Ana içeriğe geç
Sözlük

yakarış ile cümle

yakarış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kutan, dua, yakarış demektir.Come, come, gentle beggar.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.""Así es el barrio..." no es capricho, ni un refrito: elenco".
Arjuna'nın yakarışı Şiva'nın hoşuna gider ve onu test etmek ister.She decides to test Arjuna's love by giving him a test.
Ve bu öylesine bir yakarış, dua değildir. Bu bir şiir değildir.And it's not a mindless mantra, and it's not a poem.
Tığ işi bizim beyazlaşmış bir resife yakarışımız.This is our invocation in crochet of a bleached reef.
Hanna RABbe yakarışını sürdürürken, Eli onun dudaklarını gözetliyordu.It happened, as she continued praying before Yahweh, that Eli saw her mouth.
dualarına, yakarışlarına göklerden kulak ver ve onları kurtar.then hear in heaven their prayer and their supplication, and maintain their cause.
RAB Hizkiyanın yakarışını duydu ve halkı bağışladıfı. 7:14).Yahweh listened to Hezekiah, and healed the people.
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.So we fasted and begged our God for this: and he was entreated of us.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin."You saw the affliction of our fathers in Egypt, and heard their cry by the Red Sea ,
RABbin gözleri doğru kişilerin üzerindedir, Kulakları onların yakarışına açıktır.Yahweh's eyes are toward the righteous. His ears listen to their cry.
Duam sana erişsin, Kulak ver yakarışıma.Let my prayer enter into your presence. Turn your ear to my cry.
RAB yine de ilgilendi sıkıntılarıyla Yakarışlarını duyunca.Nevertheless he regarded their distress, when he heard their cry.
RABbi sabırla bekledim; Bana yönelip yakarışımı duydu.I waited patiently for the LORD; and he inclined unto me, and heard my cry.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Hear my cry, O God; attend unto my prayer.
Ya RAB, duamı işit, Yakarışım sana erişsin.Hear my prayer, O LORD, and let my cry come unto thee.
Umarım, Rabbime yakarışımla/Rabbim için çağrımda bahtsızlığa/eşkıyalığa düşmem."Haply in praying to my Lord I will not be deprived."
Yakarışına cevap verdik de onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.We heard him and saved him and those with him from great distress;
Allah'tır; Samed'dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!God the immanently indispensable.
Sen yakarışı en iyi duyansın!"Yea, Thou hearest prayer.'
Ve o yalvardıkları, onların yakarışından habersizdirler.Such as are heedless of their calling,
Metnin tamamında toplam 75 kez güneş tanrısı Re'ye yakarışlar vardır.Es gibt zunächst 75 Anrufungen an den Sonnengott Re.
Fatiha suresi aynı zamanda bir dua ve yakarıştır.Der Steinkohlenabbau war Segen und Fluch zugleich.
Fatiha suresi aynı zamanda bir dua ve yakarıştır.Lo Shabbat è un giorno di celebrazione così come di preghiera.
Metnin tamamında toplam 75 kez güneş tanrısı Re'ye yakarışlar vardır.В первой части совершалось взывание к 75 именам бога солнца Ра.
Bu yakarışının sonunda Ağustos ayının ortasında Ankara'ya kar yağar.К Рождеству вместо снега он посылает нам пыль.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.الأشكال الأساسية الصلاة هي الثناء، الدعاء، الشفاعة، و الشكر.
Allah'tır; Samed'dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!Albowiem Bóg jest tylko możną wolą, dzięki swemu natężeniu przenikającą wszechrzeczy.
Bu yakarışlar büyücü Jezibaba'nın kalbini yumuşatır.Treść kazania szepcze mu do ucha diabeł.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.Sådana gottgörelser är fastor, olika slags späkningar, böner, allmosor, vallfärder med mera.
