Tom fişeği yakar, fıçının içine atar.Nitka pręcika owłosiona i zgrubiała w nasadzie.
Holmes ve Bayan Munro birlikte yuvayı yakar ve Roger iyileşmeye başlar.Relacje Rogera i Mimi się pogarszają, Roger myśli o wyjeździe z miasta.
Yaklaşık 2000 kişi ziyarete gelip mum yakarlar.Około 2000 osób przebywało przed domem i obserwowało wysiłki związane z czyszczeniem.
Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar.Za dnia pozostają ukryte, a żerują nocą.
Bunun üzerine annesi aşağıdaki ağıdı yakar.I zjadają swoją matkę od środka.
Geri döndüğü vakit ise köydeki samanlıkları, evleri yakar ve hayvanlara zarar verir.Do domu wrócimy, w piecu napalimy, nakarmimy psa.
Mısır panteonu, doğaüstü güçleri olan ve yardım ya da koruma için yakarılan tanrılardan oluşturuluyordu.De egyptiska gudarna ansågs ha övernaturliga krafter som frammanades för hjälp eller beskydd.
Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar.Medlet sköljes och blöttlägges över natten.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.Sådana gottgörelser är fastor, olika slags späkningar, böner, allmosor, vallfärder med mera.
Yakarma, Tanrıya yalvarma, dileme, isteme.Och ändå, Gud, låt intet här mitt fall bereda, ej prakt, ej prål, ej lust, ej ångest mig förleda!
Corrie, el yapımı bir Amerikan bayrağını yakarken görüntülendi.Förpackningen pryddes av den amerikanska flaggan.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.Капітанам потрібно було вивести судна з бухти у безпечне відкрите море.
Bruce, hırsızı öldürmek yerine orayı yakar.Проте Кластер замість цього атакує Алмазів.
Metnin tamamında toplam 75 kez güneş tanrısı Re'ye yakarışlar vardır.У першій частині відбувалося звертання до 75 імен бога сонця Ра.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Про це незнання говориться: блаженний збагнувший незнання, нерозлучне з молитвою."
Yakarma, Tanrıya yalvarma, dileme, isteme.«Не вір, не бійся, не проси»).
Price onun ölüsüne bakarak purosunu yakar ve zevkle içer.На побаченні Лорейн запалює цигарку і стає випивати спиртне.
İşte bu Mucizenin anısına Yahudiler her sene Hanuka bayramından 8 gün boyunca hanukiya yakarlar.На честь цього чуда щороку в єврейських домівках запалюють ханукальні світильники.
Bitkileri yakar. eve en uzakiki koridor yanmıştır.Від пожеж загорілися будинки, згодом перекинулися на доки.
Büyük yıldızlar yakıtlarını çok hızlı yakarlar ve ömürleri kısa olur.Těžké hvězdy spotřebovávají palivo velmi rychle a jejich život je krátký.
Bruce, hırsızı öldürmek yerine orayı yakar.Rušné místo spíše odradí zloděje.
Yakarma, Tanrıya yalvarma, dileme, isteme.Neprchej, neprchej, pro Boha živého).
Yakarma, Tanrı'ya yalvarma demektir.Požehnán je ten, který se nerozhořčuje na Boha.
Canınızı yakarlar.Ich tu dir Weh (něm.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.Patronv Proti Morv na Wlastni Naklad.
Ağzını keser, göz kapaklarını yakar ve annesini, babasını öldürür.Utíká pryč, naříká a volá po své mamince.
Benny onu yakarak öldürmüştür.Este omorât de către Benny.
O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayan / Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın”.Și nu luați sufletul pe care Allah l-a socotit oprit, decât pe drept.
En sonunda bir sigara yakar.Între timp, au ieșit afară la o țigară.
Ânî: Sıcak bir sobaya dokunduğunuzda elinizi yakarsınız.Dacă vei lucra lucru de mână îți vor amorți mâinile.
Genel olarak Yakari olayları gözlemler ve yorumlar şeklinde özetlenebilir.Prin cuvânt percepția poate fi dirijată, coordonată, mai ales în cazul observației.
