Ana içeriğe geç
Sözlük

yakmak ile cümle

yakmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu mektuplarla ilgili olarak, sanırım en iyi şey onları yakmaktır.With respect to these letters, I think the best thing is to burn them.
Çöpleri eve çok yakın yakmak iyi bir fikir değildi.Burning the trash so close to the house wasn't a good idea.
Tom yakmak için odun yardı.Tom chopped wood for the fire.
Tom Mary'nin evini yakmakla tehdit etti.Tom threatened to burn Mary's house down.
Yapmak istediğim son şey Tom'un canını yakmaktır.The last thing I'd ever want to do is hurt Tom.
Tom asla senin canını yakmak istemezdi.Tom would never want to hurt you.
Bir ormanı yakmak için bir kıvılcım yeterli olur.A spark would be enough to burn a forest.
Amerika Birleşik Devletlerinde Amerikan bayrağını yakmak bir suç mu?Is it a crime to burn the American flag in the United States?
Tom ateş yakmak zorunda kaldı.Tom had to make a fire.
Dan kendine benzin fışkırttı ve kendini yakmakla tehdit etti.Dan sprayed gasoline on himself and threatened to set himself on fire.
Dan kütüphaneyi yakmakla tehdit etti.Dan threatened to burn the library.
Tom'un yakmak için bol parası vardı.Tom had plenty of money to burn.
Bir mum yakmak karanlığı lanetlemekten daha iyidir.It is better to light a candle than to curse the darkness.
Fadıl, Leyla'nın cesedini yakmak istedi.Fadil wanted to incinerate Layla's body.
Sami, Leyla'nın cesedini yakmak istedi.Sami wanted to burn Layla's body.
Sami, Leyla'nın cesedini yakmak için benzin kullandı.Sami used gasoline to burn Layla's body.
Tom piposunu yakmak için bir kibrit çaktı.Tom struck a match to light his pipe.
Cadıcı “bu cesetleri yakmak gerek” dedi.The exorcist said: we must burn these corpses.”
SS muhafızları, cesetleri daha da yakmak için ilave benzin kutuları getirdi.SS guards brought over additional cans of petrol to further burn the corpses.
İlk olarak çareyi ateş yakmakta ve barınak kurmakta görürler.Eventually, a house fire starts, and they need rescue.
Köşe yazarları, din, dış ilişkiler ve ekonomi üzerine yazılar yakmaktadırlar.Regular opinion columnists write on subjects such as religion, foreign affairs and economics.
Bu silah gökyüzünden düştüğü anda dokunduğu herhangi bir canlıyı anında yakmaktadır.As it falls from the sky, it will instantly burn any living thing it touches.
Parkta ateş yakmak yasaktır.All kinds of fires are prohibited in the park.
Çakmak Taşı ve Çelik ateş yakmak için kullanılır.As such, they are represented by steel and fire.
Bu problem ayrıca çıkan zehri yakmak için ek yakıt çubuğu eklenerek doğrulandı.The problem was corrected by adding additional fuel rods to burn out the poison.
Bundan dolayı kesinlikle ağaç kesmek ve yakmak yasaktır.Killing animals and felling trees were banned.
Güzel yemek pişirememekte ve elini yakmaktadır.As Vivasvana, he is in fire and helps to cook food.
Eğer onun canını yakmaktan korkuyorsan, bu odaya gelme.If you're scared to hurt him, don't come in this room.
Bu süreçte, bir kaç tane sandalye yakmak zorunda kaldım, anlarsınız ya?Along the way, I've had to burn a few chairs. You know?
Yakmak için fazla ince. ve yemek pişirmede kullanmak için fazla çabuk yanıyor.It's too fine and it burns too quickly to be useful for cooking.
Kimse fikrinize yeşil ışık yakmak zorunda değil.No one has to green-light your idea.
Bir meslektaşım bunu dünyanın karanlık köşelerinde bir ışık yakmak olarak nitelendirdi.A colleague of mine described it as to shine a light in the darkest corners of the world.
- Efendim-saygı sevgisi, sen kulaklara neyin kadar stick'st .-- gel, gün ışığı, ho yakmak.Of this--sir-reverence--love, wherein thou stick'st Up to the ears.--Come, we burn daylight, ho.
Sayfa yerdir; orada, meşale yakmak erdirmez.PAGE This is the place; there, where the torch doth burn.
Beni yakmak için bir oda hazırlayın.Build me a funeral pyre.
Fonda kömür yakmakta olan fabrikayı seçebilirsiniz.You can see the coal burning plant in the background.
İşte bu adam Kuran'ı yakmak istemişti.I mean here's a guy who wants to burn Korans, right?
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."He wants to burn Korans, our holy book.
Bir sigara yakmak?Smoke a cigarette?
Bir Amerikan bayrağı yakmak, çocuğuna eğitim sağlamaz.Burning an American flag does nothing to provide a child with an education.
Ateş yakmak için çakmağı kullanabilirsin.You can use the lighter to start the fire.
Malcolm'un babası Earl Little, yerel beyazları, evini yakmakla suçladı.Malcolm's father, Earl Little, accused local whites of setting the fire.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.The light bulb was a fairly simple task, from their standpoint.
Gezegenin merkezinde yakıt yakmak yokturThere is no burning of the fuel in the centre of the planet.
‹‹Üzerinde buhur yakmak için akasya ağacından bir sunak yap."You shall make an altar to burn incense on. You shall make it of acacia wood.
Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?Consider the fire that you strike (and get by friction).
Peki, yakmakta olduğunuz ateşe ne dersiniz?Consider the fire that you strike (and get by friction).
Yakmakta olduğunuz ateşe dikkat ettiniz mi?Consider the fire that you strike (and get by friction).
Yakmak için isteklidir...That would skin the scalp.
Topu yakmak için% 1 düğmesine basınPress %1 to fire the ball
Amaçları, Avrupa'nın tüm Yahudi kitaplarını toplamak ve yakmaktı.Their goal was to collect all of Europe's Jewish books and burn them.
Soruşturma yaptıklarında, bunun pişirme yağı yakmaktan geldiği söylendi.On making inquiries they were told that it came from burning cooking fat.
Adı "gemi yakan" anlamına gelir. ( ναῦς 'gemi'; κάω 'yakmak'). [3]Her name means "burner of ships" (ναῦς ‘ship’; κάω ‘to burn’).[3]
Güzel yemek pişirememekte ve elini yakmaktadır.Dieser ist gerade beim Kochen und verbrennt sich die Hand.
Parkta ateş yakmak yasaktır.Offenes Feuer ist im Park verboten.
Kına yakmak, İslam geleneklerindendir.Die Steigerung der Feuerbälle sind die Grünen Feuerbälle.
Archibaldo da Lavinia yerine onun manken taklidini yakmak zorunda kalır.Statt seiner soll nun Arlecchino brennen.
Oğullarını ve kızlarını ateşte yakmak üzere Hinnomoğlu Vadisindeki Tofet’te yüksek yerler* yaptılar.Zumeist wird der Verstorbene vom Sohn zur Grabstätte gebracht und auf den gereinigten Boden gelegt.
Hatta okumayı öğrenen kızların iki katı kadarı, yakalanmaktan korkarak kitaplarını yakmak zorunda kaldı.À deux reprises, les femmes ayant appris à lire ont dû brûler leurs livres de peur d'être prises.
Parkta ateş yakmak yasaktır.Il est interdit d'allumer des feux dans le parc.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod