Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Hỡi Ðức Chúa Trời, xin hãy nghe tiếng kêu của tôi, Lắng nghe lời cầu nguyện tôi.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Hỡi_Ðức_Chúa_Trời , xin hãy nghe tiếng kêu của tôi , Lắng_nghe lời cầu_nguyện tôi .
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!하나님이여 나의 부르짖음을 들으시며 내 기도에 유의하소서
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Náčelníkovi speváckeho sboru na nápev: Neginat, to jest pieseň pri hudobnom nástroji strunovom. Dávidov.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!{Načelniku godbe; na strune. Psalm Davidov.} Sliši, o Bog, vpitje moje, pazi na molitev mojo.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Ouve, ó Deus, o meu clamor; atende � minha oração.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Přednímu z kantorů na neginot, Davidův.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!(Przedniejszemu śpiewakowi na Neginot pieśó Dawidowa.)
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Til Korherren. Til Strengespil. Af David Hør, o Gud, på mit råb og lyt til min bøn!
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Til sangmesteren, på strengelek; av David.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Untuk pemimpin kor. Dengan permainan kecapi. Dari Daud. Dengarlah seruanku, ya Allah, perhatikanlah doaku
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Veisuunjohtajalle; kielisoittimilla; Daavidin virsi.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!למנצח על נגינת לדוד שמעה אלהים רנתי הקשיבה תפלתי׃
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!لامام المغنين. على ذوات الاوتار. لداود. اسمع يا الله صراخي واصغ الى صلاتي.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!〔 大 衛 的 詩 、 交 與 伶 長 、 用 絲 絃 的 樂 器 。 〕 神 阿 、 求 你 聽 我 的 呼 求 、 側 耳 聽 我 的 禱 告
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!〔 大衛 的 詩 、 交與 伶長 、 用絲絃 的 樂器 。 〕 神阿 、 求 你 聽 我 的 呼求 、 側耳聽 我 的 禱告
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaCe qui est étonnamment ironique, c'est que la période que nous avons dépeint dans le film,
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaCiò che sembra incredibile è che il periodo che stavamo cercando di rappresentare nel film,
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı anda믿을수 없는 아이러니는, 저희가 영화에서 묘사하고자 한 기간인데, 그것은 민주주의와 사회적
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaמה שאירוני בצורה שלא תיאמן הוא התקופה שבה ניסינו להציג את הסרט, הזעקה לדמוקרטיה
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaما يثير السخرية بشكل لا يصدق هي الفترة التي حاولنا فيها تصوير فيلم ، صرخة من أجل الديمقراطية
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı anda私たちが映画の中に描こうとした 民主主義への叫び 社会の正義が
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Allez, invoquez les dieux que vous avez choisis; qu`ils vous délivrent au temps de votre détresse!
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Andate a gridare agli dei che avete scelto; vi salvino essi nel tempo della vostra angoscia!»
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Duceţi-vă şi chemaţi pe dumnezeii pe cari i-aţi ales; ei să vă izbăvească în vremea strîmtorării voastre!``
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Gå bort og rop til de guder I har valgt eder! La dem frelse eder, nu da I er i slik trengsel!
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Ga die nieuwe goden maar aanroepen, die u zelf hebt uitgekozen! Laten die u maar uit de nood redden!"
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Gån bort och ropen till de gudar som I haven utvalt; må de frälsa eder, om I nu ären i nöd.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Gå nu hen og råb til de Guder, I udvalgte eder, og lad dem frelse eder i eders Nød:"
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Geht hin und schreit die Götter an, die ihr erwählt habt; laßt euch dieselben helfen zur Zeit eurer Trübsal.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Hãy đi kêu cầu những thần mà các ngươi đã chọn; chúng nó khá giải cứu các ngươi trong cơn hoạn nạn!
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Hãy đi kêu_cầu những thần mà các ngươi đã chọn ; chúng_nó khá giải_cứu các ngươi trong cơn hoạn_nạn !
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Ide e clamai aos deuses que escolhestes; que eles vos livrem no tempo da vossa angústia.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Iďte a kričte k bohom, ktorých ste si vyvolili: nech vám tí pomôžu v čas vašej úzkosti.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››¡Id y clamad a los dioses que os habéis elegido! Que ellos os libren en el tiempo de vuestra aflicción
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Idźcież, a wołajcie do bogów, któreście sobie obrali; oni niechaj was wybawią czasu ucisku waszego.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Jděte a volejte k bohům, kteréž jste sobě zvolili; oni nechť vás vysvobodí v čas ssoužení vašeho.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››가서 너희가 택한 신들에게 부르짖어서 너희 환난 때에 그들로 너희를 구원하게 하라
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Menkää ja huutakaa avuksenne niitä jumalia, jotka olette valinneet; pelastakoot ne teidät ahdinkonne aikana."
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Pojdite in kličite k bogovom, ki ste si jih izvolili: naj vas rešijo v dan stiske vaše.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››Идете, викайте към боговете, които сте си избрали; те нека ви избавят във време на утеснението ви.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››пойдите, взывайте к богам, которых вы избрали, пусть они спасают вас в тесное для вас время.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››לכו וזעקו אל האלהים אשר בחרתם בם המה יושיעו לכם בעת צרתכם׃
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››امضوا واصرخوا الى الآلهة التي اخترتموها. لتخلصكم هي في زمان ضيقكم.
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››你 們 去 哀 求 所 選 擇 的 神 . 你 們 遭 遇 急 難 的 時 候 、 讓 他 救 你 們 罷
Gidin, seçtiğiniz ilahlara yakarın; sıkıntıya düştüğünüzde sizi onlar kurtarsın.››你 們去 哀求 所 選擇 的 神 . 你 們 遭遇 急難 的 時候 、 讓他 救 你們罷
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.ascultă din ceruri, din locul locuinţei Tale, rugăciunile şi cererile lor: şi fă-le dreptate;
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.entonces escucha en los cielos, el lugar de tu morada, su oración y su plegaria, y ampara su causa
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.exauce des cieux, du lieu de ta demeure, leurs prières et leurs supplications, et fais-leur droit;
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.Hallgasd meg a mennyekbõl, a te lakhelyedbõl az õ imádságokat és könyörgésöket, és szerezz nékik igazságot;
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.주는 계신 곳 하늘에서 저희 기도와 간구를 들으시고 저희의 일을 돌아보옵시며
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.luister dan naar hun bidden en smeken vanuit de hemel waar U woont en kom hen te hulp.
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.må du då i himmelen, där du bor, höra deras bön och åkallan och skaffa dem rätt
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.maka dari kediaman-Mu di surga hendaklah Engkau mendengar doa mereka dan mengasihani mereka
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.niin kuule taivaasta, asuinsijastasi, heidän rukouksensa ja anomisensa, hanki heille oikeus
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.ouve então do céu, lugar da tua habitação, a sua oração e a sua súplica, e defende a sua causa;
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.så høre du i Himmelen, der, hvor du bor, deres Bøn og Begæring og skaffe dem deres Ret,
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.så vil du i himmelen, der hvor du bor, høre deres bønn og ydmyke begjæring og hjelpe dem til deres rett
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.so wollest du ihr Gebet und Flehen hören im Himmel, vom Sitz deiner Wohnung, und Recht schaffen
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.ti poslušaj njih molitev in prošnjo v nebesih, v mestu prebivanja svojega, ter se potegni za njih pravdo