Ana içeriğe geç
Sözlük

yakalanma ile cümle

yakalanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Onlar neyse yakalanmadi...Υποθέτω ήταν τυχερές που δεν πιάστηκαν.
Onlar neyse yakalanmadi...Я подозреваю, что им повезло, не попасться
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Deci nu vreţi dengue o dată, şi cu siguranţă nu a doua oară.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Donc , vous ne voulez par avoir la dengue, et vous ne la voulez sûrement pas une deuxième fois.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Knokkelkoorts wil je dus niet één keer, en zeker niet opnieuw krijgen.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.그러니 뎅기열은 한 번이라도 안 걸리는 것이 좋아요. 물론 두 번은 절대 걸리면 안 되겠죠.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Man will also kein Dengue bekommen, und ganz bestimmt kein zweites Mal.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Nie chcecie więc zachorować raz, a już na pewno nie dwa razy.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Por isso, não queremos apanhar dengue uma vez, e ainda menos a queremos apanhar mais vezes.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Por tanto, no quieren dengue una vez, y ciertamente no lo quieren otra vez.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Quindi è meglio non prendere la dengue una volta, e certamente meglio non prenderla di nuovo.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Så man vil bestemt ikke have denguefeber en gang, og man vil helt sikkert ikke have det igen.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Szóval senki nem akar dengue-lázat elkapni, és bizonyosan nem akarja még egyszer megkapni.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Věřte, že nechcete touto nemocí onemocnět jednou a určitě jí nechcete onemocnět znovu.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Vì thế bạn không muốn bị sốt xuất huyết 1 lần và bạn chắc chắc không muốn bị lần nào nữa.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.В общем, это крайне неприятная хворь, а уж тем более, если вы заболеваете ей повторно.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Краще не хворіти на денґе, а хворіти повторно - і поготів.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.Така че не искате да хващате денга веднъж, а камо ли повторно.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.אז ברור שלא הייתם רוצים להידבק בדנגי בפעם הראשונה, וודאי שלא שוב.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.إذن فأنت لا تريد أن تلتقط حمى الضنك مرة وبالتأكيد لا تريد أن تلتقطها أكثر من مرة.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.二度は絶対いやでしょう ではなぜ、急速に広まっているのでしょうか
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Coloana ei nu e suficient de puternică ca să nu fie afectată atunci când o prinzi.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Cột sống của cô ấy vẫn là không đủ mạnh để chịu lực tác động từ bạn mà không bị tổn thương.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Haar ruggengraat is niet sterk genoeg om door jou gevangen te worden zonder schade op te lopen.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Ihre Wirbelsäule ist nicht stark genug, um von dir ohne Verletzungen aufgefangen zu werden.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Jej kręgosłup nie jest na tyle mocny, żeby można go było złapać bez uszkodzeń.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.여러분이 그녀를 붙잡았을 때 그녀의 척추가 아무 상처도 없을 만큼 튼튼하지 않은 것이 문제죠.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.La sua spina dorsale è troppo debole per essere afferrata senza danni.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Njena hrbtenica je prešibka, da bi jo ujeli brez poškodb.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Os vossos braços podem ter força para a apanharem sem partirem os vossos ossos.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Sa colonne vertébrale n'est pas assez solide pour que vous l'attrapiez sans dommages.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Su columna vertebral no es tan fuerte para que la puedas atrapar sin hacerle daño.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.А в тому, що її хребет не такий міцний, щоб зашитися цілим після цього.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.Её позвоночник не достаточно силён, чтобы быть пойманным вами без повреждения.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.עמוד השדרה שלה לא חזק מספיק להיתפש על ידיכם בלי להינזק.
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.العمود الفقري ليس قوياً لكي تلتقطها من دون احداث ضرر
Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil.君にキャッチされると折れてしまう そのへんのドアをはぎ取って
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.누군가, "저의 암 발병률은 50%입니다."라고 말하면, 저희가 "좋은 소식이네요."
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Badany mówił, że na 50% zachoruje na raka, i dostawał dobrą wiadomość, że przeciętna zachorowalność to 30%.
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Dacă cineva spunea "Probabilitatea ca eu să sufăr de cancer e 50%", iar noi spuneam:
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Dus als iemand zei: "Mijn kans om kanker te krijgen is 50%", en wij zeiden: "Hé, goed nieuws.
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Så hvis nogen sagde, "Min sandsynlighed for at få kræft er cirka 50 procent," og vi sagde, "Hey, godt nyt.
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Så om någon sa, "Min sannolikhet att drabbas av cancer är 50 procent," och vi säger, "Hallå, goda nyheter.
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Se alguém diz: "A minha probabilidade de cancro é de 50%." E nós dizemos:
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Takže ak niekto povedal: "Pravdepodobnosť, že ochoriem na rakovinu je 50 %," a my sme odvetili:
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Takže když někdo řekl: "Pravděpodobnost, že dostanu rakovinu, je 50 %," a my na to: "Máme dobrou zprávu.
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Άρα αν κάποιος έλεγε, "Οι πιθανότητές μου να χτυπηθώ από καρκίνο είναι 50%," κι εμείς λέγαμε, "Έχω καλά νέα!
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Ако някой каже: "Вероятността да се разболея от рак е 50 процента" и кажем: "Хей, добра новина.
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.Тому, якщо хтось казав: "Моя імовірність захворіти на рак становить 50 відсотків", І ми казали:
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.אם מישהו אמר: "הסבירות שלי לסבול מסרטן היא 50 אחוזים", ואנחנו אמרנו לו: "הי, חדשות טובות,
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.فإذا قال أحدٌ "إمكانية إصابتي بالسرطان هي 50%"، و قلنا "إسمع! خبر سار.
Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde ve biz "Haberler iyi.私たちが「朗報だよ 平均確率は30%だよ」と言うと
Örneğin, birisi "Kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 50." dediyse,예를들어, 누군가, "제가 암에 걸리 가능성은 약 50%입니다."라고 말하면,
Örneğin, birisi "Kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 50." dediyse,Například když někdo řekl: "Pravděpodobnost, že budu mít rakovinu, je asi 50 %," a my jsme řekli:
Örneğin, birisi "Kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 50." dediyse,Például, ha valakii azt mondta, "Annak a valószínűsége, hogy rákom lesz kb.
Örneğin, birisi "Kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 50." dediyse,Por exemplo, se alguém diz: "A minha probabilidade de sofrer de cancro "é de cerca de 50%," e nós dizíamos:
Örneğin, birisi "Kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 50." dediyse,"Probabilitatea ca eu să sufăr de cancer e cam 50%", iar noi le spuneam:
Örneğin, birisi "Kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 50." dediyse,Så for eksempel, hvis nogen sagde, "Min sandsynlighed for at få kræft er cirka 50 procent."
Örneğin, birisi "Kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 50." dediyse,Tak napríklad, ak niekto povedal: "Šanca, že dostanem rakovinu je asi 50 percent."
Örneğin, birisi "Kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 50." dediyse,Например, если кто-то говорит: "Вероятность того, что я заболею раком — 50 процентов".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod