Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Ein Kollege von mir beschrieb es als das Entzünden eines Lichts in den dunkelsten Ecken der Welt.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.제 동료는 이 일야말로 세상의 가장 어둡고 구석진 곳에 빛을 비추는 것과 같다고 했죠.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Kolega nazwał to rzucaniem światła na najciemniejsze krańce świata.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Mijn collega beschreef het als een lichtje opsteken in de donkerste hoeken van de wereld.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Moj kolega je to opisal kot "posvetiti z lučjo v najbolj temne kotičke sveta."
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Một đồng nghiệp của tôi miêu tả việc làm đã đem ánh sáng đến những góc tối tăm của thế giới.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Můj kolega to popsal jako záblesk světla v nejtemnějších koutech světa.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Seorang rekan saya menggambarkannya sebagai memberikan sinar di sudut dunia yang paling gelap.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Um colega meu descreveu-o como dar brilho à luz nos recantos mais escuros do mundo.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Una colega mía lo describió como hacer brillar una luz en las esquinas más oscuras del mundo.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Un coleg a spus că asta e ca și cum ai lumina cele mai întunecate colțuri ale lumii.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Un de mes collègues l'a décrit comme un rayon de lumière dans les coins les plus sombres au monde.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Un mio collega lo ha descritto come l'illuminazione degli angoli più bui del mondo.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Мой колега описа това, като лъч светлина в най-тъмните ъгли на света.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Моя колега порівнює це з пролиттям світла у найтемніших куточках світу.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.Один коллега описал это так: проливать свет на самые тёмные закутки мира.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.עמית שלי תיאר זאת כאילו להאיר אור בפינות האפלות ביותר של העולם.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.زميل لي وصف هذا العمل بـ إشعال شمعة .. في أكثر الأماكن ظلمةَ في العالم.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.光で照らすことに例えました 私は それを目指しています
Bir sigara yakmak?Budete fajčiť?
Bir sigara yakmak?Budete kouřit?
Bir sigara yakmak?Dohányozva?
Bir sigara yakmak?¿Fumas un cigarrillo?
Bir sigara yakmak?Fumaţi o ţigară?
Bir sigara yakmak?Hút một điếu thuốc?
Bir sigara yakmak?Opgeven?
Bir sigara yakmak?Выкурить сигарету?
Bir sigara yakmak?Изпуши цигара?
Bir sigara yakmak?Курите цигарку?
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Ao longo do caminho, eu tive que queimar algumas cadeiras.
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Auf dem Weg musste ich ein paar Brücken hinter mir abbrechen.
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Cùng với điều đó, tôi đã đốt hết vài cái ghế, bạn biết không?
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?En el camino, he tenido que quemar unas cuantas sillas. ¿Saben?
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Időközben el kellett égetnem néhány széket. Tudják?
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?이 길을 걸으면서 의자 몇 개와 이별해야 됐습니다.
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Lungo il percorso ho dovuto cambiare un po' di cose. Sapete?
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Onderweg heb ik een aantal stoelen verbrand.
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Sur mon chemin, j'ai parfois dû brûlé quelques chaises, vous savez ?
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Στην πορεία, έπρεπε να κάψω μερικές καρέκλες. Ξέρετε.
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Крім того, я спалила декілька стільців. Ви чули про це?
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Между прочим, мне пришлось сжечь пару стульев. Вы знали?
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?לאורך הדרך, נאלצתי לשרוף כמה כיסאות. אתם יודעים?
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?على طول الطريق، لقد كان علي حرق كراسي قليلة .هل تعلم ؟
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?デザインの概念にも 入れ替えが必要なのです
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Af dette - sir-ærbødighed - kærlighed, du hvori stick'st Op til ørerne .-- Kom, vi brænder dagslys, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Av detta - sir-vördnad - kärlek, där du stick'st Upp till öronen .-- Kom, vi bränner dagsljus, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Deste - senhor reverência - o amor, onde tu stick'st Até os ouvidos .-- Venha, nós queimamos luz do dia, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Ebből - uram-tisztelet - a szeretet, melyben te stick'st akár a fül .-- Gyere, égetjük nappal, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Od tega - sir-čaščenje - ljubezen, v katerem ti stick'st Do ušes .-- Come, smo spali dnevne svetlobe, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.알겠습니다 - 존경 - -이의 사랑, 그대는 귀가했었습니다 최대 stick'st .-- 자, 우리는 일광, 호를 구울 수 있습니다.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Tästä - Sir-kunnioitus - rakkauden, jossa sinä stick'st Jopa korvat .-- Tule, poltamme päivänvalo, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.To - sir-cześć - miłości, której ty stick'st do uszu .-- Przyjdź, palimy światło dzienne, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Van deze - sir-eerbied - liefde, waarin gij Tot stick'st om de oren .-- Kom, we verbranden daglicht, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Z toho - sir-úcta - láska, v ktorých tie stick'st až po uši .-- No, spálime denné svetlo, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Z toho - sir-úcta - láska, v nichž ty stick'st až po uši .-- No, spálíme denní světlo, ho.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Об этом - сэр благоговением - любовь, которой ты stick'st до ушей .-- Ну, мы сжигаем дневного света, хо.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.От това - сър почит - любов, в който ти stick'st До ушите .-- Хайде, ние горят дневна светлина, хо.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.זה - אדוני, כבוד - אהבה, שבו אתה stick'st עד האוזניים .-- בוא, אנחנו שורפים היום, הו.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.من هذا -- يا سيدي ، تقديس -- الحب ، وأنت فيه stick'st حتى الأذنين.-- تعالوا نحرق النهار ، حو.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.ロミオは、いや、それはそうではありません。