Sanırım bir çözüme yakınız.I think we're close to a solution.
Buraya oldukça yakın bir restoran var ama çok iyi değil.There's a restaurant pretty close to here, but it's not very good.
Karım yakındaki bir barda çalışıyor.My wife works in a nearby pub.
O çok yakında ayrıldı.She departed very soon.
En yakın eczane neresi?Where is the nearest pharmacy?
Yakında bir ara bovlinge gidelim.Let's go bowling together sometime soon.
Yakında gerçeği bileceksiniz.You will soon know the truth.
Yakında konuşacağız.We'll talk soon.
O, çok yakında geri dönecek.She'll return very soon.
Gurur, kibre dönme eğilimindedir; ki o da deliliğin yakın akrabasıdır.Pride tends to develop into hubris, which is close kin to madness.
Güneşe en yakın gezegen hangisi?What's the closest planet to the sun?
Hangi yol havaalanına en yakındır?Which way to the nearest airport?
En yakın akaryakıt istasyonu nerede?Where is the nearest service station?
Biz kesinlikle yakında tekrar buluşmalıyız.We should definitely meet again soon.
Her şeyi yakından kontrol etmeyi bırak!Stop micromanaging everything!
O yakında anne ve babasının evini terk edecek.He will soon leave his parents' home.
O, daha yakın bir için tıraş kremiyle eski moda jilet kullanır.He uses an old-fashioned razor, with shaving cream, for a closer shave.
Bu ilacı al. Yakında daha iyi hissedeceksin.Take this medicine. You'll soon feel better.
Yaz tatili yakında.Summer vacation is soon.
En yakın pizzacı nerede?Where's the nearest pizzeria?
Yakında Yunan bankalarının paraları tükenebilir.Greek banks could soon run out of money.
Bu ilacı al ve yakında iyi hissedeceksin.Take this medicine and you'll feel better soon.
Mary kocası hakkında yine yakındı - aynı eski hikaye.Mary complained about her husband again - the same old story.
Onlar yakın.They're close.
İlk tam elektronik bilgisayar geçen yüzyılın ortasına yakın geliştirilmiştir.The first fully electronic computer was developed near the middle of the last century.
Otobüsün yakında geleceğini umuyorum.I hope the bus comes soon.
Çok yakın değil!Not so close!
Endişelenmeyin. Kan yakında kesilecek.Don't worry. The blood will clot soon.
Şimdi kendimi Tom'a çok yakın hissediyorum.I feel a lot closer to Tom now.
Yakında başka sorunlar ortaya çıktı.Further problems soon arose.
Yakın zamanda Boston'a geri gidecek misin?Are you going back to Boston anytime soon?
Yakında herhangi bir zamanda geri gelmeyeceğiz.We won't be back any time soon.
Tom ve Mary yakınlaştı.Tom and Mary have become close.
Kısa sürede yakınlaştılar.They quickly became close.
Bu yakında değişebilir.This may soon change.
O yakında değişecek.That'll change soon.
Tom'un son zamanlarda çalıştığı mağaza yakın zamanda kapatıldı.The store where Tom was working recently closed.
Çok yakın bir oyundu.It was a very close game.
Çok yakın bir maçtı.It was a very close game.
Tom ve Mary yakındı.Tom and Mary were close.
Onlar gerçekten yakındı.They were really close.
Biz gerçekten yakındık.We were really close.
O kadar yakın değildi.It wasn't that close.
Benim tek şikayetim çalıştığım yerin evime yakın olmamasıdır.My only complaint is that where I work isn't closer to my house.
Tom böceğe çok yakından baktı.Tom looked very closely at the insect.
Tom ne hakkında yakınıyordu?What was Tom complaining about?
Biz çok fazla yakınıyoruz.We complain too much.
Çocuklar yakın temas sporları oynarken zarar görüyor.Kids are getting hurt playing contact sports.
Çok yakında, senin de bunu yapman mümkün olacak.Pretty soon, you'll be able to do this, too.
Yakında soruna bir çözüm bulmayı umut ediyoruz.We're hoping to find a solution to the problem soon.
İnşallah, herkes yakında iyileşecek.Hopefully, everyone will get well soon.
Tom yakında iyileşti.Tom got well soon.
O olacak ama yakın bir zamanda değil.It'll happen, but just not anytime soon.
Yakında görüşürüz umarım.See you soon, I hope.
Durumumuz yakın gelecekte ilerlemeli.Our situation should improve in the near future.
Hepinizle yakında görüşmek üzere.See you all soon.
Yakında sizi ziyaret edeceğiz.We'll visit you soon.
Yakında birlikte taşındık.We soon moved in together.
Yakında haklı olduğuma ikna olacaksınız.Soon you'll be convinced that I'm right.
O ve onun ikiz kız kardeşi birbirlerine çok yakındılar.She and her twin sister were very close to each other.