Sonra yavaş yavaş, ağaçlar devralmaya başlar, meyve, ahşap ve yakacak odun ürünleriyle.Poi, pian piano, gli alberi si attestano e forniscono frutta, legna e combustibile.
Sonra yavaş yavaş, ağaçlar devralmaya başlar, meyve, ahşap ve yakacak odun ürünleriyle.Và sau đó nữa, dần dần, cây cối sẽ bắt đầu chiếm ưu thế, sản phẩm gồm trái cây, gỗ và gỗ nhiên liệu.
Sonra yavaş yavaş, ağaçlar devralmaya başlar, meyve, ahşap ve yakacak odun ürünleriyle.Y lentamente, los árboles empiezan a prevalecer, trayendo productos provenientes de la fruta, madera, leña.
Sonra yavaş yavaş, ağaçlar devralmaya başlar, meyve, ahşap ve yakacak odun ürünleriyle.А потом деревья начнут постепенно разрастаться, принося урожай плодов, пиломатериалов и древесного топлива.
Sonra yavaş yavaş, ağaçlar devralmaya başlar, meyve, ahşap ve yakacak odun ürünleriyle.И така бавно, дърветата започват да надделяват, носейки със себе си плодове, дървесина, гориво.
Sonra yavaş yavaş, ağaçlar devralmaya başlar, meyve, ahşap ve yakacak odun ürünleriyle.מאוחר יותר יהיו שוקולד ופלפלי צ'ילי. ולאט לאט, העצים מתחילים להשתלט,
Sonra yavaş yavaş, ağaçlar devralmaya başlar, meyve, ahşap ve yakacak odun ürünleriyle.وبعد ذلك ببطئ، تبدأ الأشجار في الإنتشار، جلب الإنتاج، من الفاكهة، من الخشب، من الوقود الخشبي.
Sonra yavaş yavaş, ağaçlar devralmaya başlar, meyve, ahşap ve yakacak odun ürünleriyle.フルーツ、木材、薪などの農産物が手に入るようになります、 最後には、砂糖椰子が成長し、
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.후, 후, 하, 하, 그래서, 만약 시속 2만 5천마일로 우리가 달리면, 마찰열에 의해 얼굴을 태울겁니다.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.Če bi tekli s hitrostjo 40.000 km/h, bi nam vročina zaradi trenja sežgala obraz.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.Deci, dacă am alerga cu 40.000 km pe oră, căldura rezultată prin frecare ne-ar arde fața.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.Donc, si on courrait à 40 000 km par heure, la chaleur créée par la friction nous brûlerait le visage.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.Laufen wir also 40.000 km/h schnell, würde die durch die Reibung entstehende Wärme unser Gesicht verbrennen.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.Przy biegu z prędkością 40 000 km/h, gorąco wytworzone przez tarcie spaliłoby nam twarz.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.Se corressimo a 40 000 km/h il calore generato dall'attrito ci brucerebbe il viso.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.Если бы мы бежали со скоростью 40 2000 километров в час, тепло от трения сожгло бы наши лица.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.אז, אם היינו רצים במהירות של 39,000 קילומטר בשעה, החום מהחיכוך ישרוף את פנינו.
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.ذلك، إذا ركضنا بسرعة 25000 ميل في الساعة فإن الحرارة المتولدة من الاحتكاك سوف تحرق وجوهنا
Yani eğer saatte 40.200 km hızla koşarsak, sürtünmeden oluşan ısı yüzümüzü yakacaktır.摩擦による熱で顔が 燃え尽きてしまうだろうね 何とか熱に耐えたとしても
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Ak spravím niečo, čo vám ublíži, cítim tú bolesť.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Als ik iets doe dat jou pijn doet, voel ik die pijn.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Así, si hago algo que te hace daño, siento dolor.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Ha tehát olyasvalamit csinálok, amivel megbántalak, akkor az nekem is fáj.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Jadi jika saya melukai Anda, saya merasakannya.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Joten jos teen jotain, joka satuttaa henkilöä, tunnen kivun itsekin.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.그래서 만일 제가 여러분에게 상처를 입혔다면, 저는 그 고통을 느낍니다
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Por isso se eu fizer algo que te magoa, sinto essa dor.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Quindi se faccio qualcosa che vi ferisce, sento quel dolore.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Så hvis jeg gør noget der gør ondt på dig, føler jeg smerten.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Si je fais quelque chose qui vous fait mal, je sens votre douleur.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Takže jestli ti někdo ublíží, bolest pocítím také.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Thế nên nếu tôi làm điều gì đó khiến bạn bị tổn thương, tôi cũng cảm thấy sự đau đớn đó.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Wenn ich etwas tue, das dich verletzt, fühle ich den Schmerz.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Έτσι, αν κάνω κάτι που σε πληγώνει, νιώθω τον πόνο σου.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Поэтому если я сделал вам больно, я тоже чувствую боль.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Т.е. ако аз правя нещо, което те наранява, аз чувствам тази болка.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.Тобто, якщо я зроблю вам боляче, я теж відчуватиму біль.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.לכן אם אני עושה משהו שכואב לאחר, אני מרגיש את הכאב.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.فإذا قمت مثلاً بعمل شيء يؤذي مشاعرك، أحس بهذا الألم.
Yani, eğer sizin canınızı yakacak bir şey yaparsam, bu acıyı ben de hissederim.それを避ける傾向があります