Metnin tamamında toplam 75 kez güneş tanrısı Re'ye yakarışlar vardır.У першій частині відбувалося звертання до 75 імен бога сонця Ра.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Про це незнання говориться: блаженний збагнувший незнання, нерозлучне з молитвою."
RAB İshak'ın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.Izsák imádkozott érte, s Rebeka megfogant.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Mindenki szájtátva bámul, mire megszólal az egyik dolgozó: – Nem vezérorsó ez kérem, hanem húzótüske!”
Yüzbinlerin ağzında coşkulu bir yakarışın hasretini çektiği daha iyi bir çağ Gelmesi lazım, gelecek.Még jőni kell, még jőni fog Egy jobb kor, mely után Buzgó imádság epedez Százezrek ajakán.
RAB İshak'ın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.Gud besvarte til sist Isaks bønner og Rebekka ble gravid.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.Bønnen har ulike formål, for eksempel takksigelse, lovprisning, tilbedelse, klage, ønske eller forbønn.
Metnin tamamında toplam 75 kez güneş tanrısı Re'ye yakarışlar vardır.Riêng trong các bài Thánh Vịnh của David, tên của Thần El đã được nhắc tới 238 lần.
Allah'tır; Samed'dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!和御魂(にぎみたま) - 神和ぎ(かんなぎ)といわれる安寧なる神のこと。
Kutan, dua, yakarış demektir.祈願法要と茶菓子を含む。
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.」と聞いたのに対し、馳が「止まる訳ないだろ、つまんないこと聞くなよ!
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.為了平息眾人,立刻說「假的!假的!不會原諒!不會原諒!」,真意不明。
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.דוגמאות; נאמר במדרש: "ולא קרב זה אל זה" (שמות י"ד) אל תקרי ולא קרב אלא ולא קרא זה אל זה".
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.Има различни форми на молитва, като просителска молитва, смирена молитва, благодарност и хвала.
Fatiha suresi aynı zamanda bir dua ve yakarıştır.Запалването на кандило има значението едновременно на молитва и на жертвоприношение.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Tudi če mi ga prinesejo na pladnju, se ga ne dotaknem.« Nauk: Lahko je zaničevati, česar ni mogoče dobiti.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.A pohliadol si na trápenie našich otcov v Egypte a ich krik si počul pri Rudom mori.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Chúa có thấy sự khốn khổ của tổ phụ chúng tôi tại Ê-díp-tô, có nghe tiếng kêu la của chúng tại bên Biển đỏ,
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Du så våre fedres nød i Egypten, og du hørte deres rop ved det Røde Hav,
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Ja sinä näit meidän isiemme kurjuuden Egyptissä ja kuulit heidän huutonsa Kaislameren rannalla.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Kaulihat sengsara leluhur kami di waktu lampau; Kaudengar tangisnya di Mesir dan di Laut Teberau
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.주께서 우리 열조가 애굽에서 고난 받는 것을 감찰하시며 홍해에서 부르짖음을 들으시고
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin."Miraste la aflicción de nuestros padres en Egipto, y escuchaste su clamor junto al mar Rojo
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Och du såg till våra fäders betryck i Egypten och hörde deras rop vid Röda havet.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Og da du så vore Fædres Nød i Ægypten og hørte deres Råb ved det røde Hav,
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Popatřil jsi zajisté na trápení otců našich v Egyptě, a křik jejich vyslyšel jsi při moři Rudém.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Também viste a aflição de nossos pais no Egito, e ouviste o seu clamor junto ao Mar Vermelho;
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Ti si videl nadlogo očetov naših v Egiptu in slišal njih vpitje ob Rdečem morju;
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Tu ai văzut necazul părinţilor noştri în Egipt, şi le-ai auzit strigătele la Marea Roşie.
‹‹Atalarımızın Mısırda çektiklerini gördün, Kızıldenizde yakarışlarını işittin.Tu hai visto l'afflizione dei nostri padri in Egitto e hai ascoltato il loro grido presso il Mare Rosso
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod