Zira bir anda yakalanmak tehlikesi vardır.Personen underst riskerar att bli svårt klämd.
İnsana sebepsiz saldıran hayvanlar mümkünse yakalanmalıdır.Men om djuren missköts kan de omhändertas.
Bütün soyguncular da hızlıca olay yerinden uzaklaştı ve hiçbiri yakalanmadı.Rånarna skingrade sig snabbt och ingen greps på bar gärning av myndigheterna.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Ризик виникнення захворювання в курців вдвічі вищий ніж у людей, що не курять.
İnsana sebepsiz saldıran hayvanlar mümkünse yakalanmalıdır.З рештою, тварини можуть бути забарвлені випадково.
Miyav yakalanmamıştır.Проте гризуна не спіймали.
Eylül 1898 yılında yakalanmasından sonra Darfur Britanya Sudan Sultanlığı resmi bağımsızlığını korudu.Після захоплення у вересні 1898 Судану Великою Британією Дарфурський султанат зберігав формальну незалежність.
Hırsızın yakalanması konusunda tartışırlar.І впіймали викрадачів.
Bu gücünü şirkete yakalanmamak için kullanır.Він не користувався впливом у суспільстві.
Holmes'in cinayet şöleni Boston'da 17 Kasım 1894'te Pinkertonlar tarafından yakalanmasıyla sona erer.Вбивчі веселощі Холмса закінчилося з його арештом у Бостоні в листопаді 1894 року.
En önemlisi, Dexter asla yakalanmamalısın.Попри це, Тиро Фіхо так ніколи і не був спійманий.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.Влада США оголосила винагороду в розмірі $5 млн за затримання Гусмана Лоери.
HCV’li bir kimseden bir iğne yaralanması olan bir kişinin, %1.8 hastalığa yakalanma riski bulunmaktadır.U osoby poraněné vpichem jehly použité osobou s HCV je pravděpodobnost onemocnění přibližně 1,8 %.
En önemlisi, Dexter asla yakalanmamalısın.A hlavní pravidlo tzv. Kodexu je, že se Dexter nikdy nesmí nechat chytit.
Yetişkin yaşlarda da hastalığa yakalanmak mümkündür.Onemocnění dospělých je však také možné.
Harekat Usame bin Ladin'in yakalanmasına değin sürecekti.Tím měla přispět k dopadení Usámy bin Ládina.
Zira bir anda yakalanmak tehlikesi vardır.Té však hrozí zavření.
Antibiyotik tedavisinin tamel nedeni daha ciddi bir hastalığa yakalanmanın önüne geçmektir.Biologická léčba Biologická léčba je určena pro obzvlášť těžký průběh onemocnění.
Filmde seri yangınlar çıkartan bir kundakçının (Donald Sutherland) yakalanmasında bu olaydan yola çıkılır.Byl ztvárněn Donaldem Sutherlandem ve filmu Vzpoura z roku 2001.
Erken hipotezler Dünya'dan kopma, yakalanma ve eş birikimi içermekteydi.Rané hypotézy uvažovaly odtržení Měsíce od Země, zachycení Zemí nebo jejich společný vznik.
Polise yakalanmamak için kaçmaya başlar.Nakonec musí před policií utéct.
İkili yakalanmadan oradan uzaklaşırlar.Když odplují pryč, dvojice se vynoří.
İki yıl boyunca kurye olarak çalıştı ve birçok defa Gestapo tarafından yakalanma tehlikesi atlattı.Několik hodin mě bezpečnostní služby vyslýchaly jako u výslechu gestapa.
Kendisi ‘uzman suçludur’ ve asla olay mahallinde yakalanmaz.El este "maestrul infracțiunilor" și nu este prins niciodată la locul crimei.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Persoanele care fumează țigarete prezintă un risc de două ori mai mare decât nefumătorii.
Her yıl, dünya genelinde 50 ila 100 milyon arası insan hastalığa yakalanmaktadır.În fiecare an, între 50 și 100 milioane de oameni sunt infectați în toată lumea.
Hollanda hükümeti savaş suçlusu Ratko Mladiç'in yakalanmazsa anlaşmayı onaylamayacağını bildirdi.Guvernul olandez a refuzat să ratifice acordul până când Ratko Mladić nu avea să fie capturat.
Şimdi tek hedef yakalanmamaktır.Al treilea nu a fost încă prins.
FBI'a hiç yakalanmamış ve bir kez dahi hapis yatmamıştır.A fost prins de FBI dar a evadat din închisoare de două ori.
