Kendisi ‘uzman suçludur’ ve asla olay mahallinde yakalanmaz.הוא עבריין שמעולם לא נתפס, שכן "הוא אף פעם לא נמצא בזירת הפשע".
Firarilerden Seamus Tworney, Aralık 1977'ye kadar yakalanmadı.אחד האסירים, שיימס טומי, נלכד רק בדצמבר 1977.
Yakalanma yaşı altıdan sonra olduğunda ve konuşma terapisine erken başlandığında prognoz iyileşmektedir.הפרוגנוזה משתפרת כאשר הליקוי מתחיל אחרי גיל 6 וכאשר הטיפול בדיבור מתחיל מוקדם.
Miyav yakalanmamıştır.שארנייה מעולם לא נתפס.
Bu sayede uçak, düşmana ait uçaksavar sistemlerine yakalanmadan füzesini ateşleyip geri dönebilir.מעמדה זו יכול המטוס להפיל את האויב מבלי שהוא יוכל להשיב אש.
Vali, James kardeşlerin yakalanmasını en öncelikli görevi olarak belirlemişti.קריטנדן מיקם את תפיסתם של האחים ג'יימס בראש סדר עדיפויותיו.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.גם מחלקת המדינה של ארצות הברית הציעה פרס בשווי 5 מיליון דולר למידע שיוביל למעצרו.
Rafi Eitan, 1960 yılında Adolf Eichmann'ı Arjantin'de yakalanmasını sağlayan ekibin içerisindeydi.איתן היה בין היתר מופקד על מבצע לכידתו של הפושע הנאצי אדולף אייכמן בארגנטינה בשנת 1960.
Her yıl, dünya genelinde 50 ila 100 milyon arası insan hastalığa yakalanmaktadır.Всяка година от нея се заразяват от 50 до 100 милиона души по целия свят.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Тютюнопушещите са около два пъти по-рискови за заразяване в сравнение от непушачите.
En önemlisi, Dexter asla yakalanmamalısın.Менгеле, обаче, така и не бива заловен.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.Американското правителство обещава награда от 5 млн. дол. за залавянето на Анте Готовина.
Bar sürekli bırakılıp yeniden yakalanmalıdır.Всеки път я залавят и връщат обратно.
1960’lardan bu yana daha fazla sayıda insan dang hummasına yakalanmaktadır.От 1928 г. досега са опръстенени повече от 600 000 птици.
Antibiyotik tedavisinin tamel nedeni daha ciddi bir hastalığa yakalanmanın önüne geçmektir.Основната причина за лечение с антибиотици е да се намали рискът от развиване на по-сериозно заболяване.
En önemlisi, Dexter asla yakalanmamalısın.Ipak, najvažnija stavka koda je da Dexter nikad ne smije biti uhvaćen.
Hastalığa yakalanma riski toplam tütün kullanım süresiyle doğru orantılı olarak artmaktadır.Poznati rizični faktor za nastanak bolesti je pojačana upotreba zgloba šake.
Antibiyotik tedavisinin tamel nedeni daha ciddi bir hastalığa yakalanmanın önüne geçmektir.Glavni razlog liječenja antibioticima smanjivanje je rizika od dobivanja ozbiljnije bolesti.
Ü.Ç. 3001 yılında Gandalf, Gollum’un aranıp yakalanmasında Aragorn'dan yardım etmesini istedi.3001. - Aragorn se odaziva na Gandalfov upit za pomoć u traženju Golluma.
Yakalanmadan önce dört şarkı kaydedebildi.Sačuvane su mu četiri pjesme.
Yakalanmadan önce dört şarkı kaydedebildi.Iba tri piesne boli hotové pred jeho smrťou.
1769 yılında, son büyük bir Tatar saldırısı 20.000 Rus ve Ruthen köle yakalanmasıyla sonuçlandı.Z zadnjega velikega tatarskega pohoda leta 1769 so na Krim pripeljali 20.000 ruskih in rusinskih sužnjev.
Bazı vakalarda, HIV pozitif bir kimsenin 8 ila 10 yıl AIDS'e yakalanmadığı görülmüştür.Nekatere s HIV okužene osebe so lahko od 8 do 10 let brez vsakršnih simptomov.
İkili yakalanmadan oradan uzaklaşırlar.Oba sta se začela oddaljevati od zasledovalcev.
Şu anda bu kota her sene 16,000 yakalanma sayısındadır.Paroda kasmet sulaukia per 16 000 lankytojų.
İlave olarak köle yetiştiriciliği ve egzotik hayvanların yakalanması ve taşımacılığı işi yapılırdı.Pateikė pasiūlymų laukinių gyvūnų gaudymo, imobilizacijos ir transportavimo klausimais.
Haunter'ın yakalanma oranı değeri 90'dır.Kopa väärtus kreeka numbrina on 90.
Hırsızın yakalanması konusunda tartışırlar.Püütakse ka loivalisi.
Zamanının en usta avcısı haline geldi ve düşmanların tuzaklarına yakalanmama işinde daha da ustalaştı.Ta oli oma aja kõige suurem realist ja sellist suhtumist õpetas ta ka oma kadettidele.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.65 év felett, az esélye, hogy Alzheimeres vagy Parkinsonos leszel, exponenciálisan nő.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.65세가 넘어가면서 알츠하이머 병이나 파킨슨 병에 걸릴 확률이 기하급수적으로 증가하기 때문이죠.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.Ab dem Alter von 65 Jahren steigt das Risiko an Alzheimer oder Parkinson zu erkranken exponentiell.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.lub Parkinsona wzrasta wykładniczo.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.Parkinsonin taudin saamiseen kasvaa eksponentiaalisesti.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.Ve věku nad 65 let se riziko, že dostanete Alzheimerovu či Parkinsonovy nemoci zvyšuje exponenciálně.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.בגלל שמעל גיל 65, הסיכון שלך לחלות במחלת אלצהיימר או במחלת פרקינסון יגבר אקספוננציאלית
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.لان خطر الاصابه بمرض النسيان بعد عمر الـ 65 او سيزداد الشلل الاهتزازي أسيا
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.パーキンソン病にかかるリスクが急上昇するからなのです 2050年までに、およそ3200万人が80歳以上となり
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.En halua saada Alzheimerin tautia.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Ich will nicht an Alzheimer erkranken.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Ik wil geen Alzheimer krijgen.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Jag vill inte få Alzheimers sjukdom.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Je ne veux pas avoir la maladie d'Alzheimer.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.저는 알츠하이머 병에 걸리고 싶지 않습니다.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Não quero ter a doença de Alzheimer.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Nechcem dostať Alzheimerovu chorobu.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Nechci dostat Alzheimera.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Nem akarok Alzheimer-kóros lenni.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Nie chcę zachorować na Alzheimera.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Non voglio che mi venga l'Alzheimer.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.No quiero tener Alzheimer.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Nu vreau să fac Alzheimer.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Saya tidak ingin menderita Alzheimer.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Tôi thực sự không muốn bị bệnh Alzheimer.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Δε θέλω να πάθω Αλτσχάιμερ.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Не искам да получа болестта на Алцхаймер.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Я не хочу заболеть Альцгеймером.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.Я не хочу захворіти хворобою Альцгеймера.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.אני לא רוצה לחלות באלצהיימר.
Alzheimer'a yakalanmak istemiyorum.لا أريد أن أصاب بمرض الزهايمر.