4 Ocak 2011, Tunuslu seyyar satıcı 17 Aralık 2010'da kendisini yakarak intihar girişiminde bulundu.El s-a auto-incendiat în ziua de 17 decembrie 2010 și a murit la data de 4 ianuarie 2011.
RAB İshak'ın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.Izsák imádkozott érte, s Rebeka megfogant.
Bunun üzerine annesi aşağıdaki ağıdı yakar.Ezt követően édesanyja varrásból tartotta fenn magukat.
Price onun ölüsüne bakarak purosunu yakar ve zevkle içer.A szivart a cigarettához hasonlóan meggyújtják, és a füstjét élvezik.
İnsanlar, tezeği ısınmak için ya da besin hazırlamak için yakarlar.A magokat szárítsuk meg főzetek készítéséhez, vagy csíráztatás céljából.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.A krakkóiak szabadon hajózhattak a Visztulán.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Mindenki szájtátva bámul, mire megszólal az egyik dolgozó: – Nem vezérorsó ez kérem, hanem húzótüske!”
Buna rağmen dörtlü kamp kurmakta karar kılar ve kamp ateşi yakarak etrafında sohbete başlarlar.Menj a Régi táborba, és próbálj meggyőzni néhány tűzmágust.
Yüzbinlerin ağzında coşkulu bir yakarışın hasretini çektiği daha iyi bir çağ Gelmesi lazım, gelecek.Még jőni kell, még jőni fog Egy jobb kor, mely után Buzgó imádság epedez Százezrek ajakán.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.Ne opastavat merenkulkijaa turvalliselle vesialueelle.
Benny onu yakarak öldürür.Carol polttaa hänet elävänä.
Ayrıca Hindular, ölüleri yakarak küllerini Ganj Nehri'ne dökerler.Samasta syystä monet haluavat tuhkansa ripoteltavan jokeen.
Bunun üzerine annesi aşağıdaki ağıdı yakar.Sitten hän käytti äitinsä irrotettua päätä tikkatauluna.
Benny onu yakarak öldürmüştür.Negan poltti hänet elävänä.
Huma: Kendini yakarak tüketen ve küllerinden yeniden doğan efsanevi kuş.Feniks-lintu, joka kuollessaan paloi ja syntyi uudelleen tuhkasta.
Kocatarla kızları, Baygın durur can yakar.Linnut vaikenevat, Kuhala.
Şehri terk ederken cemaat evlerini yakarlar.Lähden isänmaastani, kotikaupunkini palaa.
Büyük yıldızlar yakıtlarını çok hızlı yakarlar ve ömürleri kısa olur.Τα μεγάλα αστέρια καταναλώνουν τα καύσιμά τους πολύ γρήγορα και είναι βραχύβια.
Yakarma, Tanrıya yalvarma, dileme, isteme.Lyd Gud, Gør ret, Vig for ingen.
Büyük yıldızlar yakıtlarını çok hızlı yakarlar ve ömürleri kısa olur.Store stjerner brænder deres brændsel meget hurtigt og har kort levetid.
Canınızı yakarlar.How you doin.
Kendisine saygısızlık yapıldığında çok kızar ve her tarafı yakar.I sin ensomme fortvivlelse knuser og ødelægger han alt om sig.
Yaklaşık 2000 kişi ziyarete gelip mum yakarlar.Omkring 6000 mennesker besøger stævnet.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.Besætningen var reduceret til det minimale for sikker sejlads.
RAB İshak'ın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.Gud besvarte til sist Isaks bønner og Rebekka ble gravid.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.Bønnen har ulike formål, for eksempel takksigelse, lovprisning, tilbedelse, klage, ønske eller forbønn.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.I stedet forsøkte passasjerene å ro ut til skipet i en færing.
Zombiler onu yediğinde Jalapenoya benzer olarak zombileri yakar.De som blir bitt ender selv opp som zombier.
Sachs evinin önündeki feneri yakar ve sokak aydınlığa bürünür.Han tilbringer tiden foran datamaskinen på rommet sitt, med lysene av.