yakarış ile cümle

yakarış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaCe qui est étonnamment ironique, c'est que la période que nous avons dépeint dans le film,
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaCiò che sembra incredibile è che il periodo che stavamo cercando di rappresentare nel film,
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı anda믿을수 없는 아이러니는, 저희가 영화에서 묘사하고자 한 기간인데, 그것은 민주주의와 사회적
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaמה שאירוני בצורה שלא תיאמן הוא התקופה שבה ניסינו להציג את הסרט, הזעקה לדמוקרטיה
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaما يثير السخرية بشكل لا يصدق هي الفترة التي حاولنا فيها تصوير فيلم ، صرخة من أجل الديمقراطية
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı anda私たちが映画の中に描こうとした 民主主義への叫び 社会の正義が
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.ascultă din ceruri, din locul locuinţei Tale, rugăciunile şi cererile lor: şi fă-le dreptate;
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.entonces escucha en los cielos, el lugar de tu morada, su oración y su plegaria, y ampara su causa
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.exauce des cieux, du lieu de ta demeure, leurs prières et leurs supplications, et fais-leur droit;
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.Hallgasd meg a mennyekbõl, a te lakhelyedbõl az õ imádságokat és könyörgésöket, és szerezz nékik igazságot;
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.주는 계신 곳 하늘에서 저희 기도와 간구를 들으시고 저희의 일을 돌아보옵시며
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.luister dan naar hun bidden en smeken vanuit de hemel waar U woont en kom hen te hulp.
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.må du då i himmelen, där du bor, höra deras bön och åkallan och skaffa dem rätt
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.maka dari kediaman-Mu di surga hendaklah Engkau mendengar doa mereka dan mengasihani mereka
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.niin kuule taivaasta, asuinsijastasi, heidän rukouksensa ja anomisensa, hanki heille oikeus
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.ouve então do céu, lugar da tua habitação, a sua oração e a sua súplica, e defende a sua causa;
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.så høre du i Himmelen, der, hvor du bor, deres Bøn og Begæring og skaffe dem deres Ret,
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.så vil du i himmelen, der hvor du bor, høre deres bønn og ydmyke begjæring og hjelpe dem til deres rett
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.so wollest du ihr Gebet und Flehen hören im Himmel, vom Sitz deiner Wohnung, und Recht schaffen
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.ti poslušaj njih molitev in prošnjo v nebesih, v mestu prebivanja svojega, ter se potegni za njih pravdo
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.tu ascolta dal cielo, luogo della tua dimora, la loro preghiera e la loro supplica e rendi loro giustizia
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.Vyslýchejž tedy na nebesích, v místě přebývání svého, modlitbu jejich a úpění jejich, a vyveď při jejich,
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.vyslyš na nebesiach, na pevnom mieste svojho bývania, ich modlitbu a ich pokornú prosbu a učiň ich súd
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.Wysłuchajże tedy z nieba, z miejsca mieszkania twego, modlitwę ich i prośbę ich, a wykonaj sąd ich,
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.тогава Ти послушай от небето, от местообиталището Си, молитвата им и молението им, защити правото им,
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.тогда услышь с неба, с места обитания Твоего, молитву и прошениеих и сделай, что потребно для них;
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.ושמעת השמים מכון שבתך את תפלתם ואת תחנתם ועשית משפטם׃
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.فاسمع في السماء مكان سكناك صلاتهم وتضرعهم واقض قضاءهم
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.求 你 在 天 上 你 的 居 所 垂 聽 他 們 的 禱 告 祈 求 、 為 他 們 伸 冤
göklerden, oturduğun yerden dualarına, yakarışlarına kulak ver, onları kurtar.求你 在 天上 你 的 居所 垂聽 他 們的 禱告 祈求 、 為 他 們伸冤
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.A stalo sa, keď sa len dlho modlila pred Hospodinom, že Éli pozoroval na jej ústa.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Comme elle restait longtemps en prière devant l`Éternel, Éli observa sa bouche.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Continuando ela a orar perante e Senhor, Eli observou a sua boca;
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Fiindcă ea stătea multă vreme în rugăciune înaintea Domnului, Eli se uita cu băgare de seamă la gura ei.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.In ko je dolgo molila pred GOSPODOM, je Eli pazil na usta njena.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.I stalo se, když se dlouho modlila před Hospodinem, že Elí pozor měl na ústa její.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.I stało się, gdy przedłużała modlitwy przed Panem, że Heli przypatrował się ustom jej.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Ja kun hän kauan rukoili Herran edessä, tarkkasi Eeli hänen suutansa,
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.그가 여호와 앞에 오래 기도하는 동안에 엘리가 그의 입을 주목 한즉
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Lama sekali Hana berdoa, dan Eli memperhatikan mulut wanita itu
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Mentre essa prolungava la preghiera davanti al Signore, Eli stava osservando la sua bocca
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Mivelhogy pedig hosszasan imádkozék az Úr elõtt: Éli figyel vala az õ szájára;
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.När hon nu länge så bad inför HERREN och Eli därvid gav akt på hennes mun
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Således bad hun længe for HERRENs Åsyn, og Eli iagttog hendes Mund;
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Således bad hun lenge for Herrens åsyn, og Eli gav akt på hennes munn;
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Sucedió que mientras ella oraba largamente delante de Jehovah, Elí observaba la boca de ella
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Und da sie lange betete vor dem HERRN, hatte Eli acht auf ihren Mund.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Vì nàng cầu nguyện lâu dài trước mặt Ðức Giê-hô-va, Hê-li chăm xem miệng nàng;
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Vì nàng cầu_nguyện lâu_dài trước mặt Ðức_Giê - hô-va , Hê-li chăm xem miệng nàng ;
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Ενω δε αυτη εξηκολουθει προσευχομενη ενωπιον του Κυριου, ο Ηλει παρετηρει το στομα αυτης.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.А като продължаваше да се моли пред Господа, Илий забелязваше устата й.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.Между тем как она долго молилась пред Господом, Илий смотрел на уста ее;
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.והיה כי הרבתה להתפלל לפני יהוה ועלי שמר את פיה׃
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.وكان اذ اكثرت الصلاة امام الرب وعالي يلاحظ فاها.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.哈 拿 在 耶 和 華 面 前 不 住 的 祈 禱 、 以 利 定 睛 看 他 的 嘴
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.哈 拿 在 耶和華 面前 不 住 的 祈禱 、 以利 定睛 看他 的 嘴
İshak karısı için RABbe yakardı, çünkü karısı kısırdı. RAB İshakın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.Isaac rogó a Jehovah por su mujer, que era estéril. Jehovah accedió a su ruego, y Rebeca su mujer concibió
İshak karısı için RABbe yakardı, çünkü karısı kısırdı. RAB İshakın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.이삭이 그 아내가 잉태하지 못하므로 그를 위하여 여호와께 간구하매 여호와께서 그 간구를 들으셨으므로 그 아내 리브가가 잉태하였더니
İshak karısı için RABbe yakardı, çünkü karısı kısırdı. RAB İshakın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.Tedy się modlił Izaak Panu za żonę swą, iż była niepłodna; i wysłuchał go Pan, i poczęła Rebeka, żona jego.
İshak karısı için RABbe yakardı, çünkü karısı kısırdı. RAB İshakın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.И молеше се Исаак на Господа за жена си, защото беше бездетна; Господ го послуша и жена му Ревека зачна.

İlgili Sayfalar