Ki bu da elektronların çekirdekteki protonlar tarafından yakalanması anlamına gelir.A pak tu máme něco, co se nazývá elektronový záchyt. Což znamená, že elektrony jsou v jádru zachyceny protony.
Ki bu da elektronların çekirdekteki protonlar tarafından yakalanması anlamına gelir.w zasadzie chodzi o to, że protony zostają wychwycone przez protony w jądrze
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Để ý rằng đây là mẫu vật của bảo tàng, nên không có chuyện các bạn bị dính cúm gia cầm đâu.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Es ist zwar ein Museumsexemplar, aber die Vogelgrippe bekommen Sie davon nicht.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Harap diingat bahwa itu adalah koleksi museum namun tidak ada flu burung di sana.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Hou er rekening mee dat het een museumstuk is, maar je loopt geen risico op vogelgriep.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Je to muzejní exemplář, takže se nemusíte obávat ptačí chřipky.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.이것은 박물관 소품입니다. 조류 독감에 걸릴 위험이 없습니다.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Observați vă rog că e un specimen de muzeu, dar nu sunt riscuri să luați gripa aviară.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Pamiętajcie, że to eksponat muzealny, ale nie grozi zarażeniem ptasią grypą.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Por favor tengan en cuenta que es un espécimen de museo, no hay ningún riesgo de contraer la gripe aviar.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Prosím, vedzte, že toto je muzejný exemplár, ale určite z neho nedostanete vtáčiu chrípku.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Tenham em conta que é um exemplar de museu mas não há hipótese de apanharem gripe das aves.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Vegyék figyelembe kérem, hogy ez egy múzeumi darab, nem fognak madárinfluenzát kapni tőle.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Veuillez noter qu'il s'agit d'un spécimen de musée, mais aucun risque d'attraper la grippe aviaire.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Σημειώστε πως είναι δείγμα μουσείου, αλλά δεν υπάρχει περίπτωση να κολλήσετε τη γρίπη των πτηνών.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Зауважте, будь ласка, це музейний експонат, і не хвилюйтесь, ви не підчепите пташиний грип.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.Пожалуйста, не забывайте, что это музейный экспонат, но не переживайте, вы не заразитесь птичьим гриппом.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.שימו לב בבקשה שזהו פריט מוזיאוני, אבל אין סיכוי שתחטפו את שפעת העופות.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.أرغب أن أنوّه إلى أنّه نموذج من المتحف، لكن لن يعرّضك للإصابة بانفلونزا الطيور.
Lütfen dikkat edin, o bir müze örneği, ancak kuş gribine yakalanma olasılığınız yok.鳥インフルエンザに かかる心配はありませんよ 受賞後 私の人生は一変しました
Mozambik'in Azılı Suçlusu Nini Satar'ın yakalanması, Halktan Kuşkucu Tepki AldıCaptura de infame criminal mozambiqueño Nini Satar genera escéptica reacción pública
Mozambik'in Azılı Suçlusu Nini Satar'ın yakalanması, Halktan Kuşkucu Tepki AldıCaptura de um dos maiores criminosos de Moçambique gera debate controverso
Mozambik'in Azılı Suçlusu Nini Satar'ın yakalanması, Halktan Kuşkucu Tepki AldıMozambico: il pubblico reagisce con scettismo alla cattura del famigerato criminale Nini Satar
Mustang hala yakalanmadı mı?¿Aún no han atrapado a Mustang?
Mustang hala yakalanmadı mı?Eikö Mustangia ole saatu kiinni?
Mustang hala yakalanmadı mı?Er Mustang ikke blevet fanget endnu?
Mustang hala yakalanmadı mı?Har inte Mustang fångats än?
Mustang hala yakalanmadı mı?Mustanga jeszcze nie złapali?
Mustang hala yakalanmadı mı?Mustang non è ancora stato catturato?
Mustang hala yakalanmadı mı?O Mustang ainda não foi apanhado?
Mustang hala yakalanmadı mı?Ο Μάστανγκ δεν πιάστηκε ακόμη;
Mustang hala yakalanmadı mı?Мустанга ещё не взяли?
O bir nevi eylemi, etkileşimi ve tepkiyi izlemektir. Ama onun kendisi bu fırtınaya yakalanmaz.Valamiféleképpen figyeli a történéseket és reakciókat, melyek zajlanak.
Oklarımızla ve mızraklarımızla oynamayı seven.. Yakalanması bu kadar tavşanları bile avlamayı denemedik.Amelyik szeret a fegyverünkkel, a nyílunkkal játszani azt a nyulat sem vadásszuk le.
Olay, yakalanmamak.İmportant stiuated is don't pinch.
Ölüm oranları ve hastalığa yakalanma oranları düşüyor.Chúng có tỉ lệ tử thấp hơn và ít bệnh tật hơn.
Ölüm oranları ve hastalığa yakalanma oranları düşüyor.아이들에게 좋은 영향을 끼친다는 연구결과가 나왓습니다.
Ölüm oranları ve hastalığa yakalanma oranları düşüyor.שלהם יש פחות תמותה ותחלואה.
Ölüm oranları ve hastalığa yakalanma oranları düşüyor.التي لديها معدلات قليله من الوفيات والآمراض .
Ölüm oranları ve hastalığa yakalanma oranları düşüyor.祖母効果と呼ばれています
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.C'est d'apprendre à rester en vie, à gagner sa vie, à ne pas devenir séropositifs.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Chodzi o przeżycie, zarobek, uchronienie się przed HIV.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Chúng mong được sống sót, trang trải được cuộc sống, và không mắc HIV dương tính.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Es sind solche wie, am Leben zu bleiben, seinen Lebensunterhalt zu verdienen, nicht HIV positiv zu werden.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Het gaat om overleven, in je levensonderhoud voorzien, niet seropositief worden.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Je to ako prežiť, ako si zarobiť na živobytie, ako sa nestať HIV pozitívnym.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Le sfide sono di restare vivi, guadagnarsi da vivere, non diventare sieropositivi.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Ők az életbenmaradásért, a napi megélhetésért küzdenek, hogy ne váljanak HIV pozitívvá.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Oni musí zůstat naživu, vydělat si na živobytí, nenakazit se virem HIV.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Provocările sunt a se menţine în viaţa, a-şi câştiga existenţa, şi a nu deveni infectat cu SIDA.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Son permanecer con vida, ganarse la vida, no volverse un VIH positivo.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Είναι να μείνουν ζωντανοί, να κερδίσουν τα προς το ζην, να μην κολλήσουν τον ιό του HIV.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Задача в том, чтобы выжить, зарабатывать на жизнь и не стать ВИЧ-позитивным.
Onlar asıl hayatta kalabilme, geçinebilme, HIV'ye yakalanmama mücadelesi veriyorlar.Те са, за да останат живи, да печелят пари, да не станат ХИВ позитивни.
Onlar neyse yakalanmadi...Aku kira mereka beruntung tidak tertangkap.
Onlar neyse yakalanmadi...Cred ca au fost norocoase de nu au fost prinse.
Onlar neyse yakalanmadi...Immagino che per fortuna non mi hanno preso.
Onlar neyse yakalanmadi...Je suppose qu'elles ont eu de la chance de ne pas se faire choper.
Onlar neyse yakalanmadi...Zgaduję, że ich nie złapali.