yak ile cümle
yak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O bir beyefendi, yakışıklı, zeki ve zengindir.He is a gentleman, handsome, clever, and rich.
O, yakışıklı ve akıllıdır.He is handsome and clever.
O, yakışıklı bir genç adamdır.He is a handsome young man.
O kötü bir soğuk algınlığına yakalandı.He is suffering from a bad cold.
O kendini kötü bir şekilde yaktı.He burned himself badly.
Topu yakalamak için elini kaldırdı.He put up his hand to catch the ball.
O yaklaşık benim yaşımda.He is about my age.
O, bir kibrit yaktı.He struck a match.
Yakında buradaki havaya alışacaktır.He will soon get used to the climate here.
O yakında burada olacak mı?Will he be here soon?
Yakınlarda hastalıktan kurtuldu.He soon recovered from the illness.
O, yakında Avrupa'dan dönecek.He will return from Europe soon.
O, muhtemelen yakında gelecektir.He is likely to arrive soon.
Onun yakında geleceğinden eminim.I'm sure he'll be along soon.
O, yakında geri gelecek.He will soon come back.
Yakında eve gelmesi bekleniyor.He is expected to come home soon.
Diğer sigarayı yaktı fakat onu derhal söndürdü.He lit another cigarette, but immediately put it out.
Hoparlöre yakın dinledi.He listened closely to the speaker.
O, yakışıklı genç bir adam oldu.He became a handsome young man.
O, karanlıkta bir mum yaktı.He lit a candle in the dark.
Yakacak odun için sandalyeyi kırdı.He broke up the chair for firewood.
İpi yakaladı ve kendini kurtardı.He caught hold of a rope and saved himself.
O, istasyona yaklaştı.He approached the station.
Onun karısı bir bebek sahibi olacaklarını duyurduğunda o gafil yakalandı.He was caught off guard when his wife announced they were going to have a baby.
O, evime yakın yaşıyor.He lives near my house.
O, nasıl ateş yakacağını açıkladı.He explained how to make a fire.
O, denizin hemen yakınında yaşıyor.He lives within a stone's throw of the sea.
Bir kural olarak, o, sabahleyin yaklaşık 80:30'da ofise varır.As a rule, he arrives at the office about eight-thirty in morning.
O üç balık yakaladı.He caught three fish.
O yakındaki bir kasabada yaşıyordu.He lived in a town near by.
Yakınlardaki küçük bir kasabada yaşıyordu.He lived in a small town nearby.
O, ona biraz borç para verme konusunda amcasına yaklaştı.He approached his uncle about lending him some money.
O, polis tarafından yakalandı.He was caught by the police.
O sadece yakışıklı.He is anything but handsome.
Sol eli ile topu yakaladı.He caught the ball with his left hand.
Bir iş bulamamaktan yakındı.He complained that he couldn't find a job.
Onun ölümü yakın.He has one foot in the grave.
O yaklaşık benim beden ölçümde.He is about my size.
Yaklaşmam için çağırdı.He beckoned me nearer.
O, beni yakamdan yakaladı.He grabbed me by the collar.
Elimi yakaladı ve beni ikinci kata çekti.He caught my hand and pulled me to the second floor.
Beni elimden yakaladı.He caught me by the hand.
O, beni boynumdan yakaladı.He caught me by the neck.
Erkek kardeşimin yakın bir arkadaşıdır.He is a close friend of my brother.
Beni yaklaşık yarım saat bekletti.He made me wait for about half an hour.
Sınavda kopya çekerken yakalandı.He was caught cheating in the exam.
Her zaman odasının küçük olmasından yakınır.He is always complaining of his room being small.
Odasının küçük olmasından yakındı.He complained of his room being small.
Yakında arabayı hiç tamir ettirmedi.He had the car fixed in no time at all.
O yaklaşması zor bir adamdır.He is a hard man to approach.
Sınıfta çizgi roman okurken yakalandı.He was caught reading a comic book in class.
İki yakasını bir araya getirmeye çalışıyordu.He tried to make both ends meet.
Bir çocuğu onun saatini çalarken yakaladı.He caught a boy stealing his watch.
O, çocuğu kolundan yakaladı.He seized the boy by the arm.
O benim yakın arkadaşımHe is my close friend.
O benim yakın arkadaşım.He is my close friend.
O cana yakın görünüyor.He seems to be friendly.
O, son derece yakışıklıdır.He is tremendously handsome.
Savaş sırasında Doğuda yakalandığı sıtmayı asla gerçekten atlatamadı.He has never really got over malaria he caught in the East during the war.
O iyi bir çocuk ve daha da iyisi, çok yakışıklı.He is a good boy, and what is better, very handsome.