Gezegenin merkezinde yakıt yakmak yoktur磁場が作成され、
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Aquí hay un tipo que quiere quemar ejemplares del Corán.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Đây là người đã muốn dìm Hàn Quốc trong biển lửa.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Dia adalah orang yang ingin membakar Al-Qur'an.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Ich meine, hier ist ein Mann, der Koranbücher verbrennen will.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Jag menar här är en kille som vill bränna Koranen.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Je veux dire voici un gars qui veut brûler des Corans.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.이 사람은 코란을 태우고자 했던 사람입니다.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.On chce palić Koran.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Tak tady je chlap, co chce pálit Korán.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Tu je pán, ktorý chce páliť Korány.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Voglio dire qui c'è un tipo che vuole bruciare Corani.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.Θέλω να πω ότι εδώ έχουμε έναν τύπο που θέλει να κάψει Κοράνια.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.אני מתכוון האדם הזה שרוצה לשרוף ספרי קוראן.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.أقصد هنا شخص الذى يريد حرق القرآن .
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.アメリカ人からすれば「あいつはイカれてる
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Il n'y a personne pour donner le feu vert à votre idée.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Ingen behøver at give grønt lys til dine ideer.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Kenenkään ei tarvitse pyytää lupaa idealleen.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Không ai phải cho phép ý tưởng của bạn.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.아무도 여러분의 아이디어에 이래라 저래라 하지 못합니다.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Nessuno ha dovuto approvare l'idea.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Niemand hoeft je idee groen licht te geven.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Niemand muss euren Ideen grünes Licht geben.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Nikdo nemusí dát vaší myšlence zelenou.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Nikto vám na váš nápad nemusí dať zelenú.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Nimeni nu trebuie să îţi dea permisiunea pentru ideea ta.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Ninguém tem de aprovar a nossa ideia.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.No pidan permiso para expresar sus ideas.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Senki nem kell engedélyezze az ötleteded.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Tidak satupun yang memberi jalan pada ide Anda.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Δεν χρειάζεται κανένας να εγκρίνει την ιδέα σας.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Никой не трябва да дава зелена светлина на вашата идея.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.Никому не надо одобрять вашу идею.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.אף אחד לא צריך לתת אור ירוק לרעיון שלך.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.لا أحد عليه إعطاء الضوء الأخضر لفكرتك.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.私たち誰もがポップカルチャーを
Kömür yakmak küresel ısınmanın birinci sebebi olabilir.석탄 연소가 지구 온난화의 가장 큰 원인중 하나이지만
Kömür yakmak küresel ısınmanın birinci sebebi olabilir.Y mientras que quemar carbón es una de las causas del calentamiento global,
Kömür yakmak küresel ısınmanın birinci sebebi olabilir.ובעוד ששריפת פחם הינו אחד הגורמים העיקריים להתחממות גלובלית,
Kömür yakmak küresel ısınmanın birinci sebebi olabilir.وبينما حرق الفحم هو أحد الأسباب الرئيسية في الإحتباس الحراري،
Kömür yakmak küresel ısınmanın birinci sebebi olabilir.ここで見られる環境に優しい石炭技術が
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Chce pálit Korán, naši svatou knihu.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Dia ingin membakar Al-Qur'an, kitab suci kami.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Ele quer queimar o Corão, o nosso livro sagrado.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Er will Koranbücher verbrennen, unser heiliges Buch.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Han vill bränna Koranen, vår heliga bok.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Hij wil korans verbranden, ons heilige boek.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Il veut brûler des Corans, notre livre saint.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."그는 코란을 태우려고 해, 우리의 성스러운 책을 말이야.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Koránokat akar égetni, a mi szent könyvünket.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."On chce palić Koran, naszą świętą księgę.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."On chce páliť Korány, naše posvätné knihy.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Ông ta muốn dìm Hàn Quốc trong biển lửa, sách tôn giáo của ta.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Quiere quemar el Corán, nuestro libro sagrado.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Vrea să ardă Coranul, cartea noastră sfântă."
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Vuole bruciare il Corano, il nostro libro sacro.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Θέλει να κάψει το Κοράνι, το ιερό μας βιβλίο.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Иска да изгори корана, нашата свещена книга.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Он хочет сжечь Коран, нашу священную книгу.