Yakartop veya yakantop, bir çocuk oyunu.Pinta o Juego de persecución, juego infantil.
Paige intikamını Shane'in kaykay dükkanını yakarak alır.Tom destruye la carrera de Owen en venganza.
Nakarat kısmı "Aşkın ateşi yakarmış ateşi, duydunuz mu aşkın ateşi(ni)?¿Su alma está quemando en el fuego del infierno o su corazón quema con el fuego de amor?" .
O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayan / Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın”.Non sceglietevi amici tra loro, finché non emigrano per la causa di Allah.
Canınızı yakarlar.Voi soffrite.
Allah'a her yakaracağı anda aşırı saygı beslediği mürşid, pir ya da şeyh'inin adını zikreder.Al termine di ogni Orazione si recita un Pater, Ave, Gloria.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.I naufraghi ne dovevano prendere una per ogni tratta.
Anlamıyorum!" diye yakarır Xander.Non avete vergogna?» dice Varenka.
Fatiha suresi aynı zamanda bir dua ve yakarıştır.Lo Shabbat è un giorno di celebrazione così come di preghiera.
Benny onu yakarak öldürmüştür.Ma la sua bella l'ha bruciata.
Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akılalmaz şeyleri sana bildireyim.Воззови ко Мне – и Я отвечу тебе, покажу тебе великое и недоступное, чего ты не знаешь.
Metnin tamamında toplam 75 kez güneş tanrısı Re'ye yakarışlar vardır.В первой части совершалось взывание к 75 именам бога солнца Ра.
En sonunda bir sigara yakar.Я прошу сигарету.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.Моряки уложили его на подвесную парусиновую койку.
Tom fişeği yakar, fıçının içine atar.Том окунает ложку в свой яд, и у неё обугливается кончик.
Bununla birlikte, Phocas, Narses'i canlı canlı yakarak idam ettirdi.Однако, Алиса сожгла созданное ею существо.
Sekaniler ölülerini geleneksel olarak yakarlardı.Похоже смерть застала этих людей за обычными занятиями.
Buna ek olarak, bazen madalya sahipleri refraktör kil ile çalışırlar ve daha sonra yakarlar.Кроме того, иногда медальеры работают и с огнеупорной глиной, которую потом обжигают.
Huma: Kendini yakarak tüketen ve küllerinden yeniden doğan efsanevi kuş.Птица Феникс — птица, обладающая способностью сжигать себя и возрождаться из пепла.
Aynı miktardaki enerji 40 wattlık bir lambayı 2,5 saat yakarken 50 wattlık lambayı 2 saat yakar.40-ваттная лампочка потребит (выделит) такое же количество энергии за 2,5 часа.
Şehri terk ederken cemaat evlerini yakarlar.Перед уходом жители сожгли свои дома.
Konaklardaki ayvazlar, bekçilik yapar, gelenleri karşılar, yemek servisi yapar, ocağı yakardı.Бомжи собираются на помойках, воруют, ищут еду и теплое место для ночлега.
Bu yakarışının sonunda Ağustos ayının ortasında Ankara'ya kar yağar.К Рождеству вместо снега он посылает нам пыль.
Bu sefer Mersin Yörükleri onların mahallesini yakar.На этот раз субмарине наращивают корпус.
O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayan / Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın”.Не пожирайте риба, стремясь удвоить долг, и бойтесь Аллаха.»
Nibbles fişeğin barutunu boşaltır, fişeği yakar ve içine girer.Нибблз нарушает девиз, указанный выше, вытаскивает из своего подгузника фейерверк и зажигает его.
Dr. Loomis, çakmağını yakarak odayı ateşe verir.Кэмерон щёлкает зажигалкой, и дом взрывается.
Peçe, Doktor'un yüzüne elini sürer ve onu yakarak rejenerasyon yeteneğini katbettirir.Говорит Фоме, чтобы тот вложил пальцы в раны, дабы убедиться в реальности воскресшего тела.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.الأشكال الأساسية الصلاة هي الثناء، الدعاء، الشفاعة، و الشكر.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.وقام بها حراس ليلحقوا بعروة في الطريق.
Ayrıca Hindular, ölüleri yakarak küllerini Ganj Nehri'ne dökerler.أصبح يساعد على حمل الموتى من الهنود المحليين إلى المحارق ليتم نثر رمادهم على نهر الغانج.
