Her zamanki olduğumuzdan daha yakınız.We're closer than we've ever been.
Mary Tom'un en yakın sırdaşlarından biri.Mary is one of Tom's closest confidantes.
Tom Mary'nin en yakın arkadaşlarından biridir.Tom is one of Mary's closest friends.
Seni çok yakında takip edeceğim.I will follow you very soon.
Tom'u yakında eve geleceğini umuyorum.I hope Tom gets home soon.
Tom benim en yakın arkadaşım.Tom is my closest friend.
Pencerenin yakınında bir masa istiyorum.I'd like a table near the window.
Umarım Tom yakında eve gelir.I hope Tom comes home soon.
Evime yakın bir park var.Near my house, there's a park.
Bu yağmurun yakında duracağını sanmıyorum.I don't think this rain will let up anytime soon.
Biz muhtemelen yakında onu tekrar yapmak istemiyoruz.We probably don't want to do that again any time soon.
Umarım Tom yakında iyileşecek.I hope Tom will get better soon.
Tom çok cana yakındı.Tom was very forthcoming.
Tom ve Mary o kadar yakın değildi.Tom and Mary weren't that close.
Yakınlarda bir adamı görmeye başladım.I recently started seeing a man.
Yakında Tom'un ne yaptığını öğreneceğim.I'll soon find out what Tom has been doing.
Tom'un bana verdiği şeye oldukça yakından baktım.I looked at what Tom gave me quite closely.
Yakında bunu atlatacağımdan eminim.I'm sure I'll get over it soon.
Yakında köydeki hayata alışacaksınız.You'll soon get used to life in the village.
Yakında bir çözümle ortaya çıkacağımızı umuyoruz.We hope to come up with a solution soon.
Tom, Mary'yi en yakın hastaneye götürdü.Tom drove Mary to the nearest hospital.
Tom Mary'yi en yakın hastaneye götürdü.Tom drove Mary to the nearest hospital.
Olmak istediğim yere yakınım.I'm close to where I want to be.
Bu yıl Noel için yakınlara gidiyoruz.We're going to my folks for Christmas this year.
Yakında Noel ağacımızı alacağız.We'll be taking down our Christmas tree soon.
Tom ve Mary ateşe yakın oturdu.Tom and Mary sat close to the fire.
Yemek yediğim masa pencereye yakındı.The table at which I dined was close to the window.
Tom ve Mary son derece yakınlar.Tom and Mary are extremely close.
İhtiyacımız olmayan şeylere para harcamayı bırakmazsak, yakında meteliksiz oluruz.We'll be broke soon if we don't stop spending money on things we don't need.
Umarım yakında Tom'u bulursunuz.I hope you find Tom soon.
Şuna yakından bir göz atsan iyi edersin.You'd better take a closer look at that.
Boston sandığınızdan daha yakın.Boston is closer than you think it is.
Soyunma odaları yakında yer alır.Changing rooms are located nearby.
Kapının yakınında endişeyle bekledim.I waited anxiously near the door.
Tom ve Mary birlikte çok yakından çalıştılar.Tom and Mary worked very closely together.
Yakında unutmayacağımıza söz veriyoruz.We promise we won't soon forget.
Tom'la yakından çalışıyoruz.We've been working closely with Tom.
Sanırım bebek yakında geliyor.I think the baby is coming soon.
Her iki şey de yakından ilişkilidir.Both things are closely related.
Kış yakında gelecek.Winter will arrive soon enough.
Tom'a yakında bir cevap vermeyi umut ediyorum.I hope to give Tom an answer soon.
Yıllardır yakın olmamıştık.We haven't been close in years.
Yakında eğitimimi tamamlayacağım.I'll complete my training soon.
Tom ailesine çok yakındır.Tom is very close to his family.
Tom, Mary ile yakın arkadaştır.Tom is close friends with Mary.
Tom, Mary'nin yakında gelmesini bekliyordu.Tom expected Mary to come soon.
Seçenekleri yakından dinleyin.Listen closely to the options.
Tom yakında tekrar sağlıklı oldu.Tom soon became healthy again.
Sanırım yakınlaşıyoruz.I think we're getting closer.
Yakında başlayacaklarını umuyorum.I hope they get started soon.
Tom yakındaki bir hastanede öldü.Tom died in a nearby hospital.
Tom yakınlardaki bir hastanede öldü.Tom died at a nearby hospital.
Yakında bir yangın olmalı.There must be a fire nearby.
Yakın zamanda bir şey satın aldım.I bought something recently.
Tom bir baş ağrısından yakındı.Tom complained of a headache.
İnanılmaz derecede yakınlardı.They were incredibly close.
İnanılmaz biçimde yakındılar.They were incredibly close.
Tom'un notları yakın zaman içinde düştü.Tom's grades soon plummeted.
Gözyaşlarına oldukça yakındım.I was quite close to tears.
Tom çok cana yakındır.Tom is just so approachable.