HCV’li bir kimseden bir iğne yaralanması olan bir kişinin, %1.8 hastalığa yakalanma riski bulunmaktadır.Amennyiben HCV-fertőzött személytől származó tűszúrás okozta sérülés jön létre, a megbetegedés esélye 1,8%.
Her yıl, dünya genelinde 50 ila 100 milyon arası insan hastalığa yakalanmaktadır.Évente a világon 50 és 100 millió közötti fertőzést okoz a vírus.
Yakalanması için dedektif Fix görevlendirilir.A tisztnek kétségtelenül kötelessége letartóztatnia őt.
İnsana sebepsiz saldıran hayvanlar mümkünse yakalanmalıdır.Például emberre támadó vadállatot meg kell ölni, ha rábukkannak.
Hırsızın yakalanması konusunda tartışırlar.Végül elkapják a tolvajokat.
Polise yakalanmamak için kaçmaya başlar.Menekülniük kell a rendőrség elől.
Holmes'in cinayet şöleni Boston'da 17 Kasım 1894'te Pinkertonlar tarafından yakalanmasıyla sona erer.A Pinkerton nyomozóiroda segítségével 1894. november 17-én kapták el Bostonban.
Miyav yakalanmamıştır.A dongót nem tudják elkapni.
Hırsızın yakalanması konusunda tartışırlar.Tämän jälkeen poliisit käyvät pidättämässä varkaan.
Miyav yakalanmamıştır.Mullah Omaria ei ole saatu kiinni.
Polise yakalanmamak için kaçmaya başlar.He joutuvat lähtemään pakoon poliiseja.
Şimdi tek hedef yakalanmamaktır.Ampujaa ei saatu kiinni.
O gardiyan Geary'nin yakalanmasına yardım edecektir.Tässä toimessa hän seuraa Valeri Gergijeviä.
Bar sürekli bırakılıp yeniden yakalanmalıdır.Lauma hajoaa ja yhdistyy uudelleen toistuvasti.
Dünya üzerinde her yıl binlerce insan bu hastalığa yakalanmaktadır.Vuosittain siihen sairastuu Suomessa tuhatkunta ihmistä.
Her yıl, dünya genelinde 50 ila 100 milyon arası insan hastalığa yakalanmaktadır.Kuten edellä on mainittu, sairautta sairastaa keskinmäärin yksi 5 000 henkilöstä maailmassa.
Charmander'ın yakalanma oranı değeri 90'dır.Freitagin maailmancupsijoitus oli 90:s.
Her yıl, 50-100 milyon arası insan dang hummasına yakalanmaktadır.Κάθε χρόνο, περίπου 50-100 εκατομμύρια άνθρωποι παρουσιάζουν δάγκειο πυρετό.
Polise yakalanmamak için kaçmaya başlar.Βγήκε στην παρανομία για να μη συλληφθεί.
Yakalanma yaşı altıdan sonra olduğunda ve konuşma terapisine erken başlandığında prognoz iyileşmektedir.Εάν διαγνωστεί εντός 12 ωρών από την έναρξη του επεισοδίου, τότε θρομβολυτική θεραπεία ξεκινάει.
Bölümün konusu Eddard Stark'ın yakalanmasıyla başlar.Plottet i episoden omhandler Eddard Starks tilfangetagelse.
Bu gemi komuta subayı tarafından yakalanmadan, dört gün boyunca denizde hareket etti.Skibet var i tjeneste i fire dage, før dets øverstbefalende kom om bord.
Hareketsizlik arttıkça kronik hastalıklara yakalanma riski artar.Uden behandling risikerer den syge kroniske funktionsnedsættelser.
Şimdi tek hedef yakalanmamaktır.Den mangler på Anholt.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Folk, der ryger cigaretter, har en næsten dobbelt så høj risiko for at få TB som ikke-rygere.
Cinayetlerin çözülmesi ve suçluluların yakalanmasında ortağı FBI'dan ajan Seeley Booth'a yardım eder.Dette begynder at ændre sig, da hun kommer i kontakt med Specialagent Seeley Booth fra FBI.
Bu anıt, kentin yakalanmasından sonraki birkaç ay içinde 1945'te inşa edildi.Minnesmerket ble bygget i 1945, bare måneder etter at byen var erobret.
Ancak Mihrali dağa çıktığından yakalanmaz.Berge kom ikke inn på Stortinget.
Harland, Will'in yakalanmadan önce parayı sakladığına inanmaktadır.Lecter drepte minst ni personer før han ble arrestert av Will Graham.
İkili yakalanmadan oradan uzaklaşırlar.Foreldra forer de to veker etter at de er ute.
Hırsızın yakalanması konusunda tartışırlar.De setter en felle for å fange skurken.