esenlik kurbanı olarak sunulan sığırda olduğu gibi ayıracak. Bunları yakmalık sunu sunağı üzerinde yakacak.כאשר יורם משור זבח השלמים והקטירם הכהן על מזבח העלה׃
esenlik kurbanı olarak sunulan sığırda olduğu gibi ayıracak. Bunları yakmalık sunu sunağı üzerinde yakacak.كما تنزع من ثور ذبيحة السلامة ويوقدهنّ الكاهن على مذبح المحرقة.
esenlik kurbanı olarak sunulan sığırda olduğu gibi ayıracak. Bunları yakmalık sunu sunağı üzerinde yakacak.與 平 安 祭 公 牛 上 所 取 的 一 樣 . 祭 司 要 把 這 些 燒 在 燔 祭 的 壇 上
esenlik kurbanı olarak sunulan sığırda olduğu gibi ayıracak. Bunları yakmalık sunu sunağı üzerinde yakacak.與 平安 祭 公牛 上 所取 的 一 樣 . 祭司 要 把 這些燒 在 燔祭 的 壇上
Gittiği yolda öfke ateşinde kendi kalbini yakacak.Hvis han fortsætter sådan, - - vil han brænde hjertet i stykker med sit eget had.
Gittiği yolda öfke ateşinde kendi kalbini yakacak.Jeśli się nie zreflektuje, spali własne serce w ogniu nienawiści.
Gittiği yolda öfke ateşinde kendi kalbini yakacak.Pela forma como estava, ele vai queimar o coração dele nas chamas do ódio.
Gittiği yolda öfke ateşinde kendi kalbini yakacak.Por el camino que va, acabará quemando su propio corazón entre las llamas del odio.
Gittiği yolda öfke ateşinde kendi kalbini yakacak.Se continua così, finirà per bruciare il suo cuore nelle fiamme dell'odio.
Gittiği yolda öfke ateşinde kendi kalbini yakacak.Som han håller på- -kommer han att bränna sönder sitt eget hjärta med sitt hat.
Gittiği yolda öfke ateşinde kendi kalbini yakacak.Tätä menoa hän polttaa oman sydämensä vihan liekeissä.
Gittiği yolda öfke ateşinde kendi kalbini yakacak.Έτσι όπως πάει, θα κάψει την ίδια την καρδιά του στις φλόγες του μίσους.
Gittiği yolda öfke ateşinde kendi kalbini yakacak.Если так пойдёт и дальше, он сожжёт своё собственное сердце в этом пламени ненависти.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Lemak binatang untuk kurban pengampunan dosa harus dibakar di mezbah
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Người cũng phải lấy mỡ của con sinh tế chuộc tội mà xông trên bàn thờ.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Người cũng phải lấy mỡ của con sinh tế chuộc tội mà xông trên bàn_thờ .
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Och fettet av syndoffersdjuret skall han förbränna på altaret.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Og fettet av syndofferet skal han brenne på alteret.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Og Syndofferets Fedt skal han bringe som Røgoffer på Alteret.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Ook het vet van het zondoffer moet hij op het altaar verbranden.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Também queimará sobre o altar a gordura da oferta pelo pecado.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.und das Fett vom Sündopfer auf dem Altar anzünden.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.A bûnért való áldozat kövérjét pedig füstölögtesse el az oltáron.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.A tuk oběti za hřích páliti bude na oltáři.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.A tuk obeti za hriech bude kadiac páliť na oltári.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.E farà ardere sull'altare le parti grasse del sacrificio espiatorio
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Entonces hará arder sobre el altar el sebo del sacrificio por el pecado
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Iar grăsimea jertfei de ispăşire s'o ardă pe altar.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Il brûlera sur l`autel la graisse de la victime expiatoire.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.In naj zažge tolstino daritve za greh na oltarju.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Ja syntiuhrin rasvan hän polttakoon alttarilla.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.속죄제 희생의 기름을 단에 불사를 것이요
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.Το δε στεαρ της περι αμαρτιας προσφορας θελει καυσει επι του θυσιαστηριου.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.А тлъстината на приноса за грях да изгори на олтара.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.а тук жертвы за грех воскурит на жертвеннике.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.ואת חלב החטאת יקטיר המזבחה׃
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.وشحم ذبيحة الخطية يوقده على المذبح.
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.贖 罪 祭 牲 的 脂 油 、 要 在 壇 上 焚 燒
Günah sunusunun yağını sunakta yakacak.贖罪祭牲 的 脂油 、 要 在 壇上 焚燒
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.A Áron bude na ňom kadiť kadivo z voňavých vecí, každého rána; keď upraví lampy, vtedy to bude kadiť.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aäron moet elke morgen als hij de lampen in orde maakt, geurige kruiden op het altaar verbranden.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aarón quemará incienso aromático sobre él; lo quemará cada mañana cuando prepare las lámparas
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aaron va arde pe el tămîie mirositoare; va arde tămîie în fiecare dimineaţă, cînd va pregăti candelele;
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aaron y fera brûler du parfum odoriférant; il en fera brûler chaque matin, lorsqu`il préparera les lampes;
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.A będzie kadził na nim Aaron kadzeniem z wonnych rzeczy na każdy poranek; przygotowawszy lampy, będzie kadził.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aronne brucerà su di esso l'incenso aromatico: lo brucerà ogni mattina quando riordinerà le lampad
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.I kaditi bude na něm Aron kadidlem z vonných věcí; každého jitra, když spraví světla, kaditi bude.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.In Aron naj zažiga na njem blagodišeče kadilo; vsako jutro, ko pripravlja svetilnice, naj zakadi.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.아론이 아침마다 그 위에 향기로운 향을 사르되 등불을 정리할 때에 사를지며
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Mỗi buổi sớm mai, khi A-rôn làm đèn, sẽ xông hương tại nơi đó.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Mỗi buổi sớm_mai , khi A-rôn làm đèn , sẽ xông hương tại nơi đó .
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Og Aron skal brenne velluktende røkelse på det; hver morgen når han steller lampene, skal han brenne den.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.På det skal Aron brænde vellugtende Røgelse; hver Morgen, når han gør Lamperne i Stand, skal han antænde den.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Setiap pagi pada waktu Harun datang untuk menyiapkan lampu, ia harus membakar dupa harum di atas mezbah itu
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Und Aaron soll darauf räuchern gutes Räuchwerk alle Morgen, wenn er die Lampen zurichtet.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.И всяка заран Аарон нека кади над него благовонен темян; когато приготвя светилата нека кади с него.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.На нем Аарон будет курить благовонным курением; каждоеутро, когда он приготовляет лампады, будет курить им;
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.והקטיר עליו אהרן קטרת סמים בבקר בבקר בהיטיבו את הנרת יקטירנה׃
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.فيوقد عليه هرون بخورا عطرا كل صباح. حين يصلح السرج يوقده.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.亞 倫 在 壇 上 要 燒 馨 香 料 作 的 香 . 每 早 晨 他 收 拾 燈 的 時 候 、 要 燒 這 香