yakalama ile cümle

yakalama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bugün'ün konusu anı yakalamak.حسناً، موضوع اليوم هو رسم الحركه.
Bugün'ün konusu anı yakalamak.では 始めて
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.그리고 뱀을 죽이지 않습니다. 우리에게 전화해서 그걸 잡으라고 했었답니다.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.Sie haben sie nicht getötet, sondern uns gerufen, um sie zu fangen.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.והם לא הרגו אותה. הם קראו לנו שנלכוד אותה.
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.لكنهم لايقتلونها بل يلاحقوها من اجل قبضها
Bu nedenle bu yılanı da öldürmediler. Onu yakalamamız için bizi aradılar.私達はここ3年で100匹以上の
Bunlar bir tanesini yakalama şansım oldu,전 운 좋게 이 물고기 한 마리를 잡은 적이 있어요.
Bunlar bir tanesini yakalama şansım oldu,והיה לי מספיק מזל לצלם אחד כזה
Bunlar bir tanesini yakalama şansım oldu,و كنت محظوظة جدا للامساك بواحدة من هذه
Bunlar bir tanesini yakalama şansım oldu,アフリカの北西沿岸でトロール網の調査にかかりました
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.Chciałem bowiem uzyskać pewne wrażenie skały.
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.돌 처럼 보이게 만들고 싶었거든요.
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.Parce que je voulais obtenir un peu l'effet de la pierre.
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.Perché volevo ottenere l'effetto della pietra.
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.Porque quería lograr un poquito del efecto piedra.
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.Want ik wilde een beetje een steeneffect.
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.Защото исках да постигна ефект на камък.
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.Потому что мне хотелось создать эффект камня.
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.כי רציתי לקבל אפקט של אבן.
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.لأني أردت الحصول على شكل حجري
Bunun sebebi, taş görüntüsünü yakalamak istememdi.微小のダイアモンド片を使って
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Akarják vala azért õt megfogni; de senki sem veté reá a kezét, mert nem jött még el az õ órája.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Da suchten sie ihn zu greifen; aber niemand legte die Hand an ihn, denn seine Stunde war noch nicht gekommen.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Då ville de gripa honom; dock kom ingen med sin hand vid honom, ty hans stund var ännu icke kommen.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.De søgte da at gribe ham; og ingen lagde Hånd på ham, thi hans Time var endnu ikke kommen.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.De søkte da å få grepet ham; men ingen la hånd på ham, for hans time var ennu ikke kommet.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Ei căutau deci să -L prindă; şi nimeni n'a pus mîna pe El, căci încă nu -I sosise ceasul.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Entonces procuraban prenderle, pero nadie puso su mano sobre él, porque todavía no había llegado su hora
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Gledali so torej, da bi ga zgrabili; ali nihče ni položil nanj roke, ker ura njegov še ni bila prišla.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.I hledali ho jíti, ale žádný nevztáhl ruky na něho, nebo ještě byla nepřišla hodina jeho.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.I szukali, jakoby go pojmać; ale żaden nie ściągnął nań ręki; bo jeszcze nie przyszła godzina jego.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.저희가 예수를 잡고자 하나 손을 대는 자가 없으니 이는 그의 때가 아직 이르지 아니하였음이러라
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Procuravam, pois, prendê-lo; mas ninguém lhe deitou as mãos, porque ainda não era chegada a sua hora.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Vậy , họ kiếm thế bắt Ngài ; nhưng không ai tra tay_trên Ngài , vì giờ Ngài chưa đến .
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Vậy, họ kiếm thế bắt Ngài; nhưng không ai tra tay trên Ngài, vì giờ Ngài chưa đến.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Vtedy ho hľadali jať, ale nikto nepoložil na neho ruky, lebo ešte nebola prišla jeho hodina.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.И искали схватить Его, но никто не наложил на Него руки, потому что еще не пришел час Его.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Тогава Исус пак рече: Истина, истина ви казвам, Аз съм вратата на овцете.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.Шукали тодї, щоб схопити Його, та ніхто не зняв на Него руки, бо ще не прийшла година Його.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.ויבקשו לתפשו ואיש לא שלח בו יד כי לא בא עתו׃
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.فطلبوا ان يمسكوه. ولم يلق احد يدا عليه لان ساعته لم تكن قد جاءت بعد.
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.他 們 就 想 要 捉 拿 耶 穌 . 只 是 沒 有 人 下 手 、 因 為 他 的 時 候 還 沒 有 到
Bunun üzerine Onu yakalamak istediler, ama kimse Ona el sürmedi. Çünkü Onun saati henüz gelmemişti.他 們 就 想要 捉拿 耶穌 . 只是 沒有人 下手 、 因 為 他 的 時候還沒 有 到
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Azért jöttünk le ide, hogy találjunk egy sztorit, nem igaz?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Přišli jsme sem dolů kvůli tématu, nebo ne?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Przyszliśmy tu po historię, prawda?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Tulimme tänne alas, saadaksemme jutun, eikö tultukin?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Viemos aqui para conseguir uma história, não foi?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Vi kom ner hit för att få en berättelse, inte vi?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Vinimos aquí para conseguir una historia, ¿no?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Vinimos aquí para conseguir una historia, ¿no?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?We kwamen hier naar beneden voor een verhaal, niet?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Wir sind hier runter gekommen um eine Story zu holen, oder nicht?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Ήρθαμε εδώ για να βρούμε ένα θέμα, σωστά?
Buraya bir hikaye yakalamaya geldik, değil mi?Дошли смо овде по причу, зар не?
Bu sayı, fazladan bir tavşanı yakalamak için vazgeçmek zorunda kaldığım böğürtlen sayısı ile eşit. .Ale to je přesně kolik bych se musel vzdát, abych získal králíka navíc.
Bu sayı, fazladan bir tavşanı yakalamak için vazgeçmek zorunda kaldığım böğürtlen sayısı ile eşit. .그것아 바로, 토끼를 한마리 더 얻기 위해 제가 지불해야만 하는 양이죠.
Bu sayı, fazladan bir tavşanı yakalamak için vazgeçmek zorunda kaldığım böğürtlen sayısı ile eşit. .Але від чого доведеться відмовитися, щоб отримати додаткового кролика.
Bu şey bizi yakalamadan önce Ed'le birleşip o "Father"ın icabına bakmalıyız!Ci uniremo a Ed per far fuori quel "Padre", prima che quella cosa ci catturi!
İlgili Sayfalar