Ana içeriğe geç
Sözlük

yakar ile cümle

yakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Akşamüstü kandilleri yakarken yine buhur yakacak. Böylece huzurumda kuşaklar boyunca sürekli buhur yanacak.ובהעלת אהרן את הנרת בין הערבים יקטירנה קטרת תמיד לפני יהוה לדרתיכם׃
Akşamüstü kandilleri yakarken yine buhur yakacak. Böylece huzurumda kuşaklar boyunca sürekli buhur yanacak.وحين يصعد هرون السرج في العشية يوقده. بخورا دائما امام الرب في اجيالكم.
Akşamüstü kandilleri yakarken yine buhur yakacak. Böylece huzurumda kuşaklar boyunca sürekli buhur yanacak.黃 昏 點 燈 的 時 候 、 他 要 在 耶 和 華 面 前 燒 這 香 、 作 為 世 世 代 代 常 燒 的 香
Akşamüstü kandilleri yakarken yine buhur yakacak. Böylece huzurumda kuşaklar boyunca sürekli buhur yanacak.黃昏 點燈 的 時候 、 他 要 在 耶和華 面前 燒這香 、 作為 世世代代 常 燒 的 香
Ama ben yağmuru yakarım,J'ai mis le feu à la pluie
Ama ben yağmuru yakarımMais j'ai mis le feu à la pluie
Ama ben yağmuru yakarım,Mais j'ai mis le feu à la pluie
Ama ben yağmuru yakarım,Pero prendí fuego a la lluvia
Ama ben yağmuru yakarımPrendí fuego a la lluvia
Ama ben yağmuru yakarım,Prendí fuego a la lluvia
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.A pohliadol si na trápenie našich otcov v Egypte a ich krik si počul pri Rudom mori.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Chúa có thấy sự khốn khổ của tổ phụ chúng tôi tại Ê-díp-tô, có nghe tiếng kêu la của chúng tại bên Biển đỏ,
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Du så våre fedres nød i Egypten, og du hørte deres rop ved det Røde Hav,
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Ja sinä näit meidän isiemme kurjuuden Egyptissä ja kuulit heidän huutonsa Kaislameren rannalla.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Kaulihat sengsara leluhur kami di waktu lampau; Kaudengar tangisnya di Mesir dan di Laut Teberau
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.주께서 우리 열조가 애굽에서 고난 받는 것을 감찰하시며 홍해에서 부르짖음을 들으시고
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin."Miraste la aflicción de nuestros padres en Egipto, y escuchaste su clamor junto al mar Rojo
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Och du såg till våra fäders betryck i Egypten och hörde deras rop vid Röda havet.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Og da du så vore Fædres Nød i Ægypten og hørte deres Råb ved det røde Hav,
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Popatřil jsi zajisté na trápení otců našich v Egyptě, a křik jejich vyslyšel jsi při moři Rudém.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Também viste a aflição de nossos pais no Egito, e ouviste o seu clamor junto ao Mar Vermelho;
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Ti si videl nadlogo očetov naših v Egiptu in slišal njih vpitje ob Rdečem morju;
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Tu ai văzut necazul părinţilor noştri în Egipt, şi le-ai auzit strigătele la Marea Roşie.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Tu hai visto l'afflizione dei nostri padri in Egitto e hai ascoltato il loro grido presso il Mare Rosso
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Tu vis l`affliction de nos pères en Égypte, et tu entendis leurs cris vers la mer Rouge.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Und du hast angesehen das Elend unsrer Väter in Ägypten und ihr Schreien erhört am Schilfmeer
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Wejżałeś zaiste na utrapienie ojców naszych w Egipcie, a wołanie ich wysłuchałeś nad morzem Czerwonem.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Και ειδες την θλιψιν των πατερων ημων εν Αιγυπτω, και ηκουσας την κραυγην αυτων επι την Ερυθραν θαλασσαν
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.И Ти видя теглото на бащите ни в Египет, и чу вика им при Червеното море.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Ты увидел бедствие отцов наших в Египте и услышал вопль их у Чермного моря,
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.ותרא את עני אבתינו במצרים ואת זעקתם שמעת על ים סוף׃
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.ورأيت ذلّ آبائنا في مصر وسمعت صراخهم عند بحر سوف
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.你 曾 看 見 我 們 列 祖 在 埃 及 所 受 的 困 苦 、 垂 聽 他 們 在 紅 海 邊 的 哀 求
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.你 曾 看見 我 們 列祖 在 埃及 所 受 的 困苦 、 垂聽 他 們在紅 海邊 的 哀求
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›,Cheamă-Mă, şi-ţi voi răspunde; şi îţi voi vesti lucruri mari, lucruri ascunse, pe cari nu le cunoşti.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Clama a mim, e responder-te-ei, e anunciar-te-ei coisas grandes e ocultas, que não sabes.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›'Clama a mí, y te responderé; y te revelaré cosas grandes e inaccesibles que tú no conoces
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Invocami e io ti risponderò e ti annunzierò cose grandi e impenetrabili, che tu non conosci
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Invoque-moi, et je te répondrai; Je t`annoncerai de grandes choses, des choses cachées, Que tu ne connais pas.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Kald på mig, så vil jeg svare dig og kundgøre dig store og lønlige Ting, du ikke kender.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Kiálts hozzám és megfelelek, és nagy dolgokat mondok néked, és megfoghatatlanokat, a melyeket nem tudsz.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Kliči me, in odgovorim ti in pokažem ti velike reči in nedosežne, katerih ne poznaš.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›너는 내게 부르짖으라 내가 네게 응답하겠고 네가 알지 못하는 크고 비밀한 일을 네게 보이리라
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Ropa till mig, så vill jag svara dig och förkunna för dig stora och förunderliga ting, som du icke känner.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Rop til mig, og jeg vil svare dig, og jeg vil forkynne dig store og ufattelige ting, ting som du ikke kjenner.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Rufe mich an, so will ich dir antworten und will dir anzeigen große und gewaltige Dinge, die du nicht weißt.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Volaj ku mne, a ohlásim sa ti a oznámim ti veliké veci a neprístupné, ktorých neznáš.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Volej ke mně, a ohlásímť se, a oznámímť věci veliké a tajné, o nichž nevíš.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Vraag Mij en Ik zal u enkele geheimen vertellen over wat hier gaat gebeuren.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Wołaj do mnie, a ozwęć się i oznajmięć rzeczy wielkie i skryte, o których nie wiesz.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Κραξον προς εμε και θελω σοι αποκριθη και σοι δειξει μεγαλα και αποκρυφα, τα οποια δεν γνωριζεις.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›воззови ко Мне – и Я отвечу тебе, покажу тебе великое и недоступное, чего ты не знаешь.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›Извикай към Мене, и ще ти отговоря, И ще ти покажа велики и тайни неща, Които не знаеш.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›קרא אלי ואענך ואגידה לך גדלות ובצרות לא ידעתם׃
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›ادعني فاجيبك واخبرك بعظائم وعوائص لم تعرفها.
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›你 求 告 我 、 我 就 應 允 你 、 並 將 你 所 不 知 道 、 又 大 又 難 的 事 、 指 示 你
‹Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.›你 求告 我 、 我 就 應允 你 、 並將 你 所 不 知道 、 又 大 又 難 的 事 、 指示 你
Basit bir çözüm olarak onu yakarsınız.Aici pur şi simplu arzi hârtia.
Basit bir çözüm olarak onu yakarsınız.E qui semplicemente lo elimini.
Basit bir çözüm olarak onu yakarsınız.Et ici, vous brûlez simplement le papier.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod