızlık çeteleri tarafından sürekli yağmalandı.Their isolated villages have been regularly looted by dacoits.
Yalın ayak siyasetçilerin savaşı sosyal medyada.Battle of the barefeet politicians on social media.