Sen ve Tom yakın mısınız?Are you and Tom close?
Biz o kadar yakın değiliz.We're not that close.
Biz çok yakın olduk.We became very close.
Tom yakında dönebilir.Tom may be back soon.
Ona yakından bak.Look at it closely.
Yakında sorunu düzelttirmeyi bekliyor musun?Are you expecting to have the problem fixed soon?
Sizin sorununuz, bütün köpeklerin cana yakın olduğunu düşünmenizdir.Your problem is you think all dogs are friendly.
Yakında, bu başka birinin sorunu olacak.Soon, this will be somebody else's problem.
Tom yakındaki bir kasabada tutuklandı.Tom was arrested in a nearby town.
Kenara yakın gitme.Don't go near the edge.
Yakında bahar olacak.It'll soon be spring.
Yöneticilerden bazısı onun şirketin başkanı olmasından yakındı.Some of the managers complained about him becoming the president of the company.
Onun şirketin başkanı olmasından yakınan bazı yöneticiler vardı.There were some managers who complained about him becoming the president of the company.
Tom bir göle yakın büyüdü fakat o iyi bir yüzücü değil.Tom grew up near a lake, but he isn't a good swimmer.
Yakında senden haber almayı dört gözle bekliyoruz.We're looking forward to hearing from you soon.
Yakında seni görmeyi dört gözle bekliyoruz.We're looking forward to seeing you soon.
Yakında gürültüye alışacaksın.You'll soon get used to the noise.
Yakında gürültüye alışacaksınız.You'll soon get used to the noise.
Evimin yakınında bir park var.There's a park near my house.
Yakında orada olacağız.We'll be there shortly.
Yakında daha iyi olacaksın.You'll be better soon.
Yakında burada olacaklar.They'll be here soon.
Teşekürler! Yakında görüşürüz.Thanks! I'll see you soon!
Yakında geri yolda olmalıyız.We should be back on the road soon.
Tom'u daha yakından dinlemeliydim.I should've listened to Tom more closely.
Onlar iki adam için tuhaf biçimde yakınlar, öyle düşünmüyor musun?They're strangely close for two guys, don't you think?
"Şimdi beni duyabiliyor musun?" "Hayır, seni duyamıyorum! Yakında bir şelale var.""Can you hear me now?" "No, I can't hear you! There's a waterfall nearby."
Lütfen yakında kal.Please stay close by.
Dünya'ya en yakın yıldızın güneş olduğunu biliyor muydunuz?Did you know that the star nearest to Earth is the Sun?
Tom'un yakında yazacağını umuyorum.I hope Tom writes soon.
Onlar yoğun bir yol yakınında yaşıyor ama şimdiye kadar gürültüye alışmış olmalılar.They live near a busy road, but must be used to the noise by now.
Ben yakında çalışmaya başlayacağım.I will start work soon.
Tom benim en yakın arkadaşımdı.Tom was my closest friend.
Tom'un yakında burada olmasını umuyoruz.We're expecting Tom to be here soon.
Tom'un yakında gelmesini umuyoruz.We expect Tom to come back soon.
Yakında katkıda bulunacağım.I'll contribute soon.
Bu şiddetli krizin yakında sona ermesi için dua edelim.Let us pray that this violent crisis would soon be over.
O yakında seni arayacak.She will call you soon.
Şehir oldukça yakın, bisikletle gidilebilir.The city is quite near, one can go by bicycle.
Okul yakında yaz tatili nedeniyle kapanacak.The school will soon close because of summer vacation.
En yakın otobüs durağı nerede?Where is the nearest bus stop?
Yakında gelecek.He'll come soon.
O benim yakın bir arkadaşım.He's a close friend of mine.
Bu hangi ülkeye yakın?What country is it close to?
Yakında gün batımı olacak.It'll soon be sunset.
Onlar yakında ayrılmaz oldular.They soon became inseparable.
Galyalılar, Germen boylarına yakındır.The Gauls are close to the Germanic tribes.
O yakında bir baba olacak.He is soon to be a father.
O, yakında baba olacak.He will soon become a father.
Yakında çok zengin olacağım.Soon I will be very rich.
Tom yakında sana katılacak.Tom will be joining you shortly.
Sen önden git, Tom. Yakında yakalarım.You go ahead, Tom. I'll catch up soon.
Tren istasyonunun yakınında ayçiçeği tarlası var.There is a sunflower field near the train station.
Ben böyle yakınlığa izin vermezdim.I wouldn't permit such familiarity.
Tom şömine rafından çerçeveli resmi aldı ve ona daha yakından baktı.Tom took the framed photo off the mantelpiece and took a closer look at it.
Tom'un hiç yakın arkadaşı yok.Tom doesn't have any close friends.
Tom genellikle öğleye yakın uyanır.Tom usually wakes up about noon.
Tom'un ölüme yakın bir deneyimi oldu.Tom had a near-death experience.
Tom ölüme yakın bir deneyim yaşadı.Tom had a near-death experience.
Keşke daha fazla yakın arkadaşlarım olsa.I wish I had more close friends.