Kendisine saygısızlık yapıldığında çok kızar ve her tarafı yakar.ويجدر الابتعاد عنه عند غضبه، فهو يدمر كل ما بطريقه.
Mevlânâ'nın geri dönmesi için yanıp yakardığı gazelleri ona sundular.فالأحداث في الموصل أجبرته على العودة.
Yakartop veya yakantop, bir çocuk oyunu.المداعبة والممازحة واللعب مع الطفل.
Büyük yıldızlar yakıtlarını çok hızlı yakarlar ve ömürleri kısa olur.Estrelas grandes consomem seu combustível muito rapidamente e têm vida curta.
Bununla birlikte, Phocas, Narses'i canlı canlı yakarak idam ettirdi.Focas, no entanto, executou Narses queimando-o vivo.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.Os marinheiros desviavam seus caminhos para oferecer-lhe sacrifícios.
Samuel'in Yehova'ya yakarması sayesinde Filistlere karşı üstünlük sağlanıp kaybedilen topraklar geri alındı.Samuel apelou a Javé, os filisteus foram decisivamente derrotados e puderam recuperar seu território.
Adı "El-Mûstensir Billâh", Allah'a kendisini zafere erdirmesi için yakaran anlamına gelmekte idi.Era necessário que Elias provasse o seu chamado por Deus, bem como a verdade sobre a sua mensagem.
Onu Buffy'lerin evinde yakarlar ve büyü ortadan kalkar.O monstro incendia a cafeteria usando um feitiço e mata Burly.
En sonunda bir sigara yakar.Op het einde wil hij weer een sigaar.
Adı "El-Mûstensir Billâh", Allah'a kendisini zafere erdirmesi için yakaran anlamına gelmekte idi.Hij beloofde haar in haar armoede te helpen als zij God zou loochenen en zich aan hem overgaf.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.De twee maakten een zeiltochtje voor hun plezier.
Bitkileri yakar. eve en uzakiki koridor yanmıştır.Zijn woning werd vernield en de inboedel werd op straat in brand gestoken.
Ayvaz dede inzivaya çekilir ve 40 gün 40 gece dua ve ibadetle Allah`a yakarır.De padisjah is de jongen erg dankbaar en de bruiloft duurt veertig dagen en veertig nachten.
Erkek evi burada gündüz kınasını yakar.Het meisje zit elke dag bij een put te spinnen.
Düşmanlarını yakarken kahkahayla seyreder.Hij lacht als hij de soldaten ziet schieten.
Ayrıca Hindular, ölüleri yakarak küllerini Ganj Nehri'ne dökerler.Ook: Wie zijn gat verbrandt, moet op de blaren zitten.
Dışarının lambasını yakar mısın?Wil je de buitenlamp even aandoen?
Lambayı yakar mısın?Wil je het licht aandoen?
O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayan / Allah'ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın”.Przeto nie bierzcie sobie opiekunów spośród nich, dopóki oni nie wywędrują razem na drodze Boga.
İnananları genelde ona refah ya da sağlık konularında yakarır.Wzywał do wiernych do zgody, miłości i cierpliwości.
Allah'tır; Samed'dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!Albowiem Bóg jest tylko możną wolą, dzięki swemu natężeniu przenikającą wszechrzeczy.
Günler boyunca özel kodlar hataları bulur ve ışık yakardı ki operatörler problemi düzeltsin.Specjalny kod znajdował te błędy i zapalał lampki ostrzegawcze, aby operatorzy mogli naprawić problem.
En sonunda bir sigara yakar.Ktoś pali papierosa.
Denizciler güvenli bir yolculuk için ona yakarırdı.Został wyznaczony do odprowadzenia rannych marynarzy w bezpieczne miejsce.
Tam sırada Michele piposunu içmek için bir kibrit yakar.Podczas kolacji Sheldon prosi o zapałkę, by zapalić papierosa.
İşte bu Mucizenin anısına Yahudiler her sene Hanuka bayramından 8 gün boyunca hanukiya yakarlar.W okresie przesilenia zimowego żydzi obchodzą trwające osiem dni Święto Świateł Chanukka.
1978 - Film yönetmeni Roman Polanski, kefaletini yakarak ABD'den Fransa'ya kaçtı.1978 – Roman Polański zbiegł z USA.
Bu yakarışlar büyücü Jezibaba'nın kalbini yumuşatır.Treść kazania szepcze mu do ucha diabeł.